Öksürmeden Lokma Düşmez!

Aydın MERTAYAK

27-03-2025 16:19

Geçen gün oturmuş çayımı yudumlarken, çevremdeki ahval-i umumiyeyi gözlemledim. Gözlemledim dediysem de bilimsel bir araştırma gibi değil, çay bardağını tokuşturan, dert üstüne dert sıralayan insanları dinlemekten bahsediyorum. Vallahi, biri işsizlikten yakınıyor, öteki çocuğunu evlendiremediğinden, beriki de "Bu devirde para mı kazanılır kardeşim?" diye dert yanıyor. Sanırsınız dertlerin açık artırması yapılmış, herkes elindekini artırmak için yarışta.

Merak ettim, saf saf sordum: "Ee, bir adım attın mı? İşe başvurdun mu? Bir kapı çaldın mı?" Cevap ne mi? "Aman abi, başvursak ne olacak, zaten almazlar!"

E haklılar, piyango bileti almadan büyük ikramiye çıkar mı? Çıkmaz. Amma velakin, bizim memlekette bu "nasılsa olmaz" hastalığı öyle bir yayılmış ki, herkes kendi kısmetinin karşısına bariyer kurmuş. Üşenmeden, usanmadan "Olmaz ki zaten." demeye programlanmış bir kitle var karşımda.

Şimdi burada oturup, "Çalışmadan köşeyi dönmek mümkün değil." diye nutuk çekecek değilim. Zira millet nutuk dinlemekten köşe bucak kaçar oldu. Ama dostlar, yatarak büyüyen tek şey karpuzdur. O da bir zahmet tarlada büyür, evin salonunda değil.

Bakın, size bir sır vereyim mi? Başlamadan hiçbir iş bitmez. Bu kadar basit. Ne kadar hayalini kurarsan kur, ne kadar dertlenirsen dertlen, ilk adımı atmadan hiçbir şey değişmez. Çinlilerin güzel bir atasözü vardır: "En uzun yola bile ilk adımla başlanır." İşte hayatın sırrı burada saklı.

Tabii, işin bir de öteki tarafı var. Hadi adım attık diyelim, her şey hemen çözülecek mi? Keşke bu kadar kolay olsaydı. Gerçekçi olalım, bu devirde sadece çalışmak yetmiyor. Kimisi için bir kapıyı çalmak yeterken, kimisi o kapıya defalarca vurduğu hâlde sesini duyuramıyor. Bu kapitalist dünya düzeninde maalesef bazen torpille, tanıdıkla işlerin yürüdüğü bir gerçek. Ne kadar öksürürsen öksür, kapının ardında seni fark eden olmayabiliyor.

Ama işte burada bir çıkmaz var: Ne kadar zor olursa olsun, denemeden başarma şansın yok. Kimsenin, özellikle de işsizlikle boğuşan veya hayatın ağırlığı altında ezilen insanları küçümsemeye hakkı yok elbette. Biliyorum, bazen insanın öksürmeye bile mecali kalmıyor. Ama yine de, yerinden kıpırdamadan bir şeylerin değişmesini beklemek de pek mümkün değil.

Eskiden bir reklam vardı, hatırlarsınız. Adamın biri "Bana piyango çıkmaz." diye yakınıyor, karşısındaki de soruyordu: "E bilet aldın mı?" Aldığı cevap malum: "Yok." İşte bizimkilerin hâli aynen bu!

Bir de şu meşhur hikâyeyi bilirsiniz; üç derviş bir tekkede oturuyormuş. Her gün yemek vakti gelince, kapıdan birisi girer, içerideki kişi sayısınca yemek bırakırmış. İçlerinden biri demiş ki:

"Allah rızkımızı verir, kılımızı kıpırdatmamıza gerek yok!"

Öyle ya, çalışmak falan münafıklık sayılacak neredeyse. "Hadi bunu deneyelim." diyorlar. Adamcağız yemek vakti kapının arkasına saklanıyor. Ertesi gün iki kişilik yemek geliyor, sonraki gün de öyle. Üçüncü gün karnı zil çalan derviş dayanamayıp öksürüveriyor. Kapıdan giren adam, "Aaa, burada bir kişi daha varmış!" deyip üçüncü tabağı bırakıyor.

İşte hikâyenin özü şu: Öksürmeden lokma düşmez!

Ama hakkını da yemeyelim; herkesin öksürmesi aynı şekilde duyulmaz. Kimimizin sesi gür çıkar, kimimizin ise fısıltısı bile ulaşmaz muhatabına. Bunu görmezden gelmek insafsızlık olur. Yine de şunu unutmamalı: Öksürmeyen, yani harekete geçmeyen biri için hiçbir şey kendiliğinden olmaz.

Hayat zor, biliyorum. Kimi için küçük bir adım koca bir dağ kadar ağır gelir. Ama yine de, ilk adımı atmadan yol alınmıyor. Belki hemen olmaz, belki defalarca denemek gerekir. Ama başlamadan başarmak mümkün değil.

O zaman ne dersiniz, belki de artık hep birlikte bir öksürme vakti gelmiştir?

Öhö, öhö, öhööö!

 

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00