Yakın zamanda üniversitemizle alakalı medyada güzel bir haber okudum. Haberde; “Türkiye’deki üniversitelerin bilimsel yayın performanslarını değerlendiren Web of Science ve Scopus gibi prestijli veri tabanlarında yapılan sıralamalara göre, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) 2025 yılı itibarıyla toplam bilimsel doküman sayısında Türkiye’de ilk 30 üniversite arasına girmeyi başardı.” Haberi gerçekten de bir Rizeli olarak beni gururlandırmıştı. Sonra gerek sohbetlerde, gerekse yapmış olduğum araştırmalarda üniversitemizin halinin milli eğitimden çokta farklı olmadığını görmek beni inanın derinden üzdü. Geçmişte Trabzon lobisinin elinde bulunan üniversitemiz, maalesef 2002 yılından sonra da siyasi arenanın torpilli kariyeri haline getirilmiş. Yazımın başlangıcında canını dişine takarak gecesiyle gündüzüyle ailesini dahi ihmal edip bu torpil lobilerine rağmen kendi emekleriyle şehrimize ve üniversitemize değer katan kıymetli hocalarımızı tenzih ettiğimi ifade ederek başlamak istiyorum. Hani bir söz vardır ya; yarası olan gocunur misali, eminim ki kendi emeğiyle bulunduğu yere gelmiş her hocamızda bana hak verecektir.
Sıralamada nasıl oldu da diğer köklü üniversitelere göre bizim üniversitemiz 30. Sırada yer almayı başardı sorusunun cevabına gelince; iddialar inanın çok büyük. Bizzat Rektör Bey tarafından talimatlar verilerek, aslında geçmişte yapılmış araştırma ve yayınların süreleri olduğundan daha uzun gösterilerek yeni yapılmış gibi sisteme girildiği söyleniyor. Sadece bu mu? Tabi ki de hayır. Birde paralı yayın rezaleti var. Akademik kariyer yapan hocaların, unvan olarak yükselmeleri için belirli sayılarda yayın hazırlayarak bu yayınların ulusal ve uluslararası makale dergilerinde yer almaları gerekiyormuş. Sayın Rektör sıralamayı yüksek gösterebilmek için akademik personele baskı yani mobbing yaptırarak hocaların beğenilen çalışmalarının bu dergilerde haklarıyla yayınlanmaması halinde ücretini vererek yayınlatmalarını istediği iddia ediliyor. Bitmedi dahası da var… Efendim daha üniversiteye girerken siyasi torpilli olan hocaların Üniversitemizi Geliştirme Mütevelli Heyeti sponsorluğunda desteklenerek paralı yayın yaptırıldığı söylentilerine ben bile inanmak istemiyorum. Yani emeğiyle gelenler yayın paralarını kendi ceplerinden öderken, sol elle yemek yemeyip kul hakkı yiyenlerin parasını biz zatî ; “RTE Üniversitesi Geliştirme Mütevelli Heyeti Vakfı” tarafından ödendiği söyleniyor.
Sayın Rektörüm bu iddialar karşısında çok basit bir şekilde cevap verebilirsiniz. RTE Üniversitesi Geliştirme Mütevelli Heyeti Vakfının, siz göreve başladıktan bu güne kadar ki harcamalarını basınla paylaşırsanız ve sıralamada yer alan çalışmaların asıl yayın tarihleriyle birlikte hangi dergilerde yer aldığı ve bu dergilerin paralı olup olmadığı bilgilerini objektif bir şekilde sunarsanız, emin olun ki bir sonraki hafta keyifle size yönelik bir tensip makalesi de be hazırlarım. Âmâ eğer bu iddialar doğruysa o zaman Cumhurbaşkanımızın adını taşıyan bir üniversitenin bu şekilde anılmasını hiç kimse izah edemez. Başta AK Parti İl Başkanımız Sayın Yılmaz Katmer olmak üzere tüm şehrimizi göreve davet etmek gerekir. Bilimsel çalışmaların dahi torpille adam kayırarak yapıldığı bir üniversitede yetişecek
bu gençlik adına üzülmemek elde değil. Amacım kimseyi zan altında da bırakmak değildir. Âmâ Allah aşkına torpille bilim adamı olunur mu? Hakkıyla üniversite hocalık yapanların günahı ne? İddiadalar çok vahim. İstediklerine kadro veriliyor, istemediklerine bin dereden su içiriliyor. Sayın Rektörüm bu dünyanın öteki tarafını da unutma… Sen sen ol kul hakkıyla Yaradan’ın karşısına çıkma. Herkese eşit davranmak zorundasınız! Bu mevki ve makamlar hep dünyevi gelip geçici heveslerdir.” Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun

















