Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
16 ŞUBAT Pazartesi 23:28

Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı

Aydın MERTAYAK
Aydın MERTAYAK
Giriş Tarihi : 08-03-2025 16:03

Hazan rüzgârları, dalları sararmış bir çınarın gövdesinde inlerken, bir yaprak kopar usulca… Kopar ama düşmez hemen, bir an süzülür havada, sonra toprakla buluşur, bir gülün köküne can olur belki. İnsan da böyledir işte; kimimiz çetin fırtınalara direnir, kimimiz baharın ortasında, en taze çağımızda kopar gideriz hayattan. Kübra Tekin… Adını bilmeyenler için bir yabancı, ama onu tanıyanların gönlünde hiç solmayacak bir gül, hiç sönmeyecek bir kandil!

Sivas Zara’nın yamaçlarında doğmuş bir Türkmen kızıdır Kübra. Sivas gibi mert, Sivas gibi gözü pek, Sivas gibi vefalı… Küçük yaşında belirlenmişti kaderi; okullar, kitaplar, kara tahtalar, tebeşir tozları… Daha çocukken bilirdi, o büyüyünce öğretmen olacaktı. Çocukluk hayali, alın teriyle sulandı; gecesini gündüzüne kattı, uykusunu bilgiyle süsledi, emek verdi, dua etti. Ve bir gün, elinde öğretmenlik atama kararnamesiyle Rize’nin Kalkandere’sine, Dağdibi Köyü’ne doğru yola çıktı.

Öğrencilerinin gözünde o sadece bir öğretmen değildi. O, bacıydı, anneydi, ablaydı. Kitapların yalnızca sayfalardan ibaret olmadığını, bilginin sevgiyle sunulunca anlam kazandığını gösterdi onlara. Onun sınıfında her ders, güneşli bir bahar sabahı gibiydi; tebessümüyle açardı çiçekler, sevgisiyle aydınlanırdı zihinler. Çocukların yüreğinde iz bırakmak, onların yollarına ışık olmak… İşte onun en büyük serveti buydu!

Ama ne garip, hayat bazen en güzel tebessümleri ansızın soldurur. Bir gün, neşeli sınıfının ortasında bir yorgunluk çöktü üzerine. Önce önemsemedi, bir şey olmaz dedi, biraz dinlenir geçer sandı. Ama geçmedi. Günden güne eridi, soldu, süzüldü… Sonunda o kara kelimeyle tanıştı: Lösemi. Ölüm, adını fısıldadı kulağına. Ama o, kendini değil, yavrularını düşündü. “Ben gidersem, çocuklarım ne yapar?” diye sordu sessizce. O hastane odalarında, damardan damara dolaşan ilaçlarda, ağrılarda, uykusuz gecelerde bile tek derdi onların geleceğiydi.

Ve nihayet… O gencecik beden, solmuş bir gül gibi düştü toprağa. 25 yaşındaydı… Baharında kuruyan bir çınardı artık. Ne düğün gördü ne gelinlik giydi, ama kefenle uğurlandı. Babası Servet Bey… O Servet Bey ki, bir ömrün en ağır yükünü omuzlarında taşıdı. Kızını toprağa verirken dimdik durdu. İçinde kopan fırtınaları, gözyaşlarını, isyanını yalnızca toprağa fısıldadı. Annesi, kardeşleri… Onların dünyası bir anda siyaha boyandı.

Ama Kübra gitmedi, hayır! O, sınıfın köşesindeki tozlu tahtada bir yazı, öğrencilerinin dilinde bir dua, hatıralarda ölümsüzleşen bir ses oldu. Onun adı unutulmayacak! Çünkü bazı ömürler kelebek gibi kısa ama manası koca bir çınar gibi derin olur. Kübra, hayatı boyunca şerefliydi, gidişi de öyle oldu. Ölüm bazen yenilgi değildir; bazıları, hayattan öyle şanlı göçer ki, asıl zafer orada başlar.

Ah Kübra! Sen artık bir mevsim değil, sonsuz baharsın! Senin solduğun yerde, yeni çiçekler açacak. Ve her baharda, bir öğrencinin dudaklarından dökülen ilk İngilizce kelimede, bir annenin çocuğunu okula gönderirken ettiği duada, bir babanın kızına “Öğretmen ol!” diye nasihat verdiği anda sen var olacaksın…

Ruhun şad, mekânın cennet olsun, güzel öğretmen!

Aydın Mertayak

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Yağmurda Süpürülen Düşünce “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı Yorulmak Ayağa Kalkılan Şey Kendi Sapına Eğilen Çiçek Korkuluk ve Çocuk Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” Gökyüzüne Bakan Çocuklar ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma Körle Sağırın Dünyası Ruhun Bahçıvanlığı Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli Hadsizliğin Zifiri Noktası Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. Gençliğin Hesabı Sanal Sevaplar Derneği Kötülükten Kahkaha Çıkarmak Öksürmeden Lokma Düşmez! Sorumluluk Üstüne Bir Şamata Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" Karakter mi, Terbiye mi? Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik Hayatı Ucuza Yaşamak Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? Yaşamın ve Gülmenin Devrimi Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı