Batı aydın sınıfı bugün Filistin’e bakıyor; ama görmüyor. Görmek başka, bakmak başkadır. Bakıyorlar, çünkü görüntü var. Görmüyorlar, çünkü vicdan yok. Akademik mesafe dedikleri şey, aslında ahlâkî firardır.
Darağaçları Gazze’de kurulurken, Batı üniversitelerinde cümleler kuruluyor. İpler boyunlara geçirilirken, kavramlar parlatılıyor. “Orantılı güç”, “meşru savunma”, “karmaşık tarih”… Bu kelimeler, kanı durdurmak için değil; kanı açıklamak için icat edilmiştir. Ve açıklanan her cinayet, bir süre sonra meşrulaşır.
Batı’nın entelektüeli taş atmaz. Onun eli temizdir. O yalnızca susar, bağlam kurar, dipnot düşer. Cehaletin taşı hafiftir; cahil atar, geçer. Ama profesörün suskunluğu ağırdır. Çünkü o suskunluk, katilin arkasına felsefe dizer.
Bugün Gazze’de bir çocuk ölürken, Batı’da bir makale yazılıyor. Konu: “Şiddetin döngüsel doğası.” Oysa döngü falan yoktur. Zulüm vardır ve fail bellidir. Ama failin adı anılınca kariyer riske girer. Hakikat, Batı entelijansiyasının elinde ahlâk değil; CV meselesidir.
Bir zamanlar “insan hakları” dediler. Sonra insanı şartlara bağladılar. “Eğer” dediler, “ama” dediler. Filistinli çocuk, bu cümlelerin hiçbirine sığmadı. Çünkü Batı’nın vicdanı evrensel değil; seçmelidir. Haritada bazı bedenler, teorik olarak ölebilir.
Sonra bir gül düşer. Bir hastanenin enkazından çıkarılan oyuncak, bir annenin avucunda kalan parça, bir çocuğun adı… İşte o an, Batı entelektüel çevresi gözlerini kaçırır. Çünkü somut acı, teoriyi bozar. Kan, kavramları kirletir.
En büyük ihanet, cahilden gelmez. En büyük ihanet, “biliyorum ama…” diye başlayan cümlelerden gelir. Batı’nın aydını, zulme karşı değildir; yalnızca zulmün biçimsizliğine karşıdır. Düzgün yapılmayan cinayet onu rahatsız eder. Yapılan değil.
Aşk, en çok yakınıyla imtihan eder insanı. Hakikat de en çok kendini evrensel sananlarla sınanır. Bugün Filistin, Batı aydın sınıfının ahlâk sınav kâğıdıdır ve bu kâğıt kana bulanmıştır.
Zannedilmesin ki bu suskunluk tarafsızlıktır. Tarafsızlık, cellâtla kurban arasına sandalye çekip not tutmaktır. Ve not tutanlar, yarın bu çağın utanılacak dipnotları olacaktır.
Gazze’de bombalar düşerken Batı düşünmüyor; bahane üretiyor.
Ve bilinmelidir ki bahane, modern çağın en steril suç aletidir.
Filistin’de ölenler yalnız çocuklar değildir.
Orada bugün, Batı entellektüel çevresinin ahlâk iddiası da enkaz altındadır.
Aydın Mertayak
















