Bir çiçek düşün: Toprağın bağrından boy vermiş, göğe uzanmış; güneşe sevdalanmış, yağmurla nişanlanmış… Sonra gün gelir; yapraklarında yorgunluk, renginde solgunluk belirir. İşte o an, nazlanmadan, sızlanmadan kendi sapına doğru eğilir. Bir başkaldırış mıdır bu? Hayır. Dosdoğru bir teslimiyet. Çünkü çiçek bilir: Kimseye yük olmadan solmak da bir edeptir.
Bugünün insanına bakıyorum; içinden çürümüş dallarını vitrine dizmiş, aşkını reklama çevirmiş, yalnızlığını cemiyet salonlarında boğmaya çalışan yığınlar… Ne garip! Ellerinde telefon, gönüllerinde çoraklık; yüzlerinde gülüş, içlerinde kasırga… Ve nihayetinde, gürültülerinin arasında bile duyulamayan o ince fısıltı:
“İnsan en çok kendi ağırlığında eğilir.”
Bir zamanlar kalabalıklar arasında büyüklük arardık; alkış ne kadar yüksekse, benliğimiz o kadar diri sanırdık. Şimdi anladım: En büyük gürültü, insanın içindeki boşluktur. Vaktiyle bir çocuğun rüyası kadar masum olan ruh, büyüdükçe kamburlaşır; çünkü hayat, her insana bir yük verir, fakat herkes o yükü taşıyamaz. Kimi yüküyle beraber büyür, kimi yükünün altında ufalır.
Ama eğilen her baş, yenilgi değildir; bazen iftiharın secdesidir.
Bir yalnızlık var: Ne sokak lambasında titreyen sarı ışık, ne gece yarısı açık kalan televizyonun sesi, ne de kalabalığın itiş kakışında duyulan boş haykırış… Asıl yalnızlık, insanın kendi içine eğildiği, kendiyle yüzleştiği andır. Çünkü orada ne rol vardır ne maske… Orada sadece hakikat durur; çıplak, ağır ve kaçınılmaz.
Çiçek solarken utanmaz; kendi gölgesine sığınır. Peki ya biz?
Yıllar geçer, yalnızlığı üzerimize giyeriz de yine de başımızı kaldırmak için bir bahane ararız.
Oysa çoğu zaman en doğru duruş, kendi içimizin ağırlığına boyun eğmektir. Bazen eğilmek düşmek değildir; toprağa yaklaşmaktır, yani aslına…
Belki de insan, gözyaşını saklayarak değil, gözyaşına sahip çıkarak olgunlaşır.
Çiçek solarken devrilmez; vakurca eğilir.
İnsan da böyledir: Yara aldıkça derinleşir, derinleştikçe susar, sustukça duyar.
Ve işte o duydukları arasında tek bir ses vardır:
“Yalnızlık, insanın en ağır ceketidir; fakat en doğru ölçüsüdür.”
Kendi Sapına Eğilen Çiçek
-
İsmet KÖSOĞLU
TRT’DEN REZALET ve TOPRAK AĞASI KÜRT
-
Gündoğdu YILDIRIM
LGS
-
Nusret Kebapçı SAHİ NE OLDU BİZE…
-
Aydın MERTAYAK
Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz
-
Metin TOPÇU
42 YIL UNUTULMAYAN ARKADAŞLIK
-
Muazzez Toğrul
YAZAR DEYİP GEÇMEYELİM
-
Muhammet UZUN Adalet Mülkün Temelidir; Peki Temel Sağlam mı?
-
Bayram Arif TURAN
Sanayıcıler ,Ah Almayın ah mustahsılın Ahi tutacak.
-
Fatih Sultan KAR
ÇAY GELDİ RİZE ŞEN OLDU
-
Adnan ONAY
ÇAYIMIZI TAHTINDAN İNDİRMEYE ÇALIŞANLAR
ÇOK OKUNANLAR
-

DEVA Partili Karal Çin’de konuştu: “Orta Koridor ile Kuşak ve Yol’un uyumu ortak geleceğe hizmet edecek”
-

Hasan Uzun: "Karadeniz'e Kurulacak İki Fabrika Bölgenin Göçünü Tersine Çevirecek"
-

17 Haziran Burası Rize
-

Rize'de Tarihi Köprü Restorasyonunda Su Hattı Patladı! 14 Mahalle Susuz Kaldı
-

Adalet Bakanı Akın Gürlek Rize’ye Geliyor
-

Çaykur Rizespor Sol Bek Transferinde Sona Yaklaştı! Hedef Zakaria Ariss
-

Çaykur Emeklisi Hikmet Alkan Of’ta Toprağa Verildi
-

İl Müdürü Öztürk: "Rize, Sporda Nüfusuna Göre Türkiye'nin En Başarılı İllerinden Biri"
-

Rize’de Tarihi Köprü Altındaki Kötü Koku Tepki Çekiyor: “Vatandaş Bu Manzarayı Hak Etmiyor”
-

Polis Memuru Sergen Berkay Yılmaz'ın Yeni Görev Yeri Trabzon Oldu














