Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
10 ŞUBAT Salı 14:11

Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli

Aydın MERTAYAK
Aydın MERTAYAK
Giriş Tarihi : 08-07-2025 15:37

Sıra kuyruğunda biri bağırdı:

"Geç kaldım kardeşim, bir zahmet öne geçeyim!"

Kimse ses etmedi.

Beş dakika sonra aynı adam, bu kez kasada söyleniyordu:

“Bu ülkede adalet mi kaldı!”

Adalet…

Hepimizin dilinde.

Liyakat…

Sosyal medyada bayrak gibi.

Kul hakkı…

Sloganlarda en yüce değer.

Ama iş menfaate gelince herkesin eli kendi tabağında değil, başkasınınkinde.

O zaman ne adalet kalıyor, ne hak, ne de utanma.

Babam anlatmıştı bir akşam, soba çıtırtısının ve çay buharının arasında:

Eskiden, daha dünya bu kadar “uyanık” değilken, bir köyde bir imam yaşarmış.

Duaları kabul olurmuş derler ama konuşması biraz tuhafmış.

Ne zaman biri ölse, imam görevini yapar, cenazeyi yıkar, kefenler, toprağa verirmiş…

Sonra, herkesin duyacağı şekilde bazıları için bir cümle dermiş:

“Ruhuna Cicos!”

İlk duyuşta kimse anlamamış.

Ama sormaya da cesaret edememişler.

“Herhâlde eski dillerden bir dua,” demişler kendi kendilerine.

Hoca o kadar tatlı söyler, öyle içli ederdi ki son duasını…

Köylü susmuş.

Yıllar geçmiş.

İmam ölmüş.

Toprağa verilirken gençlerden biri, hocanın bu garip duasını hatırlamış:

“Ula bizim hoca hep ‘Ruhuna Cicos’ derdi ya… Biz de onun ardından diyelim mi?”

Demişler.

Dediler.

Hep bir ağızdan bağırdılar:

“RUHUNA CİCOS!”

Ve o anda…

Mezardan hafif bir titreme duyulmuş.

Sonra, toprağın altından boğuk bir ses yükselmiş:

“Eğer ben de onlar gibi şerefsiz yaşadıysam…

Benim de ruhuma Cicos!”

Babam burada bir süre susardı.

Gözlüğünü düzeltir, sonra derdi ki:

“İnsan kendi kendine ‘şerefsiz yaşadıysam’ diyebiliyorsa…

Onun hâlâ biraz vicdanı vardır, evlâdım.”

Çünkü mesele şu:

Herkes başkasının günahını konuşur,

Ama kendi aynasında lekeyi görmez.

Her dua eden erdemli değildir.

Her “hakkımı helal etmem” diyenin, hakka dair bilgisi yoktur.

Her “adalet” diyen, adil yaşamamıştır.

Ve bir gün, bazılarının mezarına gerçekten “Cicos” denecek.

Ama iş orada bitecek mi sanıyorsun?

Asıl orada başlayacak.

Çünkü mesele o kelimede değil, mesele bizde.

Sen, Cicos’u kaldırabilecek misin?

“Cicos”un ne anlama geldiğini kimse bilmedi.

Belki de bilmemekti anlamı.

Bir bilinmezliğin içinde insanın kendiyle yüzleşmesiydi.

Belki de bir lanetti…

Belki bir iç hesaplaşma.

Ama bildiğim tek şey şu:

Bir insan utanmadan yaşarsa…

Teneşirde değil, mezarda değil,

Daha bu dünyadayken ruhu çoktan çekilmiştir.

Ey dost…

Yuh, başkasına değil, kendine çek!

Bağırma, çağırma, öfkelenme demiyorum.

Et tabii ki.

Ama önce aynaya bak.

Ve eğer lanetlediğin şeyleri kendin de yapıyorsan…

Kork.

Çünkü senin de…

Ruhuna Cicos.

Aydın Mertayak

YORUMLAR
Hakan Aksoy 7 ay önce
Bu metin sadece bir hikâye değil, aynı zamanda içimize tuttuğu bir aynadır. Günümüz insanının iki yüzlü hâllerine, sloganlarla süslediği ama içini boşalttığı değerlere, çarpıcı ve tokat gibi bir dille ışık tutuyor. “Adalet”, “kul hakkı”, “liyakat” gibi kelimelerin yalnızca yazılı ve sözlü birer süs hâline geldiği bir çağda, bu yazı gerçekliğin derin yarasını parmaklıyor.

“Ruhuna Cicos” ifadesi, ilk başta tuhaf gelse de metnin sonunda bir simgeye dönüşüyor: Vicdanın en son kaldığı yer. Belki de tam anlamını bilmemek, onun etkisini daha da büyütüyor. Çünkü bilmediğimiz şey, bize sorgulama alanı açıyor — tıpkı burada olduğu gibi. Bu yazı bizi kendi içimize baktırıyor; hesap sormuyor, hesap sormayı öğretiyor.

Yazarın halk anlatısı tadındaki dili, babadan kalma bir öğüt gibi içimize işliyor. Bir mezar başı duasından evrensel bir vicdan terazisine geçiş öyle ustaca yapılmış ki, son cümlede sadece ölenler değil, yaşayanlar da titriyor: “Sen Cicos’u kaldırabilecek misin?”

Bu yazı, bizi başkalarının günahlarıyla değil, kendi iç lekelerimizle yüzleştirmeye çağırıyor.

Ve evet…

Ruhuna Cicos… dememek için daha yaşarken dürüst yaşamak gerektiğini hatırlatıyor.

Teşekkürler bu vicdanlı, sert ama samimi metin için.
DİĞER YAZILARI Yağmurda Süpürülen Düşünce “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı Yorulmak Ayağa Kalkılan Şey Kendi Sapına Eğilen Çiçek Korkuluk ve Çocuk Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” Gökyüzüne Bakan Çocuklar ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma Körle Sağırın Dünyası Ruhun Bahçıvanlığı Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir Hadsizliğin Zifiri Noktası Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. Gençliğin Hesabı Sanal Sevaplar Derneği Kötülükten Kahkaha Çıkarmak Öksürmeden Lokma Düşmez! Sorumluluk Üstüne Bir Şamata Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" Karakter mi, Terbiye mi? Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik Hayatı Ucuza Yaşamak Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? Yaşamın ve Gülmenin Devrimi Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı