Ey gönül ehli, her harfin bir hikmeti, her hikmetin bir sükûtu, her sükûtun bir secdesi vardır. Lakin bazı harfler vardır ki, kalbin derin kuyularında yankı bulur, mana denizine düşen inci gibi dalga dalga yayılır. Bugün sana Elif ile Vav’ın gizemli aşkını anlatacağım.
Elif, haysiyetin, istikametin, teklik sırrının harfidir. Dimdik durur. Ne sağa meyleder ne sola eğilir. O, Allah lafzının ilk nefesidir. Boynu bükük değildir; çünkü O, tevhidin kapısıdır. Onda ne benlik vardır, ne kibir. Sadece duruşun, sabitliğin ve yaratıcı kudretin sembolüdür.
Vav ise... Ah Vav! Boynu bükük bir aşık... Secdeye varmış bir harf gibi eğilmiş, tevazu içinde bekler. Vav doğumu, rahmi, rahmeti ve en çok da edebi temsil eder. Aşkı bilenler bilir ki, aşk, Elif gibi dimdik durmakla değil, Vav gibi boynu bükük olmaktadır. Elif vuslatın kapısıysa, Vav onun eşiğinde gözyaşı döken derviştir.
İşte o gün Elif, kendine hayran bakarken, bir yanda Vav, boynu bükük beklemekteydi. Elif’e dedi ki:
“Ben senin gibi dimdik olamam. Lakin aşkı ben bilirim. Çünkü secdeye eren bilir vuslatı.”
Elif sustu. Zira hakikat, sükûtta gizlidir. O an Elif’in kalbinde bir şey kıpırdadı: Aşk!
Elif ilk defa eğilmeyi düşündü, Vav ilk defa başını kaldırmak istedi. Ama aşk, kavuşmak değildir her zaman. Bazen Elif Elifliğinde kalır, Vav Vavlığında. Biri vakar olur, diğeri huşû. Biri “tek”tir, diğeri “tevazu”.
Derler ki, elif ile vav Kur’an harflerinin içinde iki sırdaş gibidir. Ama asıl sır, elif gibi dimdik dururken bile vav gibi boynu bükük kalabilmektir. Çünkü Hak yolunun erenleri, hem Elif gibi istikamet sahibidir, hem Vav gibi edep ehli...
Ey gönül! Sen de sor kendine: Sen Elif misin, Vav mı?
Yoksa o aşkın içinde kaybolmuş bir sessiz harf mi?..
Aydın Mertayak
















Elif’in dimdik duruşu bana, insanın kendini ve ilkelerini koruma azmini, Vav’ın boynu büküklüğü ise hayatın bize öğrettiği alçakgönüllülüğü, secdeyi ve kabullenişi hatırlattı. Metnin akışı, kalbimi adeta Kur’an harflerinin hikmetli dansına dahil etti. Özellikle “Elif ilk defa eğilmeyi düşündü, Vav ilk defa başını kaldırmak istedi” cümlesi aşkın ve insan olmanın özünü harika bir şekilde yansıtıyor.
Bu yazı, gönül ehline, sadece harflerin hikayesini değil, insanın kendi kalbindeki yolculuğunu da fısıldıyor. Okudukça insanın içinde bir sükûnet, bir tefekkür hali başlıyor. Son satırda gelen “Sen Elif misin, Vav mı? Yoksa o aşkın içinde kaybolmuş bir sessiz harf mi?” sorusu ise, metni hem bir davet hem de bir içsel sorgulama ile sonlandırıyor.
Bu derinlikli, gönül telini titreten yazı için teşekkür ederim.