Kendi Sapına Eğilen Çiçek

Aydın MERTAYAK

03-01-2026 20:30

Bir çiçek düşün: Toprağın bağrından boy vermiş, göğe uzanmış; güneşe sevdalanmış, yağmurla nişanlanmış… Sonra gün gelir; yapraklarında yorgunluk, renginde solgunluk belirir. İşte o an, nazlanmadan, sızlanmadan kendi sapına doğru eğilir. Bir başkaldırış mıdır bu? Hayır. Dosdoğru bir teslimiyet. Çünkü çiçek bilir: Kimseye yük olmadan solmak da bir edeptir.
Bugünün insanına bakıyorum; içinden çürümüş dallarını vitrine dizmiş, aşkını reklama çevirmiş, yalnızlığını cemiyet salonlarında boğmaya çalışan yığınlar… Ne garip! Ellerinde telefon, gönüllerinde çoraklık; yüzlerinde gülüş, içlerinde kasırga… Ve nihayetinde, gürültülerinin arasında bile duyulamayan o ince fısıltı:
“İnsan en çok kendi ağırlığında eğilir.”
Bir zamanlar kalabalıklar arasında büyüklük arardık; alkış ne kadar yüksekse, benliğimiz o kadar diri sanırdık. Şimdi anladım: En büyük gürültü, insanın içindeki boşluktur. Vaktiyle bir çocuğun rüyası kadar masum olan ruh, büyüdükçe kamburlaşır; çünkü hayat, her insana bir yük verir, fakat herkes o yükü taşıyamaz. Kimi yüküyle beraber büyür, kimi yükünün altında ufalır.
Ama eğilen her baş, yenilgi değildir; bazen iftiharın secdesidir.
Bir yalnızlık var: Ne sokak lambasında titreyen sarı ışık, ne gece yarısı açık kalan televizyonun sesi, ne de kalabalığın itiş kakışında duyulan boş haykırış… Asıl yalnızlık, insanın kendi içine eğildiği, kendiyle yüzleştiği andır. Çünkü orada ne rol vardır ne maske… Orada sadece hakikat durur; çıplak, ağır ve kaçınılmaz.
Çiçek solarken utanmaz; kendi gölgesine sığınır. Peki ya biz?
Yıllar geçer, yalnızlığı üzerimize giyeriz de yine de başımızı kaldırmak için bir bahane ararız.
Oysa çoğu zaman en doğru duruş, kendi içimizin ağırlığına boyun eğmektir. Bazen eğilmek düşmek değildir; toprağa yaklaşmaktır, yani aslına…
Belki de insan, gözyaşını saklayarak değil, gözyaşına sahip çıkarak olgunlaşır.
Çiçek solarken devrilmez; vakurca eğilir.
İnsan da böyledir: Yara aldıkça derinleşir, derinleştikçe susar, sustukça duyar.
Ve işte o duydukları arasında tek bir ses vardır:
“Yalnızlık, insanın en ağır ceketidir; fakat en doğru ölçüsüdür.”
 

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00