Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
19 ŞUBAT Perşembe 02:36

Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık?

Aydın MERTAYAK
Aydın MERTAYAK
Giriş Tarihi : 18-12-2024 14:56

Ülkemizde dilden dile dolaşan, nesilden nesile aktarılan bir hayat formülü vardır. Kulağa ne kadar tanıdık geliyor, değil mi? "Okula git, sınavları geç, diploma al, iyi bir iş bul, para kazan, evlen, çocuk sahibi ol… ve işte mutlusun!"

Bu formül, toplumumuzun kutsal sloganı haline gelmiş durumda. Ancak gelin görün ki bu denklemde bir şeyler yolunda değil. Okula giden çocuk mutsuz, iş bulmuş yetişkin daha da mutsuz. Peki, nerede yanlış yapıyoruz?

Hayat, üzerinde düşünmeden tükettiğimiz en kıymetli sermayemiz. Ancak bu sermaye, “bir başkasını memnun etme” çabasıyla heba ediliyor. Daha ilkokul çağlarından itibaren bize öğretilen "başarılı ol, mutlu olursun" mottosu, aslında bir yanılsamadan ibaret. Çünkü bu sistemde başarı, başkalarının takdirine bağlı; mutluluk ise hep bir adım ötede, asla ulaşamayacağımız bir hedef gibi sunuluyor.

Yunus Emre’nin dediği gibi:

“Mal sahibi mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan,
Var, gel biraz da sen oyalan.”

Bu dizeler, hayatımızın özetini veriyor aslında. Biz, hep bir şeylerin peşinde koşarken kendimizi unutuyoruz. Çalışıyoruz, birikim yapıyoruz, koltuk kapıyoruz… Ama içimizdeki boşluk büyümeye devam ediyor. Neden? Çünkü bu dünyadaki en büyük sorumluluğumuz olan kendimizi gerçekleştirme amacını göz ardı ediyoruz.

Mal üstüne mal koyan, koltuk üstüne koltuk ekleyen insanlar… Peki ya ruhunuz? O ne durumda? Hiç sormaz mıyız kendimize: "Hayatımın bu kadarını kendim için mi yaşadım, yoksa başkalarının gölgesinde mi tükettim?"

Şimdi bir durun ve düşünün. Günler, haftalar, aylar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Hayatın içinde savrulurken, hep başkalarını memnun etmenin bir erdem olduğuna inandırıldık. Ama kimse bize, kendi ruhumuzu nasıl besleyeceğimizi öğretmedi.

Bu yazıyı bir uyanış çağrısı olarak görün. Hayat, "yarın" dediğimiz belirsizlikte değil, bugün elimizde. Kendinize şu soruyu sormaktan korkmayın: "Bu hayat gerçekten benim mi?"

Çünkü hayatta asıl başarı, başkalarının onayı değil, kendi mutluluğunuzdur.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Yağmurda Süpürülen Düşünce “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı Yorulmak Ayağa Kalkılan Şey Kendi Sapına Eğilen Çiçek Korkuluk ve Çocuk Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” Gökyüzüne Bakan Çocuklar ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma Körle Sağırın Dünyası Ruhun Bahçıvanlığı Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli Hadsizliğin Zifiri Noktası Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. Gençliğin Hesabı Sanal Sevaplar Derneği Kötülükten Kahkaha Çıkarmak Öksürmeden Lokma Düşmez! Sorumluluk Üstüne Bir Şamata Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" Karakter mi, Terbiye mi? Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik Hayatı Ucuza Yaşamak Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine Yaşamın ve Gülmenin Devrimi Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı