Karakter mi, Terbiye mi?

Aydın MERTAYAK

15-01-2025 13:51

Efendim, bugünkü köşede şu meseleye bir kafa yoralım: Çocuk yetiştirmede en mühim şey nedir? Kimine göre terbiye, kimine göre karakter. “Terbiye” diyenler, dıştan gelen kalıplarla, kurallarla şekil vermeye çalışır. Ama ne var ki insan dediğin heykel değildir; içine ruh üflemek gerekir! İşte bu da karakter meselesidir.

Bir zamanlar bir krallıkta, çocuk yetiştirmenin en önemli unsurunun ne olduğu üzerine bir tartışma başlamış. Kralın veziri, "Çocuk yetiştirmede en önemli şey terbiyedir," demiş. Bu söz, köyün bilge kişisinin kulağına gitmiş. Bilge, bu görüşe katılmamış ve şöyle demiş:
"Vezir yanılıyor. Çocuk yetiştirmede en önemli şey karakterdir."

Bu tartışma hızla büyümüş ve sonunda vezirle bilge bir iddiaya tutuşmuşlar. Vezir, terbiyenin gücünü göstermek için kedilere kahve servisi yapmayı öğretmeye karar vermiş. Aylar boyunca çalışmış, kedilere zarifçe kahve taşıma becerisi kazandırmış. Nihayet kediler, ellerinde zarafetle kahve servisi yapabilecek seviyeye gelmiş.

Vezir, bilgeyi bu başarıyı görmesi için saraya davet etmiş. Büyük bir kalabalık toplanmış, herkes heyecanla gösteriyi izliyormuş. Kediler, tepsilerle kahve servisi yapıyor, herkes bu manzara karşısında hayranlıkla alkış tutuyormuş.

Tam o sırada bilge, cebinden küçük bir fare çıkarmış ve kedilerin önüne atmış. Fareyi gören kediler, kahve tepsilerini yere fırlatıp farenin peşine koşmuş. Tepsiler devrilmiş, kahveler yerlere dökülmüş. Gösteri, büyük bir karmaşaya dönüşmüş.

Bilge gülümseyerek vezire dönmüş ve şöyle demiş:
"Karakter yoksa terbiyenin önemi yoktur. Çünkü en ufak bir zorlukta asıl doğa ortaya çıkar."

Çocuklarımızı yalnızca dıştan gelen kurallar ve eğitimle şekillendirmeye çalışmak yeterli değildir. Gerçek başarı ve mutluluk, onların içinde sağlam bir karakter inşa etmekle mümkündür. Çünkü dış etkenler ne olursa olsun, karakter her zaman kişinin yönünü belirler. Aile kendi karakterli değilse, karakterli çocuk da yetiştiremez.

Büyüklerimizin bir sözü vardır: “Can çıkar, huy çıkmaz.” Terbiyeyi kırk yıl verirsiniz, amma velakin içinde sağlam bir karakter yoksa, ilk fırsatta her şey dökülür. Tıpkı vezirin kedileri gibi… Ne kadar zarafetle kahve servis ederlerse etsinler, bir fare gördüklerinde içlerindeki asıl doğa ortaya çıkar. İnsan da böyledir işte.

Gelin şimdi tersine bir örnek verelim. Diyelim ki çocuğa karakter kazandırmak için uğraşmadınız; sadece terbiye ile yetindiniz. Toplum içinde saygılı görünüyor, kurallara uyuyor, ama bir fırsat geçti mi eline, hemen maskesi düşüyor. Mesela okulda kopya çeker, işte yolsuzluk yapar, hayatında hep kolay yoldan kazanmayı seçer. Çünkü iç dünyasında bir pusulası yoktur.

Oysa karakter dediğiniz şey, insanın içindeki pusuladır. Bu pusula bir kez sağlam kuruldu mu, ne fırtına bozar ne de sel alır. Çünkü karakter, dış şartlara bağlı olmayan bir iç dinamiktir. Bir çocuğa dürüstlüğü, adaleti, merhameti öğretebilirseniz, o çocuk büyüdüğünde hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın doğru yolu bulur. Terbiye ise sadece şekildir; rüzgar eserse savrulur gider.

Burada en önemli görev kime düşer? Elbette aileye. Şu acı gerçeği itiraf edelim ki biz yetişkinler, kendi karakterimizi sağlamlaştırmadan çocuklara örnek olamayız. Bir evde anne-baba yalan söylerse, çocuk doğruluk üzerine bir karakter inşa edebilir mi? Ya da sevgi ve anlayışın eksik olduğu bir ortamda büyüyen bir çocuktan nasıl empati bekleriz?

Sonuç olarak, eğitim dediğimiz şey sadece okullara ya da öğretmenlere bırakılamaz. Çocuğun ilk eğitimini aldığı yer aile ortamıdır. O evde dürüstlük, adalet, sevgi ve sorumluluk değerleri hâkimse, o çocuk sadece terbiyeli değil, karakterli bir insan olur. Çünkü dünya sadece iyi görünümlü insanlarla değil, gerçekten iyi insanlarla güzelleşir.

E hadi bakalım, karakterli bireyler yetiştirme mücadelesinde hepimize kolay gelsin!
Sevgiyle kalın, karakterle kalın.

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00