Kalkandere’de Eğitimin Gönül Mayası

Aydın MERTAYAK

19-08-2026 13:02

Hacı Bektaş-ı Veli’nin yüzyılların ötesinden bugüne ulaşan “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” çağrısı, yalnızca bir gönül sözü değil; birlikte yaşama kültürümüzün, birbirimizi anlama irademizin ve ortak geleceğimize duyduğumuz inancın güçlü bir ifadesidir.

Eğitim tam da burada başlar.

Çünkü okul, yalnızca ders kitaplarının açıldığı, sınavların yapıldığı, notların verildiği bir yer değildir. Okul; farklı hayatların, farklı düşüncelerin, farklı karakterlerin aynı çatı altında birbirini tanımayı öğrendiği büyük bir hayat alanıdır. Çocuklarımız matematiği, Türkçeyi, tarihi öğrenirken aslında daha önemli bir şeyi de öğrenirler: Bir arada yaşamayı.

Bir çocuğun arkadaşının farklılığını fark edip onu dışlamak yerine anlamaya çalışması, bir başkasının başarısını kıskanmak yerine alkışlaması, hata yapan arkadaşına el uzatması… İşte eğitimin görünmeyen fakat en kıymetli kazanımları bunlardır.

Zira iyi eğitim, yalnızca bilen insan yetiştirmez; bildiğini insanlığın iyiliği için kullanabilen insan yetiştirir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin çağrısını bugün eğitim diliyle yeniden düşünürsek, “bir” olmak farklılıklarımızı yok etmek değil, farklılıklarımızla ortak bir gelecek kurabilmektir. “İri” olmak yalnızca kalabalık olmak değil; ortak değerler etrafında güçlü bir toplum olabilmektir. “Diri” olmak ise merak eden, üreten, düşünen, sorumluluk alan ve umudunu kaybetmeyen nesiller yetiştirmektir.

Kalkandere’nin eğitim hikâyesi de bu anlayıştan ayrı düşünülemez.

Bir ilçenin gerçek zenginliği yalnızca yollarında, binalarında, çay bahçelerinde veya doğal güzelliklerinde değildir. Elbette bunlar çok kıymetlidir. Ama asıl olan zenginlik yetiştirdiği çocukların hayallerinde saklıdır. Bugün bir sınıfta öğretmeninin anlattıklarını dikkatle dinleyen çocuk, yarının mühendisi, öğretmeni, sanatçısı, çiftçisi, yöneticisi veya bilim insanıdır. Onun elinden tuttuğumuzda yalnızca bir öğrencinin değil, geleceğin de elinden tutmuş oluruz.

Bu nedenle bir öğrencinin kendine güvenmesi, arkadaşına saygı duyması, yaşadığı çevreye karşı sorumluluk, merhamet, hikmet ve umut ekseninde bir ufuk açma kabiliyetine ulaşabilmesi, adil ve ahlaklı olması, vatanını bayrağını sevmesi, merak etmesi ve “Ben de yapabilirim.” diyebilmesi başarının kendisidir.

Öğretmen burada yalnızca bilgiyi aktaran kişi değildir. Öğretmen, çocuğun içindeki ihtimali gören insandır.

Bazen bir öğrencinin hayatını değiştiren şey uzun bir ders değil, öğretmeninin söylediği tek bir cümledir: “Sana inanıyorum.”

İşte eğitim biraz da bu inancın mesleğidir.

Velilerimiz de bu büyük yolculuğun ayrılmaz parçasıdır. Çünkü okulda kurduğumuz dili evde, evde kurduğumuz dili okulda tamamlayamazsak çocuklarımızın zihninde parçalı bir dünya oluşur. Oysa çocuklarımızın bizden duyması gereken ortak cümle bellidir: Farklı olabiliriz ama birbirimize yabancı değiliz.

Bugün eğitim kurumlarımızın en önemli görevlerinden biri de çocuklarımızın yalnızca geleceğe hazırlanmasını değil, geleceği birlikte kurmasını sağlamaktır.

Bunun yolu; daha çok dinlemekten, daha çok anlamaktan, daha az ötekileştirmekten geçer.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin asırlardır Anadolu’ya söylediği sözün eğitimdeki karşılığı belki de şudur:

Birlikte öğrenelim. Birbirimizi büyütelim. Birbirimizin ışığını çoğaltalım.

Çünkü bir çocuğun başarısı yalnızca onun başarısı değildir. O başarı, ailesinin sevincidir; öğretmeninin emeğidir; okulunun gururudur; ilçesinin umududur; ülkenin geleceğine eklenmiş yeni bir tuğladır.

Kalkandere’de eğitimi konuşurken aslında geleceği konuşuyoruz.

Ve geleceği, çocuklarımızın gözlerinde arıyoruz.

Onların gözlerinde merak varsa umut vardır. Öğrenme isteği varsa gelecek vardır. Birbirlerine uzanan elleri varsa kardeşlik vardır.

Öyleyse bize düşen, o elleri ayırmak değil; daha güçlü bir şekilde birbirine kenetlemektir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin çağrısını eğitim yolculuğumuzun sessiz ama güçlü rehberlerinden biri olarak hatırlayalım:

Bir olalım; çünkü birlikte daha güçlüyüz.

İri olalım; çünkü ortak değerlerimiz bizi büyütür.

Diri olalım; çünkü çocuklarımızın geleceğe ihtiyacı var.

Bir ilçenin geleceği, okulun kapısından içeri giren her çocuğun hayaliyle başlar.

DİĞER YAZILARI Boynundaki Çıngırağın Sesini Duyuyor musun, Ey İnsan?/"İnsan bazen zincirleriyle değil, onları fark etmeyişiyle esir olur." 01-01-1970 03:00 Boynundaki Çıngırağın Sesini Duyuyor musun, Ey İnsan? 01-01-1970 03:00 Çocuklarımız Reklam Malzemesi Değildir 01-01-1970 03:00 Rizeliyi Anlamak: Coğrafya ve Farklı Düşünmenin Gücü 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Yüzmeyi Öğreten Balık 01-01-1970 03:00 Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00