2002 yılından son yerel seçimlere kadar kontrollü muhalefet sayesinde her seçimi kazanan AK Parti 2024 seçimlerinde beklemediği bir hezimete uğradı. Özellikle son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimine göre emir komuta merkezi kimine göre ise dış güçler olarak ifade edilen bir yapı Millet İttifakına seçimleri kaybettirebilmek için çok hassas bir şekilde devreye girdi. Çünkü senaryoya göre seçimleri Cumhur İttifakı kazanmalıydı. Önce ayakkabılarla seccadeye basıldı…
Bu hadise yeterli gelmeyince “Ben Aleviyim!” çıkışı ile adeta bana oy vermeyin mesajı topluma verilmeye çalışıldı. Çünkü dış güçler böyle istiyordu. Daha yapacak çok işleri vardı. Irak’tan sonra Suriye, İran ve Türkiye’nin doğusunda binlerce yıllık planlarını uygulamaları gerekiyordu. Arzı mevud’a ulaşmak için beslenen Siyasal İslam adı altındaki partilere, cemaatlere ve tarikatlara çok büyük yatırımlar yapılmıştı. Vatandaşlar siyaset adı altındaki tiyatroyu seyrederken milliyetçi zafercilerle, memleketçiler milyon dolarları getirmişti.
Sonra seçimler senaryoya göre tamamlanarak kaldıkları yerden oyuna devam edeceklerdi. Âmâ hiç beklemedikleri bir olay gerçekleşti. Ana Muhalefet partisinde sanki göstermelik bir adaymış gibi ortaya çıkan Özgür Özel, İmamoğlu’nun perde arkasından verdiği destekle bir anda genel başkanlık seçimini kazanarak iktidarın, muhalefetteki kontrol gücünü kaybetmesine neden oldu.2024 yılında gerçekleştirilen ilk kontrolsüz seçimi de kaybedince… Bu şekilde Türkiye’de bir daha seçim kazanamayacaklarını anlayan dış güçler, sen misin bize çalım atan bedeliyle İmamoğlu’na önce diploma sonra yolsuzluk derken… Kontrollü muhalefeti yeniden ele alabilmek amacıyla içerdeki satın alınmış adamlarını devreye sokarak adeta tüm tuşlara bir anda basma gereği duymuşlardı. Çünkü arzı mevud’a ulaşmak için bir an önce anayasanın değiştirilmesi gerekiyordu. Kaybedilen milyar dolarları göze alarak emir komuta merkezinin talimatını yerine getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.
Önce masaya kayyum seçeneği geldi. Sayın Özel’in erken olağanüstü kongre hamlesi bu hamleyi bir anda boşa çıkardı. Bir yandan eski kontrollü genel başkana hazır ol, merak etme senden vaz geçmedik sana ihtiyacımız var, biz senin gibi on üç seçim kaybedip hala o koltukta oturabilecek birini kolay kolay bulamayız diyorlardı. Hemen senaryo güncellenerek, kaybedilen kongrenin iptal edilmesi amacıyla dış güçler tarafından düğmeye basıldı.
Zafercilerle alakalı dedikodular ayyuka çıkınca dış güçler eyvah ifşa olacaksınız, seni acuk Silivri’de misafir edelim, çaktırma sende mağduru oyna ki oyların artsın dediler. Milyon dolarları saymanın daha tadına varamayan memleketçilere de heyyy… Öyle yan gelip yatmak yok. Hadi bakalım sana da baba ocağında ihtiyacımız olacak buradaki görevin bitti. Partini kapatıp bizden talimat bekle dediler…
Hemen inceden inceden ana muhalefete doğru sempatik açıklamalar başladı. Rize’de haberi alan memleketçilerde ; “Aç tavuk kendini, darı ambarında zanneder misali…” kendilerini merhum Nihat Mete’ye benzeterek piyasa yapmaya çalışmaya başladılar. Ey il başkanı sen kim, Nihat Emice olmak kim? Yöremize özgü bir deyim vardır, bilir misin? “Çiçili ne kadar uzansa da yılan olamaz.” Saltuk Başkanım bu memleketçilere dikkat et. Eve dönüş projesiyle senin altını oyup, il başkanlığında gözü olanları partinin kapısından içeriye dahi sokma. İnceden Sayın Özel’e baskı yaparak akılları sıra il başkanlığını alıp Rize’nin yeni Nihat Mete’si olacakmış… İşte son günlerde yaşanılan siyası operasyonları size kısaca ifade etmek istedim. İki kelamda dayıma yazayım. Sevgili dayıcım, bu işe başlarken seninle bir anlaşma yapmıştık. Benim işime karışmayacağını ve onun bunun hatırına müdahale etmeyeceğine söz vermiştin. Lütfen herkes kendi işini yapsın. Sana saygım sonsuz, üzerimde emeğinde çok… Siyasi arenadan benden ötürü çok baskıda görüyorsun… Dayıcım sana yaptığımız anlaşmayı hatırlatarak; bırakalım herkes işini yapsın şiarıyla yazıma son vermek istiyorum.






















