(Halâ değişen bir şey yok!)
Anlamak mümkün değil, düşündükçe devrelerim yanıyor.
Her zaman söylediğim gibi siyaset iyice çukurlaştı.
İşin en kötü tarafı da o çukur gittikçe derinleşiyor, derinleştikçe de oradan çıkan kokulardan halkımız nefes alamaz duruma geldi.
Yahu siz koskocaman bir ülke yönetiyorsunuz ya da bir sonraki dönemin müstakbel yöneticilerisiniz kedi köpek gibi bütün gün birbirinizle dalaşmaktan iş yapamaz hale geldiniz, anlamıyor musunuz?
Olmuyor Beyler!
Olmuyor Hanımlar!
Sizler toplumun önde gelen, kitlelere güzergah belirleyen kişilerisiniz!
Ağzınızdan çıkan kelimeleri kırk değil seksen süzgeçten geçirmeniz lazım geldiğini bilerek o koltuklara oturmanız gerekir!
Bizler sizi niye seçiyoruz?
Bizim düşüncelerimizi dillendirin, taleplerimizi karşılayın, ülkemiz için faydalı şeyler yapın diye değil mi? Siz ne yapıyorsunuz?
Seçildiğiniz andan itibaren silahlarınızı kuşanıp, birbirinizle savaşıyorsunuz
Bu nedenle neredeyse bir arpa boyu bile yol gidemedik.
İktidar birşey diyor muhalefet anında bin tane cevap veriyor.
Muhlefet birşey söylüyor bu sefer iktidar var gücüyle yükleniyor.
Sevgili siyasiler siz birbirinizi yerken bu millet yiyecek birşey bulamıyor.
Herkes kendine bir şemsiye bulmuş ve tüm yapılan karşılıklı çamur atmalarda onu kullanıyor.
Kimi diyor "Din, İman!"
Kimi diyor "Atatürk!"
Kimi diyor "O mezhep, bu mezhep!"
Kimi diyor "Benim Atam Osmanlı!"
Kimi diyor "Yok kardeşim önce Vatan, milliyet!"
Son zamanlarda mafyanın da işin içine girmesiyle işler iyice çığırından çıktı.
Bence bunu yapanların hepsi kukla ve iplerini aynı el tutuyor.
Bir gün birileri kalkıp bir tarafın inancına hakaret ediyor ve o cenah ayağa kalkıyor. Ertesi gün bir kesim karşısında kabul ettiği gurubun sözüm ona değerlerine küfredip el ovuşturuyor.
Peki bunlar kimin işine yarıyor?
Bundan en çok kim etkileniyor?
Gündemimiz o kadar çabuk değişiyor ki ister istemez 80 öncesi yıllar ve Kenan Evren'in
"Şartları olgunlaştırmak için bazı şeyler yapmak zorundaydık ve hak geçmesin diye bir o taraftan, bir bu taraftan astık!" mealindeki söyledikleri geliyor aklıma.
Bakın son zamanlarda yaşadıklarımıza şu mafya babasının söyledikleriyle köşeye sıkıştırılmaya çalışılan iktidar yanlıları, hoop diye çıkıp adına gündem değiştirme ya da ne derseniz deyin muhalefetin damarına bastı.
Kafalar allak bullak!
Yahu ne ara Atatürk'e getirdiniz olayı?
Herhalde dünyanın en bahtsız adamıdır ATATÜRK!
Yaşarken vatanı ve milletinin kurtuluşu için kendini feda eden, öldükten sonra da bir oraya bir buraya çekiştirilen, itilip kakılan, maalesef adı kullanışlı bir aparat haline dönüştürülen ve asla anlaşılmayan bir insandır ATATÜRK!
Tıpkı İslam gibi, tıpkı din gibi Atatürk'ü de birbirimizden duyarak; dedikodular, efsaneler ya da manüplasyonlarla bir çerçeveye oturtmak zır cahilliktir.
Sözün özü siyaset öyle bir düştü ki artık kendini bilen kişiler siyasetle aralarına mesafe koydular.
Cahil kesimler de bu alanda kendilerine kimlik ve kişilik bulma çabasına girdiler.
Hasılı bizler iktidar ve muhalefetin bir an önce kendilerini toparlamasını, Cumhuriyetimizin 100. yılına girmeye hazırlanırken CANIM TÜRKİYE' min çağdaş medeniyetlerin en üst sıralarına taşınması için ne yapılması gerekiyorsa elele vererek yapması gerektiğini aksi takdirde gelecekte isimlerinin bile anılmayacağını hatırlatmak isteriz.
YETER ARTIK SÖZ MİLLETTE!
Saygılarımla
Sebahat Karagöz
4 Haziran 2021























Birbirini karalamakla, hakaretle, kavga ederek ülke yönetilmez. Bizler artık "kimin haklı olduğu" tartışmalarını değil, "kimin halk için ne yaptığı" konuşmak istiyoruz.
Atatürk'ün adı da din gibi, bayrak gibi, maalesef oy devşirme aracı haline getirildi. Bu da en büyük saygısızlık! Oysa bu değerler birleştirici olmalıydı, ayrıştırıcı değil.
Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışan, kavga değil; birliktir, akıldır, üretimdir, adalettir. Bu çağrınıza yürekten katılıyor ve bir vatandaş olarak diyorum ki: Artık susun, çalışın!
Söz milletin ve millet artık susmuyor!