1945 çalkalanan, dengeleri altüst olmuş bir dünyanın yeniden şekillendiği milattır.
Her ne kadar biz
2.Dünya Savaşına girmemiş olsak da dümene geçen Amerika'nın aldığı her karara tıpkı diğer ülkeler gibi "Eyvallah!" demek zorunda kaldık.
Çünkü patron değişti!
O patron
"Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur" diyerek sınırları çizdi, doları ortak para birimi yaptı ve "Bundan böyle; ülkeler arasındaki ticarette enerji, ilaç ve silah alımları DOLAR'la yapılacak!" ferman buyurdu.
Darmadağın olmuş milletlerin buna uymama gibi bir lüksleri yoktu, olamazdı.
Bu kervana biz de bile isteye katıldık!
Ekonomiden siyasete, yaşam tarzımızdan eğitime kadar herşeyimiz değişti.
İşte o yıllarda Türkiye çok partili sisteme geçmek zorunda kaldı.
İyi mi oldu?
Bence değil!
Çünkü öyle bir dejenerasyon başladı ki devletten maddi destek almak için her önüne gelen parti kurdu, ülkede parti enflasyonu başladı ve hala devam ediyor.
Vallahi bazen tepemin tası atıyor
"Benim başım kel mi ülen? Ben de parti kuracağım!" demek geliyor içimden.
"Ne yapçan ha? Milleti mi kurtaracan?" diye bana sorduğunuz bu soruyu, Türkiye'de adı sanı duyulmamış onlarca partiye de sormanız lazım.
Bu ne rezalettir ya?
Kardeşim; iki olsun, üç olsun, beş olsun ama Ocak 2023 itibarıyla Türkiye'de tam 119 siyasi parti etkin durumda!
Hanginiz bunlardan 10 tanesinin adını ve başkanını biliyorsunuz?
Yazıktır, günahtır yaaa!
Bu başı bozukluktur!
Bu insanla alay etmektir!
Bu kafa karıştırmaktır!
Başkanı bile ancak birkaç oy alabilen partiler listeden silinmelidir!
Çok partili siyaset parlamenter sistemde bu ülkeye çok büyük sorunlar yaşatmıştır.
Kardeşim 10 parti birlikte hareket edecekse bu onların aynı çizgide olduğu anlamına gelmez mi? Madem öyle,neden birleşip tek parti olmuyorlar?
Böylece vatandaşın kafası karışmaz, her seçimde onca manüplasyon yapılmaz.
Onu bunu bilmem bence bir an önce parti çöplüğüne dönen bu ülkede parti sayısını en aza indirmek için acil önlemler alınmalıdır!
Saygılarımla
Sebahat Karagöz























