Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir

Aydın MERTAYAK

28-07-2025 16:53

Çocuk yetiştirme süreçlerinde yapılan temel hatalardan biri, özgüven kazandırma amacıyla çocuklara gerçekçi olmayan beklentiler aşılamaktır. Özgüvenin kendisi sorunlu değildir; ancak bireyleri, sahip olmadıkları niteliklere sahipmiş gibi büyütmek, onların kişisel sınırlarını tanımalarını ve gerçek potansiyellerini fark etmelerini engelleyebilir. Oysa sağlıklı destek, çocuğun gayretine, samimi niyetine ve somut başarısına dayandırılmalıdır.

Ne yazık ki günümüz eğitim sistemi, başarı kavramını dar kalıplara indirgemekte; çocukları çoğunlukla çoktan seçmeli sınavlara odaklanmış, psikolojik bağışıklığı düşük bireyler hâline getirmektedir. Bu yapısal zafiyetin yarattığı boşluk, uzun yıllardır popüler kültür tarafından “kişisel gelişim” başlığı altında süslenmiş, motive edici görünümlü ancak yanıltıcı söylemlerle doldurulmaktadır. Bu söylemlerin en yaygını şudur:

“İstersen yaparsın.”

Bu ifade, ilk bakışta motive edici görünse de bireyde gerçekçi olmayan beklentiler oluşturarak, uzun vadede başarısızlık hissi ve hayal kırıklığına neden olabilir. Oysa gerçek şu ki: Birey her şeyi başaramaz. Bu durum ne bireysel bir eksikliktir ne de mutlak bir başarısızlık anlamına gelir.

İnsan, biyolojik, psikolojik ve toplumsal sınırlılıklara sahip bir varlıktır. Genetik yapı, zihinsel kapasite, fiziksel uygunluk, yaş, geçmiş deneyimler, çevresel etkenler ve sosyoekonomik koşullar; bireyin yaşamındaki yönelimlerini büyük ölçüde belirler. Bu unsurları göz ardı ederek “herkes her şeyi başarabilir” demek, bireyin potansiyelini yüceltmekten ziyade onu gerçeklikten uzaklaştırır. Tavuk anatomisine sahip bir canlının kartal gibi süzülmesi nasıl mümkün değilse, her bireyin her alanda üstün başarı göstermesi de mümkün değildir.

Ve evet, tavuk da değerlidir — ama yere basmak koşuluyla.

Toplum olarak bireyleri, özellikle de gençleri, “hayallerinin peşinden koşmaları” yönünde teşvik ederken; yetenek, yatkınlık ve gerçeklik gibi belirleyici faktörleri yeterince dikkate almıyoruz. Aşağıdaki ifadeler, motivasyon kaynağı olarak sıklıkla tekrar edilmektedir:

– “Hayallerinin peşinden koş.”

– “İnsanın isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yoktur.”

– “Senden yapanın ne fazlası var?”

– “En büyük yolculuklar ilk adımla başlar.”

– “Başarı azmin gücündedir.”

– “Açılmamış kanatların büyüklüğünü bilemezsin.”

Oysa bilimsel bulgular, başarıyı yalnızca azimle değil; bilişsel kapasite, genetik yatkınlık, öğrenme biçimi, disiplin, zaman yönetimi ve en önemlisi yetenek ile ilişkilendirmektedir. Tüm bu faktörlerin bireyden bireye farklılık göstermesi, başarıya ulaşmanın tek tip bir yolu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda bireyin kendine şu temel soruları sorması önemlidir:

– Hangi alanlarda doğal bir yetkinlik sergiliyorum?

– Hangi etkinlikler sırasında zaman kavramını yitiriyorum?

– Hangi uğraşlar bana enerji veriyor, hangileri ise beni tüketiyor?

Bu sorulara verilecek dürüst yanıtlar, bireyin yönünü tayin etmesi açısından temel bir pusula işlevi görür. Aksi takdirde kişi, yanlış trene binmiş bir yolcu gibi camdan dışarı bakarak başkalarının duraklarına özenmekle yetinir.

Unutulmamalıdır ki, hayal kurmak değerli olmakla birlikte, bu hayalin gerçekleşmesi zahmetli bir sürecin ürünüdür. Bu süreçte bireyin yeteneklerini tanıması, eksiklerini kabul etmesi, keyif aldığı alanları tespit etmesi ve bu alanlarda sistemli bir çaba göstermesi gerekir. Yalnızca istemek yeterli değildir; bilimsel düşünce, kişiselleştirilmiş stratejiler ve süreklilik arz eden bir disiplin, gerçekçi hayallerin gerçeğe dönüşmesini mümkün kılabilir.

Bu durumda kişi, belki Everest’e değil; ancak kendisine ait olan zirveye ulaşabilir.

Hayat, enerjinin nereye yönlendirildiğine göre şekillenir. Uygun zemine yerleştirilen enerji gelişir; yanlış alana yönlendirilen enerji ise zamanla tükenir.

Bu, oldukça yalın bir gerçektir.

Peki, sistemin birey üzerindeki yönlendirme gücü ne düzeydedir?

Modern eğitim sistemleri, çoğu zaman bireylerin eğilimlerini dikkate almak yerine, onları kitlesel beklentilere göre şekillendirme eğilimindedir. Bu noktada “her şey mümkündür” anlayışı, özellikle eğitim sektöründe ticari bir meta hâline gelmiş; liyakatsiz fakat “uzman” pozisyonundaki aktörler eliyle gençlerin umutları üzerinden kurgulanan bir umut ekonomisine dönüşmüştür.

Sonuç olarak, her bireyin her hayali gerçekleşmeyebilir. Ancak doğru birey, doğru hedef ve doğru yöntem bir araya geldiğinde, başarı hem mümkündür hem de sürdürülebilirdir.

Önemli olan, bireyin gerçek potansiyelini tanıması ve bu potansiyelin istismar edilmesine izin vermemesidir.

Eleştirel düşün. Aldanma.

Ve kimsenin seni aldatmasına izin verme.

Kaynakça

Erden, M., & Akman, Y. (2020). Eğitim psikolojisi: Gelişim–öğrenme–öğretim. Ankara: Arkadaş Yayınevi.

Özyürek, R. (2018). Psikolojik danışma ve rehberlik: Kuramlar ve uygulamalar. Ankara: Pegem Akademi.

Selçuk, Z. (2009). “Eğitimde Umut Ekonomisi ve Gerçekçilik.” Eğitim ve Bilim, 34(153), 5–9.

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00