Ayağa Kalkılan Şey

Aydın MERTAYAK

07-01-2026 22:23

Bazen bir sokağı değil, bir zamanı dolaşa dolaşa yürür insan.

Tokat Artova’da öğretmenliğe başladığım yılları düşündüğümde, aklıma önce o sokak gelir. Evin bir ucunda ben, diğer ucunda okul. Düz yürünse on dakika. Ama ben hiçbir zaman düz yürümedim. Yolu uzattım; adımlarımı kavisli çizgilere emanet ettim. Çünkü sokağın ortasında bir çay bahçesi vardı. İçinde saçları ak, omuzları hayattan düşmüş, bakışları ağır insanlar otururdu. Beni görünce ayağa kalkarlardı. “Muallim bey geliyor,” derlerdi. Bir insan geçiyor diye koskoca bir çay bahçesinin ayağa kalkması, insana onurdan çok bir yük bırakıyor.

O yükü taşımaya kendimi layık görmezdim.

Çünkü ayağa kalkılan ben değildim. Ayağa kalkılan, bilgi olmalıydı. Okulun kapısından girip çıkan, yıllar içinde eksilen ama anlamı hiç azalmaması gereken şey… Bilgiye duyulan saygı, kişiye yöneldiğinde insanı utandırır; topluma yöneldiğinde ise büyütür.

Ben o günlerde şunu sezmiştim: Saygı, yanlış adrese teslim edildiğinde incelir, hatta bozulur. Öğretmeni yücelttiğinizde değil, öğrenmeyi yücelttiğinizde toplum güçlenir. Öğretmeni kutsallaştırmak değil; çocuğun merakını kutsamak gerekir.

Bugün dönüp baktığımda, asıl yürüyüşün sokakta değil, zihnimizde değiştiğini görüyorum. Eskiden bilgi konuşurdu; şimdi gürültü alkışlanıyor. Eskiden bilmediğini bilmek bir erdemdi; bugün bilmemek cesaret sanılıyor. Vasatlık, sıradan olmanın doğal hali olmaktan çıkıp, korunması gereken bir kimliğe dönüştü.

Daha acısı şu: Cehalet artık utanılacak bir eksiklik değil, sahneye çıkarılan bir gösteri. Ne kadar az bilirseniz, o kadar “sahici” sayıldığınız bir çağdayız. Derinlik şüpheli, yüzeysellik makbul. Düşünmek yorucu, slogan atmak kolay.

Eğitim dediğimiz şey, yalnızca müfredatla, sınavla, bina ile ilgili değildir. Eğitim; bir toplumun neye saygı duyduğuyla ilgilidir. Eğer alkış, emeğe değil gürültüye gidiyorsa; eğer söz, bilgiden çok cehaletin cesaretine bırakılıyorsa, okul ne kadar güzel olursa olsun içi boşalır.

Öğretmen, bilgiyi taşıyan bir kaptır. Kabı kutsallaştırıp içindekini değersizleştirirsek, sonunda susuz kalırız. Öğrenciye “her şey sensin” deyip, ona emek vermeden hak dağıtırsak, iyilik yapmış olmayız. Hayatı kandırmak mümkün değildir; sadece biraz geciktiririz.

Bugün belki hâlâ farkında değiliz ama şunu açıkça söylemek zorundayız: Vasatlık övülmeye, cehalet cesaret olarak sunulmaya devam ederse, hep birlikte batarız. Ve bu batış gürültülü olmaz. Sessiz olur. Kimse ayağa kalkmaz. Kimse utanmaz.

O yüzden bazen yolu uzatmak gerekir. Kendimizden kaçmak için değil; değeri yanlış yerde aramamak için. Saygının adresini yeniden düşünmek için. Bilgiye yeniden yer açmak için.

Belki o zaman, bir gün bir çay bahçesinde insanlar ayağa kalktığında, bir kişiye değil; düşünceye, emeğe ve öğrenmeye kalkarlar. Ve işte o gün, yol ne kadar uzun olursa olsun, yürümeye değer.

Aydın Mertayak

DİĞER YAZILARI Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz 01-01-1970 03:00 Çocuğu Değil, Aynayı Eğitmek 01-01-1970 03:00 Bir Anlaşmadan Bir Ekrana: Bağımlılığın İnce Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Tel ile Nefes Arasında: Yoklukta Doğan Aşk 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 İnsan: Ölümü Bilerek Yaşayan Tek Yolcu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Yılda Bir Gelen Vicdan Bakımı 01-01-1970 03:00 Yağmurda Süpürülen Düşünce 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarını Şeytan da Yapmazdı” 01-01-1970 03:00 Aklın Terbiyesi: Birlikte Düşünmenin Sessiz Erdemi 01-01-1970 03:00 Aceleyle akan suyun hikâyesi yoktur; hikâye, yolunu arayan suya aittir. 01-01-1970 03:00 Kanlı Dipnotlar: Batı Aydın Sınıfının Gazze İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yorulmak 01-01-1970 03:00 Kendi Sapına Eğilen Çiçek 01-01-1970 03:00 Korkuluk ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Emperyalistlerin “Gözyaşı Koleksiyonu” 01-01-1970 03:00 Gökyüzüne Bakan Çocuklar 01-01-1970 03:00 ÇABA SÜRESİDİR, AZİZİM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ DOĞUMLU İNSANOĞLU 01-01-1970 03:00 Kendin Kalma Mücadelesi Anonim Şirketi 01-01-1970 03:00 10 Kasım’dan 11 Kasım’a: Anmaktan Anlamaya 01-01-1970 03:00 Başarı Zehri: Merakın ve Erdem'in Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Çarşının Ruhu ve Ahîlik: Geçmişten Günümüze Bir Hatırlatma 01-01-1970 03:00 Körle Sağırın Dünyası 01-01-1970 03:00 Ruhun Bahçıvanlığı 01-01-1970 03:00 Ok mu, Yay mı? Yoksa İkisi Birden mi? 01-01-1970 03:00 Yokuş Yukarı Hayaller: Her Şeyi Başaramazsınız ve Bu, Olumsuz Bir Durum Değildir 01-01-1970 03:00 Ruhuna “Cicos”: Vicdanın Teneşir Hâli 01-01-1970 03:00 Hadsizliğin Zifiri Noktası 01-01-1970 03:00 Tohumun Yalnızlığı Ve Karanlıktaki Fethi 01-01-1970 03:00 “Aman ha, sakın okuma! Bu yazı vicdan kaşındırır, kafa çalıştırır!” 01-01-1970 03:00 Elif ile Vav’ın Gizemli Aşkı 01-01-1970 03:00 Zekânın Görünmezliği: Neden Vasatlık Toplumda Daha Fazla Takdir Görür? Aydın Mertayak Dr. 01-01-1970 03:00 Gençliğin Hesabı 01-01-1970 03:00 Sanal Sevaplar Derneği 01-01-1970 03:00 Kötülükten Kahkaha Çıkarmak 01-01-1970 03:00 Öksürmeden Lokma Düşmez! 01-01-1970 03:00 Sorumluluk Üstüne Bir Şamata 01-01-1970 03:00 Mukaddes Ayın Riyakârlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kelebek Ömrü: Kübra Tekin Öğretmen’in Hazanı 01-01-1970 03:00 Şakşakçılar, Şaklayanlar ve Şaklattıranlar 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okulu Neden Sevmiyor? 01-01-1970 03:00 Biz Ebeveynler Nereye Koşuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bilim ve İman: Akıl Nereye Kadar? 01-01-1970 03:00 Geleceği Köklerinden Koparmadan İnşa Etmek: Eğitimde Dönüşümün Anahtarı 'Şimdi'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 Koltuksuz Kalmış Kimlik Travması 01-01-1970 03:00 "Eşeğin Adaleti: Hak Arayışının Mizahi Yüzü" 01-01-1970 03:00 Karakter mi, Terbiye mi? 01-01-1970 03:00 Özgüvenli Cehalet ve Sessiz Bilgelik 01-01-1970 03:00 Hayatı Ucuza Yaşamak 01-01-1970 03:00 Anlamak ve Yanlış Anlamak Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatın Denkleminde Nerede Yanlış Yaptık? 01-01-1970 03:00 Yaşamın ve Gülmenin Devrimi 01-01-1970 03:00 Eşit Olmayana Eşitçe Davranmak: Eşitsizlik Düşüncesine Sosyolojik Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Sınavı Sonrası Umut ve Mucize Arayışı 01-01-1970 03:00