Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
25 TEMMUZ Cumartesi 00:13

Çocuklarımız Reklam Malzemesi Değildir

Aydın MERTAYAK
Aydın MERTAYAK
Giriş Tarihi : 24-07-2026 15:53

Eğitimde Başarı Algısını Yeniden Düşünmenin Zamanı

Her yıl aynı manzaraya tanıklık ediyoruz. LGS ve YKS sonuçları açıklandıktan sonra sosyal medya hesapları, okul panoları ve reklam afişleri tek bir söylem etrafında şekilleniyor: "Türkiye birincisi okulumuzdan çıktı.", "İlk yüzde 1'de şu kadar öğrencimiz var.", "Başarıda lideriz.", "Gurur tablomuz..."

Hiç kuşkusuz, emek veren her öğrencinin başarısı alkışlanmalıdır. Başarı görünür olmalı, gençlerimizin gayreti takdir edilmelidir. Ancak tam da burada eğitim adına sormamız gereken temel bir soru vardır:

Gerçekten kutladığımız şey eğitim başarısı mı, yoksa seçilmiş öğrencilerin bireysel başarısını kurumsal başarı gibi sunan bir algı yönetimi mi?

Bu soru sadece okulları değil; velileri, öğrencileri, öğretmenleri ve toplumun geleceğini ilgilendiren önemli bir meseledir.

Bir okulun yüzde 0,1'lik veya yüzde 1'lik başarı diliminden öğrenci kabul edip yıllar sonra yine aynı öğrencilerin yüksek puanlarla mezun olduğunu ilan etmesi, tek başına eğitim başarısını ispat etmez. Çünkü eğitim bilimi sadece sonuca değil, öğrencinin gelişim sürecine bakar.

Bugün dünyanın gelişmiş eğitim sistemlerinde giderek önem kazanan kavram **"eğitsel katma değer"**dir. Asıl soru şudur:

Öğrenci okula hangi seviyede geldi?

Mezun olurken hangi seviyeye ulaştı?

Okul ona ne kattı?

Eğer okul, zaten en başarılı öğrencileri seçip mezun ettiğinde sadece bu sonucu kendi başarısı olarak sunuyorsa, burada ölçülen şey eğitim değildir; seçme mekanizmasının sonucudur.

Daha çarpıcı bir soruyu sormaktan da çekinmemeliyiz:

Yüz öğrenci mezun eden bir okul neden sadece ilk on öğrencisini afişlere taşıyor?

Diğer doksan öğrencinin hikâyesi neden görünmüyor?

Başarı yalnızca birkaç fotoğrafa sığdırılabilir mi?

Eğitim psikolojisi bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır. Çocuklar sadece başarılı olduklarında değil, değer gördüklerinde gelişirler. Okul panolarında ve sosyal medya hesaplarında sürekli aynı yüzlerin yer alması, görünmeyen çocuklara farkında olmadan şu mesajı verir:

"Sen yeterince değerli değilsin."

Bir eğitim kurumunun istemeden de olsa oluşturduğu bu duygu, öğrencinin özgüvenini, aidiyet hissini ve öğrenme motivasyonunu zedeleyebilir. Eğitimin amacı, çocukları birbirine karşı yarıştırmak değil; her birini kendi potansiyeline ulaştırmaktır.

İşin bir başka boyutu da velilerdir. Bugün birçok aile okul seçimini eğitim anlayışına, öğretmen niteliğine, okul kültürüne veya öğrencinin gelişimine bakarak değil; sosyal medyada paylaşılan başarı afişlerine göre yapmaktadır. Böylece eğitim kurumları, farkında olmadan birer reklam markasına dönüşmektedir.

Oysa okul bir marka değildir.

Okul, insan yetiştiren bir medeniyet kurumudur.

1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu eğitimin amacını açık biçimde ortaya koymaktadır. Eğitim; millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerleri benimsemiş; düşünen, üreten, sorumluluk alan, demokratik kişiliğe sahip bireyler yetiştirmeyi hedefler. Akademik başarı bu büyük hedefin yalnızca bir parçasıdır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de aynı anlayışı benimsemekte; bilgiyi beceriyle, beceriyi değerlerle, değerleri ise karakter gelişimiyle birlikte ele almaktadır.

Öyleyse şu soruyu sormamız gerekir:

Eğer eğitim sadece sınav puanlarından ibaret olsaydı, neden sanat eğitimi, spor, rehberlik, sosyal sorumluluk, mesleki eğitim, ahlak ve değerler eğitimi okul sisteminin ayrılmaz parçaları olarak varlığını sürdürmektedir?

Çünkü insan tek boyutlu değildir.

Toplumun geleceğini sadece test çözebilen bireyler kurmaz.

İyi bir hekim kadar iyi bir teknisyen...

İyi bir mühendis kadar iyi bir çiftçi...

İyi bir akademisyen kadar iyi bir sanatçı...

İyi bir yönetici kadar iyi bir usta da bu ülkenin kalkınmasının vazgeçilmez unsurudur.

Bu nedenle meslek liseleri, imam hatip liseleri, fen liseleri, Anadolu liseleri, spor liseleri ve güzel sanatlar liseleri birbirinin rakibi değildir. Hepsi aynı milletin çocuklarına farklı alanlarda hizmet eden eğitim kurumlarıdır.

Son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığının fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla okul altyapısından dijital imkânlara, öğretmen istihdamından eğitim materyallerine kadar önemli yatırımlar yaptığı görülmektedir. Bu çabaların anlam kazanabilmesi için başarı kavramının da yeniden tanımlanması gerekir.

Artık okul başarıları yalnızca derece yapan öğrenci sayısıyla ölçülmemelidir.

Bunun yerine her okul için şu göstergeler kamuoyuyla paylaşılmalıdır:

- Öğrencinin okula giriş ve mezuniyet düzeyi arasındaki gelişim.

- Akademik katma değer.

- Öğrenci mutluluğu ve okul aidiyeti.

- Rehberlik hizmetlerinin etkililiği.

- Sanat, spor ve bilim alanındaki gelişim.

- Mesleki beceri kazanımları.

- Mezunların yükseköğretim, istihdam ve yaşam başarısı.

İşte o zaman gerçek eğitim kalitesi konuşulmaya başlanacaktır.

Bir başka önemli husus da "Türkiye birincisi" söylemidir. Bu ifade çoğu zaman başarıyı kutlamaktan çok, çocukları sembolleştirmektedir. Oysa her çocuğun omuzlarına "ülkenin en başarılı öğrencisi" etiketi yüklemek, onun psikolojik yükünü de artırmaktadır. Başarı kadar başarının yönetilmesi de eğitimin sorumluluğudur.

Bugün ihtiyacımız olan şey, birkaç öğrencinin başarısını büyüten bir eğitim dili değil; milyonlarca çocuğun potansiyelini geliştiren bir eğitim kültürüdür.

Bir okul gerçekten güçlü olduğunu göstermek istiyorsa, yalnızca tam puan alan öğrencisini değil; içine kapanık bir çocuğu yeniden hayata bağlayışını, okumayı söken öğrencisini, bir gence meslek kazandırışını, sanatla tanıştırdığı çocuğu, özgüvenini yeniden inşa ettiği öğrenciyi de anlatmalıdır.

Çünkü eğitimin gerçek mucizesi budur.

Eğitim kurumlarının görevi birkaç parlak yıldız yetiştirmek değildir; gökyüzündeki bütün yıldızların ışığını görünür kılmaktır.

Ve eğitim, hiçbir çocuğun diğerinin gölgesinde bırakılmadığı gün gerçek anlamına kavuşacaktır.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Rizeliyi Anlamak: Coğrafya ve Farklı Düşünmenin Gücü Akıntıya Karşı Yüzmeyi Öğreten Balık Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı Yağmurda Süpürülen Düşünce “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı Yorulmak Ayağa Kalkılan Şey Kendi Sapına Eğilen Çiçek Korkuluk ve Çocuk Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” Gökyüzüne Bakan Çocuklar ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma Körle Sağırın Dünyası Ruhun Bahçıvanlığı Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli Hadsizliğin Zifiri Noktası Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. Gençliğin Hesabı Sanal Sevaplar Derneği Kötülükten Kahkaha Çıkarmak Öksürmeden Lokma Düşmez! Sorumluluk Üstüne Bir Şamata Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" Karakter mi, Terbiye mi? Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik Hayatı Ucuza Yaşamak Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? Yaşamın ve Gülmenin Devrimi Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı
Haber En Son Olay Haber