Yorulmak

Aydın MERTAYAK

10-01-2026 21:00

Modern insanın en büyük yanılgısı şudur:

Yorulduğunu sanır, oysa tükenmiştir.

Ve bu tükenişi kader zanneder.

Hâlbuki her yorgunluk alın yazısı değildir; çoğu, yanlış kapılarda beklemenin bedelidir.

İnsan üç kapıda beklerse erir:

Aptala nasihat kapısı,

cahile izahat kapısı,

iki yüzlüye sadakat kapısı.

Bu kapıların ardında ne hakikat vardır ne ilerleme. Sadece zamanın, iradenin ve ruhun sessizce çürümesi vardır.

Bugün insanın omuzları çökmüşse, dizleri titriyorsa, sesi kısılmışsa bunun sebebi çok çalışması değil; yanlış insanlara harcanmış bir ömürdür. Herkesi kurtarmaya soyunan, sonunda kendini kaybeder. Çünkü kurtarıcılık, bilgelik değil; çoğu zaman gizli bir kibirdir.

Hakikatin en sert yüzü şudur:

Herkes kurtarılmaya layık değildir.

Herkes anlamaya muktedir değildir.

Herkes sadakati taşıyacak bir omurgaya sahip değildir.

Bunu söylemek acımasızlık değil, adalettir.

Bizim kültürümüz, merhameti ölçüsüz bir dağıtım sanma hatasına düşmüştür. Oysa merhamet, her kapıyı çalmak değil; doğru kapıyı bulmaktır. Sözünü, anlayana söylemeyen kişi hikmet sahibi değildir; sadece gürültücüdür. Enerjisini, hak etmeyene veren kişi cömert değil; savurgandır.

Sadakat ise en ağır imtihandır. Sadakat, aynaya bakabilene sunulur. Yüzünü saklayanla yol yürünmez; gölgesi bile güven vermez. İki yüzlüye verilen sadakat, insanı yavaş yavaş içinden kemiren bir zehirdir. İçilir, içilir; sonra “neden bu kadar yorgunum?” diye sorulur.

Bugünün insanı çok konuşuyor ama az düşünüyor. Herkese yetişmeye çalışıyor ama kendine uğramıyor. Her tartışmaya giriyor ama hiçbir muhasebeden çıkmıyor. Sonra da bu dağınık ruh hâlini “hayat zor” diyerek meşrulaştırıyor.

Hayat zor değildir.

Yanlış tercihler zordur.

Bir aptala nasihat verirken harcanan saat, bir cahile izahat ederken tüketilen ömür, bir ikiyüzlüye sadakat sunarken çürüyen vicdan… İşte insanı asıl yoran budur.

Bilgelik; susulacak yeri, konuşulacak kişiyi ve terk edilecek masayı bilmektir. Her masada bulunmak, sofra adabı değildir; şahsiyet zaafıdır.

Bugün en büyük ihtiyaç, daha fazla bilgi değil; daha sağlam bir seçiciliktir. Kime konuşacağını bilen, neye susacağını da bilir. Kime sadık olacağını bilen, kimden uzak duracağını da sezgisiyle tartar.

Yorulmak kader değildir.

Yorulmak, çoğu zaman ısrarın yanlış adresidir.

İnsan bazen durmalı.

Bazen geri çekilmeli.

Bazen “bu yük bana ait değil” diyebilmelidir.

Çünkü her yük, omuz taşımaz.

Bazı yükler ruhu ezer.

Ve insan, kendini kaybettiği hiçbir kurtarma çabasından galip çıkamaz.

Hakikati arayan, önce kendini korumayı öğrenmelidir.

Aksi hâlde, kurtardığını sandığı herkesin altında kalır.

Aydın Mertayak

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00