Bu hafta sizlere dürüst insanların değil de namussuz insanların değer gördüğü bir ülkeyi anlatıcam. Öyle bir ülke ki siyasetinden adaletine kadar herkes haklıdan yana değil güçlüden yana saf tutuyor. Demokratik hukuk devletlerinde adalet mekanizması vatandaşını kollarken, bu ülkede devlet özellikle şerefsizleri kolluyor. Eskiden hırsız var diye bağırınca halk polis el ele birlikte yardıma koşarlardı. Bu malum ülkede hırsız var demek suç olmuş. Aman ha… Yanlışlıkla hırsızı ihbar ederseniz… Sen nasıl bizim hırsızımıza, hırsız dedin diye başın dertten kurtulmaz. Siyasetçilerin kuklası olan hukukçular nedeniyle, adalet söz konusu onların hırsızı olunca üç maymunu oynuyor. Hz. Ömer diyor ya…“Devletin dini adalettir.” Adaleti olmayan bir devlet… Payidar olamaz. İşte dünya da maalesef böyle ülkeler varmış. Gelelim bizim ülkemize… Ben içimden gülüyorum, sizde öyle yapabilirsiniz. Son günlerde bu adaletsiz ülke gibi bizim ülkemizde de CHP’ye yönelik bir dizi siyasi operasyonlar oluyor.
Birileri kendi hırsızlarını görmezken, genel başkanlık koltuğunu kaybeden Kılıçdaroğlu’ nun yakın ekibinin sözde ifşaları ile CHP’ye yönelik siyasi bir operasyon başlatıldı. Daha önceden kaleme aldığım; “Kontrollü Muhalefet” yazımda belirttiğim gibi muhalefetin iplerini elinden kaçıranlar, ihanetle tümtuşlara birden basarak muhalefetin kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalışıyorlar. Çünkü kontrolsüz bir muhalefetle BOP planını sonuçlandıracak yeni anayasa, terörsüz ülke, teröristlere af… Gibi icraatları gerçekleştirecekleri bir seçimi kazanamayacaklarını adları gibi yaşayarak gördüler. Tahtını kaybeden kral şeytanla bile işbirliği yapar misali… Kimler kimlerle yürüyor. CHP belediyelerinde bu kadar yolsuzluk varken, ne hikmetse diğer partiler tarafından yönetilen belediyeler ak-pakmış… Ya da başka bir deyişle söz konusu onların hırsızı olunca herkes üç maymunu oynuyormuş. Çalmak tecrübe ister. Yüzü kızaran adam çalamaz. Eee bunca yıllık tecrübenin hakkını vermek lazım. Vallahi bunlar siyasette olduğu gibi hırsızlıkta da maharetliymişler. Yiğidi öldür, ama hakkını ver. Gerçi yiğit ifadesi yerine burada başka bir sıfat kullanmak lazım ama şimdi bunlardan sebep günaha girmeyelim.
Yine geçen haftalarda; “ZÜBÜK” adlı başka bir yazı daha yazmıştım. Siyaset yoluyla namussuzların masum vatandaşları, işinizi yapacağız vaatleriyle nasıl yolduklarını anlatmaya çalışmıştım. Dedim ya hırsıza hırsız diyemiyoruz diye… Şimdi ben burada bir tanesinin adını yazsam… Anında savcı beye bir talimat… Bizim hırsızlardan birinin adını yazmış, seni biz o koltuğa boşuna mı oturttuk? Sana verilen soruların hakkını vermen lazım! Bu hırsızlık işleri siyasetinden başlayıp okullardaki öğrencilere kadar bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldı. Artık herkes gücü kadar çalıyor. Soyuyorlar vatandaşı… Eee bal tutan parmağını yalarken, diğeri onumu seyredecek? Kimi devleti soyuyor, kimi de AKP İkizdere Çağrankaya Mahalle Temsilcisi olan İ.T.’nin oğlu E.T. gibi babam partide işinizi biz yaparız deyip şöyle yüz bin liracık yolunu bulup İstanbul’a kaçmış. Bak şimdi buda acemilik… Millet neleri götürüyor? Eee dedim ya herkes gücü kadar çalıyor diye… Vallahi benim favorim Gökçek ailesi… Çaldın mı öyle çalacaksın. Angarayı parsel parsel… Şaka bir yana bu nereye kadar böyle gider? Yüzyıl önce Mustafa Kemal Atatürk “Gençliğe Hitabeyi” demek ki boşuna yazmamış. Yavaş yavaş Kuvayi Milliye ye doğru gidiyoruz. Artık tüm muhalefet kurtuluş için bir ittifak olmalı.





















