Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı

Aydın MERTAYAK

08-03-2025 16:03

Hazan rüzgârları, dalları sararmış bir çınarın gövdesinde inlerken, bir yaprak kopar usulca… Kopar ama düşmez hemen, bir an süzülür havada, sonra toprakla buluşur, bir gülün köküne can olur belki. İnsan da böyledir işte; kimimiz çetin fırtınalara direnir, kimimiz baharın ortasında, en taze çağımızda kopar gideriz hayattan. Kübra Tekin… Adını bilmeyenler için bir yabancı, ama onu tanıyanların gönlünde hiç solmayacak bir gül, hiç sönmeyecek bir kandil!

Sivas Zara’nın yamaçlarında doğmuş bir Türkmen kızıdır Kübra. Sivas gibi mert, Sivas gibi gözü pek, Sivas gibi vefalı… Küçük yaşında belirlenmişti kaderi; okullar, kitaplar, kara tahtalar, tebeşir tozları… Daha çocukken bilirdi, o büyüyünce öğretmen olacaktı. Çocukluk hayali, alın teriyle sulandı; gecesini gündüzüne kattı, uykusunu bilgiyle süsledi, emek verdi, dua etti. Ve bir gün, elinde öğretmenlik atama kararnamesiyle Rize’nin Kalkandere’sine, Dağdibi Köyü’ne doğru yola çıktı.

Öğrencilerinin gözünde o sadece bir öğretmen değildi. O, bacıydı, anneydi, ablaydı. Kitapların yalnızca sayfalardan ibaret olmadığını, bilginin sevgiyle sunulunca anlam kazandığını gösterdi onlara. Onun sınıfında her ders, güneşli bir bahar sabahı gibiydi; tebessümüyle açardı çiçekler, sevgisiyle aydınlanırdı zihinler. Çocukların yüreğinde iz bırakmak, onların yollarına ışık olmak… İşte onun en büyük serveti buydu!

Ama ne garip, hayat bazen en güzel tebessümleri ansızın soldurur. Bir gün, neşeli sınıfının ortasında bir yorgunluk çöktü üzerine. Önce önemsemedi, bir şey olmaz dedi, biraz dinlenir geçer sandı. Ama geçmedi. Günden güne eridi, soldu, süzüldü… Sonunda o kara kelimeyle tanıştı: Lösemi. Ölüm, adını fısıldadı kulağına. Ama o, kendini değil, yavrularını düşündü. “Ben gidersem, çocuklarım ne yapar?” diye sordu sessizce. O hastane odalarında, damardan damara dolaşan ilaçlarda, ağrılarda, uykusuz gecelerde bile tek derdi onların geleceğiydi.

Ve nihayet… O gencecik beden, solmuş bir gül gibi düştü toprağa. 25 yaşındaydı… Baharında kuruyan bir çınardı artık. Ne düğün gördü ne gelinlik giydi, ama kefenle uğurlandı. Babası Servet Bey… O Servet Bey ki, bir ömrün en ağır yükünü omuzlarında taşıdı. Kızını toprağa verirken dimdik durdu. İçinde kopan fırtınaları, gözyaşlarını, isyanını yalnızca toprağa fısıldadı. Annesi, kardeşleri… Onların dünyası bir anda siyaha boyandı.

Ama Kübra gitmedi, hayır! O, sınıfın köşesindeki tozlu tahtada bir yazı, öğrencilerinin dilinde bir dua, hatıralarda ölümsüzleşen bir ses oldu. Onun adı unutulmayacak! Çünkü bazı ömürler kelebek gibi kısa ama manası koca bir çınar gibi derin olur. Kübra, hayatı boyunca şerefliydi, gidişi de öyle oldu. Ölüm bazen yenilgi değildir; bazıları, hayattan öyle şanlı göçer ki, asıl zafer orada başlar.

Ah Kübra! Sen artık bir mevsim değil, sonsuz baharsın! Senin solduğun yerde, yeni çiçekler açacak. Ve her baharda, bir öğrencinin dudaklarından dökülen ilk İngilizce kelimede, bir annenin çocuğunu okula gönderirken ettiği duada, bir babanın kızına “Öğretmen ol!” diye nasihat verdiği anda sen var olacaksın…

Ruhun şad, mekânın cennet olsun, güzel öğretmen!

Aydın Mertayak

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00