Vallahi ben ne bir psikoloğum ne de eğitimci ama çok iyi gözlemleri olan, bu konuları merak edip araştıran bir anneyim.
Dinlersiniz, dinlemezsiniz, uyarsınız uymazsınız; o sizin bileceğiniz iş.
Çevrenizde mutlaka vardır inatçı insanlar ve inatçı yaşlılar.
Peki hiç aklınıza geldi mi inat nedir, neden inatçı olur bazı kişiler?
O kişi yakınınız değilse problem yok elbette, arkanızı döner gidersiniz ama yakınlarınızdan biriyse hele hele anne ya da babanızsa...
Eyvah eyvah!
"Nuh!" der "Peygamber!" demez.
Tabiri caizse sizi canınızdan bezdirir.
Peki doğuştan mı gelir inat yani genlerimizde mi var?
"Zaten bunun annesi de babası da dayısı da..." say sayabildiğin kadar. İşin uzmanları
"İnat sonradan öğrenilen bir davranış biçimidir" diyor.
Biraz daha açayım.
Çocuk daha anne karnındayken öğreniyor bazı şeyleri.
Mesela tekmeleyince, elinizle karnınızı okşayıp onunla konuşursanız; o bebek bu davranışınızla sevgiyi öğrenmeye başlar.
Beklenen gün geldi ve nur topu gibi bir oğlunuz oldu.
Allah bağışlasın!
Dünyanın en mutlu insanı o anda sizsiniz.
Yaklaşık 2-2.5 yıl pek fazla bir problem yok.
Sonra başlıyor asıl sorunlar.
O yaşlarda çocuklarda benlik duygusu gelişiyor ve siz nasıl 'sizseniz' o da 'o'!
Bunun farkına o yaşlarda varıyorlar.
Daha o yaşlarda çocuk diyor ki
"Ben de bir bireyim! Annem, babam nasıl kendi kararlarını kendileri veriyorsa ben de veririm.
Baksanıza kaşığımla kendi yemeğimi kendim yiyebiliyorum, üzerimi kendim giyebiliyorum, tuvaletimi kendim yapabiliyorum.
O halde kararlarımı da kendim verebilirim!"
Henüz mantık gelişmediği için yaptığı şeyler size batmaya başlar.
İşte o zaman karşısına dikilp günde belki 100 kere
" Hayır! "demeye başlarsınız ve her 'hayır' çocuğu isyana biraz daha yaklaştırır.
Hayat cehenneme döner.
O zaman "Evet" deyin kurtulun da diyemiyorum çünkü o 'evetler' öyle büyür ki an gelir bunun altından kalkamazsınız.
Çocuklar ham zekaya sahiptir ve bu zekaları sayesinde sizi kullanırlar. Bir kere paçayı kaptırırsanız; yandığınızın resmidir!
Sadece siz mi?
Hayır!
Onu da yakarsınız.
Her 'Hayır' ınız onu gelecekte özgüveni olmayan pısırık bir kişiliğe büründürürken, karşı koyamayacağınız o 'Evet' ler de gerçekleşmediği zaman onu inatçı bir kişi yapacaktır.
Biraz daha açalım.
"Aman, nalet olsun istediğini yapayım da sussun!" derseniz
çocuk "Haa! Demek ki neymiş?
Israr edersem kazanırım!" diye düşünür ve hiç bıkmadan istediği olana kadar bağırır, çağırır, ortalığı yıkar.
İşte tam o dönemlerde bu davranış; inadı öğrenmesini sağlar.
İlerleyen yaşlara gelindiğinde, o kişi çekilmez bir ihtiyar olur çıkar.
Peki ne yapmak lazım?
Yine uzmanlara kulak verelim.
Çocuk yetişmede üç metot vardır
Kazan kaybet!
Kaybet kazan!
Kazan kazsn!
Hemen bir örnekle bu duruma açıklık getirelim: çocuğunuz bilgisayarda oyun oynamak istiyor.
'Hayır' derseniz siz kazanırsınız, çocuk kaybeder.
'Evet' derseniz o kazanır siz kaybedersiniz.
Ama "Canım oğlum! Tamam ama bir şartım var; yalnızca yarım saat! Yoksa benim canım sıkılıyor sen oyun oynarken" gibi cümlelerle hem onu reddetmemiş olursunuz hem de siz kazanırsınız.
Dedim ya çocuk o yaşlarda
"Ben artık oldum!" duygusuna kapılır ve özgürlüğün farkına varır ama sizden kopmayı asla göze alamaz.
Bu ne zamana kadar sürer?
Tabi ki ergenliğe kadar.
"Peki, o zaman ne olur?" derseniz; gençliğe ilk adımlarını atan oğlunuz ya da kızınız kendi dünyasını kurup, orada özerkliğini ilan eder.
Sizi beğenmez!
"Yahu şu babam bunca para kazanıyor, kenarda üç kuruşu bile yok!
Ben olsam var ya!
Şimdiye dünyanın en zengin insanı olurdum!" gibi kendisinin sizden çok daha akıllı olduğunu kanıtlama derdine düşer.
Annesini beğenmez çünkü kendi kız arkadaşları gençliklerinin tüm avantajlarını kullanarak her alanda annelerinden farklı bir duruş ve tutum sergilerler.
Vatan kurtarırlar mesela.
Ayrı eve çıkmak isterler ama her türlü masraflarını sizin karşılamanız dayatmasıyla.
Özerklik ilan eden bir bölge kime karşı daha hassatır?
Tabi ki kendi yakınına, kendi öz vatanına.
Ergenin de İsyanı, kini nefreti hatta sevgisi; kendi annesi ve babasınadır. Dışarıdan onun bu aşırılıklarını sineye çekecek kimse yoktur, olamaz da!
Üç gün katlanır, dördüncüde hop sokağa.
O gençler ne kadar diklense de şunu çok iyi bilirle ki sığınacak en güvenli liman yine aileleridir.
Toparlarsak çocuk büyütmek hayli zor ve sorumluluk gerektiren bir durumdur.
Eğer bu sorumluluğu üzerinize alamayacaksanız,
LÜTFEN ÇOCUK YAPMAYIN !
Saygılarımla
Sebahat Karagöz



















