“Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı”

Aydın MERTAYAK

04-02-2026 22:40

Dünyada şeytanın işi her geçen gün zorlaşıyor. Eskiden işi basitti: Bir kulağa fısıldar, bir gönlü kaydırır, bir vicdanı dürterdi. Şimdi bakıyor ki insanların çoğu, fısıltıya gerek kalmadan kendi kendine ilerliyor. Hatta bazıları, şeytana akıl verecek noktaya gelmiş.

Ama son zamanlarda fark ettim ki şeytan da rahat değil. Epstein Adası rezaleti; küçük yaştaki çocuklara istismar, öldürülmeleri, organlarının çalınması gibi insanın midesini bulandıracak seviyeye çıkan olaylar, şeytanı işsiz bırakmakla kalmıyor; üstüne bir de utanmazca onu suçluyorlar. Hâlbuki bazı işler vardır ki şeytan bile “Ben orada yoktum” diye tutanak tutturur.

Eskiden kötülük bireyseldi. Şimdi toplu hâlde yapılıyor. Eskiden günah gizlenirdi, şimdi gerekçelendiriliyor. Eskiden utanılırdı, şimdi savunma metni hazırlanıyor.

Birisi haksızlık yapıyor, sorulunca cevap hazır:

“Şartlar öyleydi.”

Şartlar şaşkın.

Bir başkası yalan söylüyor, ortaya çıkınca diyor ki:

“Herkes yapıyor.”

Herkes itiraz ediyor ama nafile.

Bir diğeri başkasının hakkını alıyor, sonra gözlerini göğe çevirip fısıldıyor:

“Ne yapayım, kader.”

Kader omuz silkerek uzaklaşıyor.

Biz şeytanı tembellikle suçlamaya başladık. Eskiden şeytan gece gündüz çalışırdı. Şimdi insanlar kendi başlarına öyle yaratıcı kötülükler icat ediyorlar ki, şeytan CV’sini güncellemeye kalksa “yetersiz tecrübe” diye geri çevrilir.

Her olayda bir suçlu var ama kimse sahiplenmiyor. Suç ortada, sorumluluk yok. Günah yetim kalmış. Tam bu noktada şeytan aranıyor. Çünkü biri lazım. Bir günah keçisi. Keçi bulunamazsa şeytan olur.

Ama şeytan bakıyor ki bu kez gerçekten ilgisi yok. Çünkü bu yapılanlar dürtüyle değil, planla. Vesveseyle değil, stratejiyle. Bir anlık zaafla değil; uzun vadeli hedeflerle yapılıyor.

Şeytanın uzmanlık alanı zayıflıklar. İnsanların geldiği nokta ise profesyonellik.

Artık kimse “yanıldım” demiyor, “yanıltıldım” diyor. Kimse “yaptım” demiyor, “yapıldı” diyor. Fiiller edilgen, koltuklar etken.

İşin tuhafı, kimse kötülükten utanmıyor ama suçlanmaktan çok rahatsız oluyor. Kötülük meşru, eleştiri saldırı sayılıyor. Vicdan bireysel bir aksesuar olmuş; takan var, çıkaran var.

Bu durumda şeytanın yapacak pek bir şeyi kalmıyor. Çünkü o fısıldar, insanlar bağırarak yapıyor. O gizler, insanlar duyuru yapıyor. O tek tek uğraşır, insanlar ekip kuruyor.

O yüzden denebilir ki: Şeytan azapta gerek.

Ama cehennemde değil. İnsanlarla birlikte.

Çünkü sürekli suçlandığı bu dünyada, hiçbir şey başarı hanesine yazılmıyor. İnsanlar iyi bir şey yapınca kendileri oluyor; kötü bir şey yapınca şeytan.

Bir gün şeytan çıkıp basın açıklaması yaparsa şaşırmam:

“Ben böyle bir toplum görmedim. Ben vesvese verdim, siz sistem kurdunuz.”

O gün gelirse, belki birileri durur ve aynaya bakar. Belki biri çıkar da der ki:

“Şeytan değil. Bu bendim.”

Şeytan ne yapsın?

Bu yüzden bence şeytana da bir dinlenme hakkı tanınmalı. Yıllık izin verilmeli. Hatta emeklilik. Çünkü bu kadar organize, bu kadar sistemli kötülüğü tek başına üstlenmesi haksızlık.

Epstein Adası rezaleti yüzünden belki bir gün şeytan gelir, elini kaldırır ve der ki:

“Bu kadarını siz yaptınız. Ben istifa ediyorum.”

Ama belki de asıl hüküm, çok daha önce verilmişti. Görmesi gereken gözleri olduğu hâlde görmeyenlere, duyması gereken kulakları olduğu hâlde işitmeyenlere, hissetmesi gereken kalpleri olduğu hâlde kavrayamayanlara:

Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır.

Onların kalpleri vardır; bunlarla kavrayamazlar.

Gözleri vardır; bunlarla göremezler.

Kulakları vardır; bunlarla işitemezler.

İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar.

Asıl gafiller işte onlardır.

(A‘râf Suresi, 7/179)

Belki de bu ayet, şeytanın değil; suçu hep bir başkasına atan insanın aynasıdır.

Aydın Mertayak

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Ayağa Kalkılan Şey 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00