Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik

Aydın MERTAYAK

10-01-2025 07:04

Dunning-Kruger Sendromu, “işinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan yetersiz kişilerin kendilerini sürekli övmeleri ve yeteneklerini aşan işlere talip olmalarıyla tanımlanır. Bu kişiler, her şeyin hakkı olduğunu düşünür, yaptıklarıyla övünmekten ve öne çıkmaktan çekinmezler. Gelin görün ki, onların bu tavrı toplumda sıkça ödüllendirilir.

Bir düşünün: Mahallenize, iş yerinize bir göz atın. “Ben bu işi en iyi yaparım!” diye bağıran birini gördüğünüzde, genellikle o işin aslını bilmeyen birine rastlarsınız. Ama işin tuhaf tarafı, bu bağıran kişilerin önü hep açılır. Onlar için alkış tutanlar bile çıkar. Çünkü toplum, gürültüyü dinler; bilgiyi değil.

Her şeyi bilir edasıyla ortada dolananlar başköşelere oturuyor; işini bilenlerse sessizce bir köşeye çekiliyor. Bu, sanki yazılı olmayan bir kanun.
Ne kadar az biliyorsanız, o kadar yüksekten atarsınız. Ve ne kadar yüksekten atarsanız, o kadar yükseğe çıkarsınız. İşte bu, yetersiz ama hırslı insanların başarısını garanti eden bir denklem gibi işler. Ellerinde balon gibi şişmiş özgüvenleriyle dolaşan bu kişiler, hak etmedikleri makamlara yükselirler. Öyle ki bir süre sonra onların cehaletini kabulleniriz. Hatta “Bu kadar kendine güveniyorsa, bir bildiği vardır herhalde!” diye düşünmeye bile başlarız.

Ancak asıl trajedi burada başlamaz. Trajedi, bilgili ve yetenekli insanların bir köşeye çekilip sessizce izlemekle yetinmesindedir. Bu kişiler, “Ben yaparım” demeyi gururuna yediremez. Mütevazılık adına öne çıkmaz, boyun eğer ve hatta bazen kendi değerlerinden şüphe ederler. “Acaba ben mi abartıyorum?” diye içten içe sorgularlar.

Bu esnada, kifayetsiz muhterisler sahnede şov yaparken, gerçekten bilgili olanlar izleyici koltuğunda alkışlamak zorunda kalır. İşte bu noktada şunu sormak gerekir: Mütevazılık, cehaletin terfi dilekçesi olarak onu ödüllendiriyor olabilir mi?

Ne yapmalı peki?
Hadi size bir sır vereyim: Mütevazı olmayın! Hatta ara ara “Ben bilirim!” diye bağırın. Çünkü hayatta bazen gerçeğin sesi, yalanın gürültüsü arasında kayboluyor. Ve unutmayın, doğruyu bilmek yetmez; doğruyu anlatabilmek, hatta bazen “satabilmek” de gerekir.

Kendinizi geri çekmeyin, hakkınızı savunun. Çünkü bu dünya, sessiz kalanların değil, sesini yükseltenlerin dünyası!
Ama bilgeliğinizden ödün vermeden, sadece biraz daha cesur ve görünür olun. Belki o zaman sahnede yerinizi alır, alkışlanan siz olursunuz.
 

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00