Korkuluk ve Çocuk

Aydın MERTAYAK

18-12-2025 20:49

Tarlanın ortasına dikilen o sessiz muhafızı bilirsiniz: korkuluk.
Ne konuşur, ne yürür; ne de gerçekten korkutur.
Ama yine de kuşlar ondan ürker.

Çünkü korkuluk, bir tehdidin temsilidir.

Dikkat edin:
İnsanlık tarihi boyunca korkuluklar yapılmış; ama hiçbiri kurt suretinde olmamıştır.
Ayı, aslan, leopar…
Doğanın en yırtıcı mahlûkları bile korkuluğa layık görülmemiştir.

Çünkü insan, korkuluğun bizzat kendisidir.

Kurt açtır; doyar.
Aslan avlanır; yatar.
Ayı saldırır; çekilir.
Hepsinin zulmü bir sınıra dayanır: ihtiyaç.

İnsan ise ihtiyaçla yetinmez.
İnsan yakar; sonra nutuk atar.
İnsan sürer; sonra “medeniyet” der.
İnsan, ihtiyacın ötesine geçer; hırsına, zevkine, ideolojisine, çıkarına, hatta sırf canı istedi diye zulmeder.
İdeolojisi için çocuk gömer.

Bugün Filistin’e bakın.
Orada kurt yok, aslan yok, ayı yok.
Ama yıkılmış evler var.
Annesiz çocuklar var.
Kundağında kefenlenen bebekler var.

Ve hepsinin karşısında, kravatlı, üniformalı, kameralar önünde konuşan insanlar var.

Korkuluk neden insana benzer biliyor musunuz?
Çünkü kuş, kurtla karşılaşınca kaçar; ama insanla karşılaşınca donakalır.
Zira insan, ne yapacağı belli olmayan tek varlıktır.

Filistinli çocuk da öyledir.
Kaçacak yeri yoktur.
Sığınacak göğü yoktur.
Toprağı mezar, gökyüzü mermi olur.

Kurt sizi parçalar, biter.
İnsan sizi yaşatır; ama eksilterek.
Bir kolunuzu alır, bir evinizi alır, sesinizi alır, hafızanızı alır, umudunuzu alır, adınızı değiştirir, hatıranızı siler; sonra da kameraya bakıp “savunma” der.

İnsan öldürür; sonra kelime icat eder.
Bombaya “operasyon” der.
Ablukaya “güvenlik” der.
Ölü çocuğa “kaçınılmaz kayıp” der.

İşte zulüm, insanın dilinde böyle makyajlanır.

Hayvan dürüsttür.
Ne ise odur.
İnsan ise maskelidir.
Bir yüzü vardır; bir de niyeti.
Ve Filistin’de niyet, yüzünden daha çıplaktır.

Tarih denen mezarlıkta, en çok hangi mahlûkun kemiği vardır sanıyorsunuz?
İnsan eliyle öldürülmüş insanların.

Ve en ağır taşlar, üstünde isim bile yazmayan Filistinli çocuk mezarlarının başındadır.

İnsan, kendinden korkar aslında.
Bu yüzden korkuluk diker.
Kendi suretini çiviler tarlanın ortasına.
“Ben buradayım,” der.
“İtaat et.”

Ama kuşlar zamanla alışır.
İnsan da alışır zulme.
Dün bağırdığına bugün susar.
Bugün sustuğuna yarın gerekçe bulur.

En korkunç olan da budur.

Zulüm süreklilik kazanınca, adına düzen denir.
Sessizlik uzayınca, adına diplomasi denir.
Vicdan susturulunca, adına denge denir.

Oysa Filistin, dengenin değil; insanın neye dönüştüğünün aynasıdır.

Korkuluk hâlâ oradadır.
Ama kuşlar artık korkmaz.
İnsan ise hâlâ ürkütür.

Ayrıca, kendini terbiye etmedikçe;
kendi içindeki canavarı zincire vurmadıkça;
kendi gücüne bir “hesap” bağlamadıkça,
yeryüzünün en zalim mahlûku olmaya devam edecektir.

Ve belki de bu yüzden, korkuluklar hiçbir zaman aslan suretinde yapılmadı.

Gerek kalmadı.

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00