Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu”

Aydın MERTAYAK

16-12-2025 12:13

Azizim… Şu emperyalistler yok mu? Dünyayı hâlâ babalarından kalma bir çiftlik zannediyorlar. Servet eskiden altınla ölçülürdü; sonra dolar çıktı, euro çıktı, kripto çıktı… Ama ne kadar yığarlarsa yığsınlar, içlerindeki o karanlık boşluk hep aynı kaldı. Kasalar doldu, ruhları ise hep çınladı.

E, insan bu — emperyalisti bile olsa — bir hobi ister. Kimisi pul biriktirir, kimisi kelebek… Bunların tutkusu ise daha nadide: Mazlum gözyaşı.

Ama sakın sıradan bir gözyaşı sanmayın. Bunların damak tadı yüksektir; “özel üretim” isterler. Mesela Gazze’de bir çocuğun korkuyla karışmış o taze gözyaşı… Sıcak olacak, yüreği delecek; içinde çaresizliğin ince bir buğusu bulunacak ki aroması yerinde olsun.

Sonra toplarlar o damlaları, sürahilere doldurup sofralarında birbirlerine sunarlar.

— “Buyurun Baron Hazretleri… Bugün çok özel bir gözyaşımız var. Az önce bir çocuğun kirpiğinden süzüldü.”

Baron kadehi kaldırır, burnuna götürür, derin bir nefes çeker:

— “Hımm… Harika! Bu yıl acının hasadı bereketli.”

Ama gözyaşı tek başına yetmez tabii. Bir emperyalistin iç huzurunu tamamlayan üç temel gıda maddesi vardır: Korku, dua niyetine edilen dalkavuk alkışları ve mazlumun gözyaşı.

Soytarılar… Onları sadece sahnede takla atan zavallılar sanırsın ama değillerdir. Bunlar, zulmün üzerindeki verniği çeken, rıza üretimi yapan teknisyenlerdir. Halkın zihninde filizlenecek en ufak soruyu bir kahkaha numarasıyla boğarlar. Umudu ezer, yerine gülmeye benzeyen bir razı oluş yerleştirirler. Bir çeşit toplumsal uyuşturucudurlar. Ne kadar çok takla atarlarsa halk o kadar az düşünür; halk az düşündükçe efendilerinin iştahı daha da kabarır.

Geldik emperyalistin iç âlemine… Dışarıdan taş gibi görünen o dev bedenin içinde aslında kocaman bir boşluk dolaşır. Gücünü kudret sanır ama damarlarında sakladığı utanç, ruhunu kemire kemire yer. İşte bu yüzden mazlumun gözyaşı, onların kadehindeki tek aromadır: Kendi çürümelerini bastırmak için içtikleri karanlık bir kolonya.

Ve dünyanın başka bir yerinde bir çocuk ağlar…

Bir anne feryat eder…

Bir baba yıkılır…

Aynı anda emperyalist sofrada bir kadeh daha kaldırır.

Sanki acıyı üreten kendileri değilmiş gibi…

Sanki gözyaşını şişelere doldurup ticaretini yapan onlar değilmiş gibi…

Sanki yıkım bir piyasa kalemi değilmiş gibi…

Ama tuhaf olan şu ki:

Bu adamlar bütün gözyaşlarını içseler de doymazlar.

Servet yetmez.

Güç yetmez.

Alkış yetmez.

Gözyaşı bile yetmez.

Çünkü bu açlık insani değildir.

İnsandan geriye kalan hiçbir şeyle açıklanamaz.

Bir gün sofraları devrilir mi?

Elbet devrilir.

Gözyaşı koleksiyonları ellerinde patlar mı?

Hiç şüphen olmasın.

Peki o güne dek bize düşen ne?

Mazlumun gözünü silmek…

Soytarının sesini kısmak…

Ve emperyalistin kadehine tek bir damla gözyaşı daha düşmesine izin vermemek.

“Adam olana dünya dar gelmez;

İnsan olmayana dünyaları ver, yine de doymayacaktır.”

İşte emperyalistin hâli tam da budur.

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00