Yağmurda Süpürülen Düşünce

Aydın MERTAYAK

07-02-2026 20:13

İnsan zihni dediğin şey, vücut gibidir; neresi ağrıyorsa oraya yığılır. Ayağına çivi batan adama “memleket meseleleri” anlatamazsın. Aç adama adalet, korkana estetik… Hepsi lüks. İnsan önce yaşamak ister. Zaten insanlık da bugüne kadar bu sayede gelmiştir. Ama işte ne tuhaf ki, aynı yöntemle bugün yerimizde sayıyor, hatta bazen geri geri gidiyoruz. Üstelik bunu ilerleme sanıyoruz.

İnsan aynı anda iki büyük şey düşünemez. Üçünü hiç düşünemez. Hele korkuyorsa, hiç düşünemez. Korku düşüncenin başına sıkılan bir çuval gibidir. Eğitim dedikleri şey, o çuvalı biraz aralamaktır. Ama bazıları vardır ki, çuvalın ağzını bağlamakla yetinmez, üstüne düğüm atar. Çünkü düşünen insan zahmetlidir.

Bunu askerlikte öğrendim.

Bir gün yağmur yağıyor ama öyle böyle değil. Sanki gökyüzüyle yeryüzü kavga etmiş, yeryüzü de bütün suçu bize kesmiş. Askerler gazinoda oturuyor. Kimisi çay içiyor, kimisi duvara bakıyor, kimisi hiç bakmamayı başarıyor. Derken komutan çağırdı:

“Askerleri çıkar,” dedi, “karargâh önünü süpürsünler.”

Şimdi düşünün: Yağmur yağıyor, yer çamur, su diz boyu. Süpürgeyle suyu kovalamak, kaşıkla denizi boşaltmaya benzer. Ama insan yine de dayanamadı.

“Komutanım,” dedim, “yağmur var. Süpürseler de yine dolacak.”

Komutan bana baktı. O bakış var ya… İnsan kendini yağmur sanıyor.

“Sen emri yerine getir,” dedi.

Askerlikte mantık aramak, askerde izinsiz düşünmek gibidir; yakalanırsan cezası vardır. Ben de sustum. Süpürdük. Yağmur kazandı.

Günler geçti. Terhise az kala, helallik almaya gittim. İçimde kalmış, dedim ki:

“Komutanım, o gün askerleri neden yağmurda süpürttünüz?”

Gülümsedi. Ama öyle iyi niyetli falan değil; “işte hayat” gülümsemesi.

“Boş bırakırsan düşünür,” dedi. “Yavuklusunu düşünür, köyünü düşünür, ev kirasını düşünür. Sonra sorar: ‘Ben burada ne yapıyorum?’ İşte o zaman askerlik uzar, itaat zorlaşır. O yüzden meşgul edeceksin. Düşünmeye vakti olmayacak.”

O an anladım ki mesele temizlik değil. Mesele disiplin falan da değil. Mesele, kafayı boş bırakmamak.

Çünkü boş kalan kafa tehlikelidir. Soru sorar. Soru soran insan da egemen akıl için risklidir. Onun yerine herkesin eline bir süpürge verirsin. Kimi süpürgeye geçim dersin, kimi korku dersin, kimi düşman. Adı değişir, işlevi değişmez.

Bugün dünyaya bakıyorum, her yer süpürülüyor. Ama pislik yerinde duruyor. Süpürge yoruluyor, insan yoruluyor, düşünce yorulmadan kayboluyor.

Gündem dedikleri şey, gerçeği göstermek için değil, gerçeğe bakmamamız için var. Herkes bir şeyle meşgul. Kimse “neden?” diye soracak boşluğu bulamıyor.

O yüzden mesele yağmur değildir. Mesele süpürge değildir. Mesele, düşüncenin süpürülmesidir.

Başımızı kaldırmadıkça yağmur dinmez. Cambaz değişir, ip aynı iptir. Ve ipi tutan, her zamanki gibi görünmez ama çok tanıdıktır.

Aydın Mertayak

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00