Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
17 MART Salı 08:51

Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi

Aydın MERTAYAK
Aydın MERTAYAK
Giriş Tarihi : 26-11-2025 10:40

"Amerikalı şair Edvard Estlin Cummings şöyle der;
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan dünyada,
kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!.."

Eskiden insanlar kendileri gibi olmak için çabalardı; şimdi kendileri olabilmek için bankadan kredi çekiyorlar. Çünkü dünyamız büyüdükçe küçülüyor, küçüldükçe tek tipe sığıştırılmaya çalışıyor; tıpkı bütün terzilerin anlaşmış gibi herkese aynı modeli diktiği bir konfeksiyon cumhuriyeti sanki.

Tabii bu modelin adı da var: “Kendin Gibi Olma Engelleyici Tam Oturan Extra Slim Fit Kişilik.”
Giyen çıkartamıyor. Çıkarmaya çalışanı da toplumun modacıları hemen yanına çağırıyor:

— Sen böyle olmazsın, sana şu yakışır.
— Ama ben o değilim ki…
— Olsun, yeter ki yakışsın!

İşte insanın kendisiyle arasındaki savaş böyle başlıyor. Önce bir küçük düğme kopuyor; sonra fermuar bozuluyor; derken bir bakıyorsun kişi ortada yok, yerine toplumun kalıp makinesinden çıkmış yepyeni bir “başkası” gelmiş.

Geçen gün mahalledeki manavın çırağıyla konuşuyorum. Çocuk, iyi çocuk; biraz saf, biraz temiz. “Ne olacaksın büyüyünce?” dedim.
“Abi,” dedi, “normal olmak istiyorum.”

Bu cevabı duyunca oturdum kasanın üzerine, düşündüm. Vay be! Normal olmak için de artık karar, çaba, plan program gerekiyormuş. Eskiden insan zaten normal olurdu; şimdi normal olabilmek için en az iki sene halkla ilişkiler eğitimi, üç sene de toplumun beğeni kıskacı altında staj yapmak lazım.

Düşündüm sonra: Bu çırak doğru söylüyor. İnsan kendisi olabilmek için bir ömür savaşıyor, başkası olmak içinse sadece bir dakikalık onay yetiyor. O bir dakika yok mu o bir dakika… İnsanlığın tüm yokuşlarını düz ediyor, tüm virajlarını kesiyor. Ne çok ihanet o bir dakikaya sığdı da haberimiz olmadı!

Sokakta yürürken görüyorum; herkes kendi içine sığınmış, ama o iç de dışarıdan gelen talimatlarla döşenmiş. Kimsenin koltuğu kendine göre değil, kimsenin masası kendi boyunda değil. Hepimiz başka birinin tasarladığı bir evin misafir odasında yaşıyoruz. Ev bizim ama anahtar başkasında.

Bir de şu var tabii: Kendin olma savaşını ilan edince millet seni bir tuhaf karşılıyor. “Ne gerek var kardeşim?” diyorlar. “Akıntıya aykırı yüzersen su yorar.” Eh, haklılar. Akıntıya kapılıp gitmek hem kolay hem bedava. Ama insan hiç olmazsa boğulacağı suyu kendi seçmek ister be kardeşim!

Ben bu savaşı yıllar önce açtım; hâlâ kaybediyorum. Çünkü karşımda koskoca bir Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi var. Departmanları da şöyle:

Benzetme ve Kalıba Sıkıştırma Müdürlüğü,

Aynılaştırma ve Standartlaştırma Dairesi,

Ne Diyecekler Başkanlığı,

Bir de en tehlikelisi: Kendini Beğendirmeler Müsteşarlığı.


Her sabah bunlarla toplantı yapıyoruz. Onlar beni değiştirmeye çalışıyor, ben de kendimi kendime iade etmeye çalışıyorum. Şimdiye kadar kimin kazandığı belli değil ama savaş sürüyor.

Çünkü insanın kendisi olarak kalabilmesi, dünyanın en eski mesleğidir; aynı zamanda en zorudur. Bir kere başladın mı da emekliliği yoktur.

Ama olsun. Kendin olmanın emekliliği yoksa, başkası olmanın da maaşı yok!

Ben yine de kendi payıma bir umut saklıyorum: Belki bir gün hepimiz kendimize döneriz. En azından dönüş yolu bellidir:
Sokağı geç, kalabalığı aş, aynaya bak — işte orada duruyor.

Yeter ki o aynadaki yüzün, başkasının ısmarlama suratı olmaya karar vermediği bir an bul. O bir anı yakaladın mı savaşın da zaferin de senindir.

Zira kendin olmak, belki de günümüzün en büyük sivil direnişidir.
Ama öyle sokakta pankart taşıyan, megafonla bağıran türden değil; daha sessiz, daha inatçı, daha derinden gelen bir direniş… Kişi bazen kimse duymasın diye kendi içine sakladığı bir isyanla başlatır bunu. Herkesin sevdiğini sevmemek, herkesin giydiğini giymemek, herkesin övdüğünü övmemek bile bir direniş eylemidir aslında. Bir bakarsın, kalabalığın yürüdüğü yoldan bir adım yana kaymışsındır — kimse fark etmez, ama o küçücük yan adım bile görünmez bir protesto gibidir. Çünkü kendin olmayı seçtiğin her an, seni benzetmeye çalışan o görünmez “üst kurullara” karşı sessiz bir itiraz dilekçesi verirsin. Kabul edilir mi? Bilinmez. Ama asıl mesele dilekçeyi vermeye cesaret etmektir.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı Yağmurda Süpürülen Düşünce “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı Yorulmak Ayağa Kalkılan Şey Kendi Sapına Eğilen Çiçek Korkuluk ve Çocuk Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” Gökyüzüne Bakan Çocuklar ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma Körle Sağırın Dünyası Ruhun Bahçıvanlığı Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli Hadsizliğin Zifiri Noktası Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. Gençliğin Hesabı Sanal Sevaplar Derneği Kötülükten Kahkaha Çıkarmak Öksürmeden Lokma Düşmez! Sorumluluk Üstüne Bir Şamata Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" Karakter mi, Terbiye mi? Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik Hayatı Ucuza Yaşamak Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? Yaşamın ve Gülmenin Devrimi Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı
Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar