Olması gerektiği gibi olmayan olayları gördükçe içim acıyor.
Hayatın doğal akışı içerisinde bir insan doğar, büyür, evlenir, çoluk çocuk sahibi olur, yaşlanır ve ölür. Bu süreç bazen aksıyor, daha yolun yarısında iken ölüm gelip kapıyı çalıyor.
İşte o zaman içim acıyor!
Ölüm ihtiyara gence bakmaz diye talihsiz bir söz vardır halk arasında.
Keşke baksa, keşke herkes normal yaşama sürecini aksamadan yaşasa, yaşayabilse! Çocuklarının mürüvvetini görmeden, torunlarını sevemeden hayattan kopup gidenler olmasa!
Çocuk annesine ve babasına emanettir. Onu besler büyütür, sever bağrına basar ve hiçbir karşılık beklemeden hayata hazırlanması için elinden gelen tüm çabayı sarf eder. Ne var ki, çocuğunu daha doğar doğmaz cami avlusuna bırakabilen, ya da çocuk yuvasına verebilen anne babalar da vardır. Bu ve buna benzer haberleri duydukça, gördükçe içim acıyor!
Keşke, küçük bir berber dükkanı açmak için insanlardan ustalık belgesi istenirken, bir insanın dünyaya getirilmesinin de bir şartı, bir ruhsatı olsa, anne baba olmaya layık olmayanlar evlat sahibi olmasalar!
Yaşlı anne babalar da yetişkin evlatlarına emanettirler. Normali, o evlatların da anne babalarını sevmeleri, saymaları, sarılıp kucaklamaları, kollayıp korumalarıdır. Ancak bunu yapmayanları, anne babasını bir köşede unutanları, ya da gerekçe ne olursa olsun bir yurt ta sahipsiz bırakanları gördükçe içim acıyor!
Keşke sosyal devlet onurlu anne babaları evlatlarına dahi muhtaç duruma düşürmese, onları açlık sınırının altında bir maaşa mahküm etmese!
Bir çocuk düşünün, annesi beslenme çantasına peynir ekmek koymakta bile zorlanırken, bir başka çocuk özel okulda verilen yemeği beğenmediği için babası cebine yüklü bir harçlık koyabiliyor. Bu dengesizlikleri duydukça, gördükçe içim acıyor!
Keşke, Milli eğitimimizin temel kanunu olan “tevhidi tedrisat kanunu” legal ve illegal yollarla ihlal edilmese, tüm çocuklarımız hiçbir ayrım gözetmeksizin adil ve eşit koşullarda eğitilebilse!
Devlet hastanelerinden randövü ya da istediği hizmeti alamayan yoksul hastaların çaresizliğini gördükçe, yaşadıkça içim acıyor!
Keşke sosyal devlet tüm yurttaşların sağlık hizmetlerini ücretsiz ve yeterli düzeyde verebilse, bu yoksul insanları ticarethaneye dönüşmüş özel hastanelerin sömürüsüne terk etmese!
Savaşlar, halk için değil, egemenlerin çıkarları için yapılan bir kanlı kavgadır. Bu kavgada ölen gençlerin yoksul halk çocukları olduğunu, şehit diye övülen bu cenazelerin hep fakir ailelerin kapılarına geldiğini gördükçe içim acıyor!
Keşke savaşlar hiç olmasa, olacaksa da, kimin çıkarları için oluyorsa onların çocukları da bu savaşlarda olsa, onlar da şehitlik mertebesinden nasiplerini alabilse!
Keşke!
Keşke
-
Metin TOPÇU
Ulaştırma Bakanı Hayal Satıyor
-
Muazzez Toğrul
SAHİ DOSTLUK NEYDİ?
-
Hasan KARAAHMETOĞLU
Ç.RİZESPOR İZMİR'DEN ELİ BOŞ DÖNÜYOR
-
Gündoğdu YILDIRIM
Çocuklar Tatil Başladı
-
Aydın MERTAYAK
Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir.
-
Nusret Kebapçı Karnedeki Atatürk…
-
İsmet KÖSOĞLU
ÇAYKUR MARKASINA SAHİP ÇIKTI
-
Ceyhun KALENDER
Beyaz Örtünün Çığlığı
-
Adnan ONAY
ÇAYIMIZ VE GELECEĞİ İÇİN TEDBİRLER
-
Mehmet Emin TOPRAK
RİZE'NİN ORTAK AKLI YOK
ÇOK OKUNANLAR
-

Sercan Yaşar itirafçı oldu mu? Sercan Yaşar kimdir?
-

İkizdere Çevre Derneği’nden Tunç Soyer’e Destek Çağrısı: “Bu Haksız Ve Hukuksuz Uygulamadan Vazgeçin”
-

İkizdere Esnaf Odası İçin 2 Aday Yarışacak
-

Fethiye’de Kas Hastası Yusuf Eymen İçin Örnek Dayanışma
-

Serkan Kaba: “Bitsin Artık Bu Katmerli Istırap”.






