Gökyüzüne Bakan Çocuklar

Aydın MERTAYAK

10-12-2025 22:18

Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Tokat Almus Çok Programlı Lisesi’nde görev yapıyordum. Ayda bir de Almus Cezaevi’nde derslere giriyordum. Cezaevleri insana önce sessizliği öğretir; sonra da insanın kendi içindeki sesle baş başa kalmayı…

Derslerimizi koğuşların hemen yanındaki küçük bir odada yapıyorduk. Bir gün bir grup tutuklu, “Hocam, bizi üst salona çıkarabilir misiniz?” diye rica etti. Talebi cezaevi yönetimine ilettim. İki hafta sonra, bir defaya mahsus olmak üzere izin çıktı.

Ders günü infaz memurları eşliğinde yukarı çıktık. Basamakları tırmanır tırmanmaz tutuklular bir anda camlara yöneldiler. Öyle bir koşuş ki, sanki yıllardır kaybettikleri bir şeyi yeniden bulmuş gibiydiler. Söz yoktu, ses yoktu… Yalnızca gökyüzüne çevrilmiş gözler vardı.

O an anladım: O dersin konusu bugün gökyüzüydü.

Ve belki de onların uzun zamandır alamadığı tek nefes, tam da buydu.

Usulca yanına yaklaştığım genç, karayağız bir delikanlıydı: Mehmet. Yirmi altı yaşındaydı ve on sekiz yıl ceza almıştı. Bir süre sustu; sonra içindeki kırılganlığı saklamaya gerek duymadan,

“Hocam, keşke benim de yüreğime dokunan bir öğretmenim olsaydı… Belki bugün burada olmazdım,” dedi.

Bu cümle, öğretmenlik yolculuğumda bir dönüm noktasıdır. O günden sonra hep şunu düşündüm:

Bir çocuğa dokunabilir miyim? Bir Mehmet daha, hayata tutunanlar arasına katılabilir mi?

Bizim eğitim sistemimiz çoğu zaman bilişsel başarının gölgesinde şekillenir. Uslu, çalışkan, sakin çocuklar merkeze alınır. Ödüller onlara verilir; gezilere onlar götürülür. Sınıfın en görünürleri hep aynı çocuklardır. Çünkü öğretmek kolaydır; ama hissettirmek sabır ister.

Peki ya diğerleri?

Bilişsel olarak öne çıkamayanlar…

Kendi sesini duyuracak bir alan bulamayanlar…

Yeteneklerini fark edemeden büyüyen çocuklar…

Bu çocuklar bazen yalnızca görülmek ister. Varlıklarını hatırlatacak küçücük bir temas, küçücük bir söz… Bulamayınca başka yollar ararlar. Etiketler hızla yapıştırılır: “Yaramaz.”

Oysa çoğu, iç dünyasında fark edilmek için çırpınmaktadır.

Bir çocuğun sessizliği bazen içindeki fırtınanın bir yansımasıdır. Bazen de duyulmamanın.

Öğretmenlik, tam da bu nedenle ağır bir sorumluluktur. Sadece öğretmek değil, dokunmak; sadece bilgi vermek değil, fark etmek… Bir çocuğun kader çizgisinde küçücük bir dokunuş, yılların yönünü değiştirebilir.

Bu yüzden sık sık düşünürüm:

Hangi kazanım planı, hangi ölçme yöntemi, bir çocuğun kaybolmuşluğunun ağırlığını hafifletebilir?

Her çocuğun farklı bir istidadı, farklı bir ritmi vardır. Eğitim, tüm çocukları tek bir kalıba sığdırmak değil; her birinin kendi ritmini duymaktır. En başarılıları değil, en arkadakileri merkeze aldığımızda eğitim gerçek anlamını bulur.

Çocuklara “Seni önemsiyorum” demenin yolu bazen bir ödülden geçmez. Bazen bir geziden, bazen bir sohbetten, bazen saçlarını hafifçe okşamaktan geçer.

Ve evet, garanti edebilirim:

Değer verildiğini hisseden hiçbir çocuk aynı kalmaz.

Sınıfta “başarısız” diye adlandırdığımız öğrencileri bir gün sinemaya götürün, bir yemeğe çıkarın. O gün o çocukların bambaşka bir yüzünü görürsünüz. Çünkü insan, değer gördüğü yerde değişir.

Yıllardır kendi kendime şu soruyu sorarım:

Kaç çocuğun kayboluşunda, kaç gencin sessizliğinde bizim payımız var?

Kaçımız başını yastığa koyduğunda huzurla uyuyabiliyor?

Eğer bir toplumda eğitimciler, anne-babalar ve yetişkinler kendi sorumluluğunun farkında değilse, hepimiz aynı boş kuyuya taş atmaya devam ederiz.

Bu yüzden hepimizin kendine sorması gereken soru şudur:

“Görmediğim, duymazdan geldiğim hangi çocuğun omzunda bir vebal bıraktım?”

Bazen bir çocuğun gökyüzüne bakabilmesi, bir yetişkinin ona gözlerini çevirmesiyle başlar.

İyi uykular… Tabii uyuyabilirseniz.

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00