2- Hayati

06-01-2025 04:47

Muhtar söz verdiği gibi sobayı yakıp gitmiş, odunlar çatırdayarak yanarken sobadan çıkan alevler tüm sınıfı aydınlatıyordu. Hafiften bir kömür kokusu geliyordu burnuma fakat soğuk kış günü dağ köyünde gümbür gümbür yanan sobadan şikayet etmek elbette yakışık almazdı. “Her sabah bu sobayı öğrenciler gelmeden önce yakmalıyım.” diye düşünürken okul kapısının gıcırtısıyla biraz irkildim. “Günaydın öğretmenim!” diyerek neşeyle sınıfa giriyordu minik öğrencilerim. Hepsinin yüzü gülüyor, heyecanları ve mutlulukları yüzlerinden okunuyordu ve tabi benim de keyfime diyecek yoktu. İlk öğrencilerimdi onlar ilk gözağrılarım!

“Günaydın çocuklar, sobaya yaklaşın durmayın uzakta, ellerimizi ısıtmadan kalem tutamayız ki…”diyerek elime aldığım kalemi mahsus ellerimi titreterek yere düşürdüm.

“Bakın bakın çocuklar, parmaklarım oynamıyor, kalem tutamıyorum.”

Tüm öğrenciler bu küçük gösteriden aldıkları keyifle neşeyle sobanın etrafında çember oluşturdular. Bazıları onlara yaptığım bu küçük gösterinin taklidini yaparak eğleniyor, bazıları bana yakın olmak için hafifçe birbirlerini itiyor, sürekli yer değiştirip duruyorlardı.Bir süre bu tatlı manzaranın ve sobanın sıcaklığıyla ısındık. “Kalem tutmak” deyiminin yeni ve orijinal bir hikayesi ortaya çıkmıştı durup dururken ve hepimiz bundan oldukça keyif almıştık.

 

“Hadi bakalım çocuklar, şimdi sıra oluyoruz, bahçede tören yapacağız.”

 

Çocuklar hemen tek sıra halinde bahçeye çıktılar.

Kendimi bir komutan yahut gemi kaptanı gibi hissediyordum. Çocuklar söylediklerimi harfiyen uyguluyor, okulun ilk günü gayet keyifli geçiyordu.

Okul bahçesinde toplandık. İstiklal Marşımızın eşliğinde bayrağımızı göndere çektik. Marş biter bitmez gözlerimle andımızı okuyacak gür sesli bir öğrenci aradım. Göz göze geldiğim bir öğrenci hızla sıradan çıkarak yanıma geldi ve hazırola geçti.

-Adın ne evlat?

-Mustafa, öğretmenim!

-Mustafa?

- Mustafa Başoğlu!

-Andımızı okuyabilir misin Mustafa?

-Okurum öğretmenim!

Aferin sana Mustafa! Yüksek sesle ve gür bir şekilde, diyerek kenara çekildim.

 

Mustafa sarı saçlı, mavi gözlüydü, incecik kolları ve bacaklarıyla zayıf yapılı ve yaşıtlarına göre uzun bir öğrenciydi. “Acaba andımızı okuyabilecek mi?” diye düşünürken kar sessizliğinin içinde, dağ köyünde bütün evlerden yankılanan bir ses duyulmaya başladı:

 

Türküm, doğruyum, çalışkanım!

Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!

 

 

Kar yağmaktan yorgun düşmüş, güneş bulutların arasından fırsat buldukça yüzünü gösteriyordu. Okulun bacasından ve civardaki evlerden tüten dumanlar, hemen her yeri  kaplayan bembeyaz örtünün üzerinden gökyüzüne doğru kahverengi işaretler bırakıyordu.

Öğrenciler tek sıra halinde sınıfa doğru ilerlediler.

Hemen boş buldukları sıralara oturdular. Ellerini sıralarının üzerinde birleştiren öğrencilerim meraklı gözlerle beni seyrediyordu. Şimdi yoklama almam gerekiyordu. Sınıf defterini açtım ve listedeki isimleri sırasıyla, teker teker okumaya başladım:

 

- Nazlı Başoğlu

- Burdayım örtmenim!

- Ayşe Baş

- Burdayım!

- Hayati Yılmaz

- !!???

 

Hayati… Bu isim, beni bir anda sınıftan koparıp aldı ve  babaannemle beraber Ikizdere’deki uçsuz bucaksız vadi manzaralı, iki katlı evimizin ; uzun, geniş ve  gün boyu güneş gören ikinci kattaki balkon köşesine götürdü. Babannemin deyimiyle hayata! Anılarımın sesi kulaklarımda çınlamaya başladı yeniden:

- Ah güzel torunum! Sabah namazına buz gibi güğümdeki suyla abdest aldım. Ellerim ayaklarım buz kesti, parmaklarımı oynatamadım. Sobayı da bi türlü tutuşturamadım.Şimdi öyle bi güneş etti, yandi ortaluk, kapişti! Kış günü böyle güneş görmedim! İki saattir hayatta oturuyorum! Kemiklerim bi güzel ısındi, oohh!

Rize’de çoğu yerlerde balkona “hayat” denilirdi. Hayata çıkmak, hayatta oturmak, hayattan bakmak, hayattan düşmek… Örnekleri kafamda çoğalttıkça balkona neden hayat dendiğini anlıyordum. Hele ki hayattan bakınca gördüğüm o sonsuz doğa manzarası bütün sorularıma verilen İlahi bir cevaptı!

 

Çok şükür Yarabbim, güneşlerini eksik etme bizden, Allah , kurban olduğum Ya Rabbim diye dakikalarca dualar ederdi babaannem! Sonunda da mutlaka kelime-i şehadet getirirdi defalarca:

 

Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh” (Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in (sav) Allah'ın kulu ve Resûlü olduğuna şahitlik ederim)

Şükretmeyi ve daha birçok şeyi babannemden öğrenmiştim. Allah’ın verdiği her nimet için şükrederdi. Onun sesiyle uyanırdım çoğu sabah:

 

- Çok şükür Ya Rabbim, bize bu günleri de gösterdin! Verdiğin bütün nimetlere şükürler olsun!

- Örtmenim Hayati burda!

- Buradayım örtmenim!

 

Hayati’nin sesiydi. Hayati sınıftaydı, bense hayatta oturmuş babaannemle iliklerimize kadar ısıtan güneşi seyrediyordum…

DİĞER YAZILARI 34-Bir Umut 01-01-1970 03:00 33- Savaş ve Sanat 01-01-1970 03:00 32- İki Lafın Belini Kırmak 01-01-1970 03:00 31-KULE 01-01-1970 03:00 30- Vefâ Yahut Kâğıt Kesiği 01-01-1970 03:00 29-Vicdan Yoklaması 01-01-1970 03:00 28/ Sarı Gelin 01-01-1970 03:00 27/ Veda Gülleri 01-01-1970 03:00 26- Toprağın Tadı 01-01-1970 03:00 25- Kar Sıcaktı 01-01-1970 03:00 24- Kainatın Süsü 01-01-1970 03:00 23- Profesör 01-01-1970 03:00 22- Yaz Bitti 01-01-1970 03:00 21-OTUZ KUŞ 01-01-1970 03:00 20- SİMURG 01-01-1970 03:00 19- HÜMÂ KUŞU 01-01-1970 03:00 18- Unutmak Nimettir 01-01-1970 03:00 17- Kardelenler Açınca 01-01-1970 03:00 16- Sevgi Dili 01-01-1970 03:00 15- Eve Giden Yol 01-01-1970 03:00 14-Kurt Masalı 01-01-1970 03:00 13-Çoban Sofrası 01-01-1970 03:00 12- GÖKÇE’N 01-01-1970 03:00 11-Emeğin Lezzeti 01-01-1970 03:00 10-Karne Heyecanı 01-01-1970 03:00 HANELER 01-01-1970 03:00 9- Mavi Patikler 01-01-1970 03:00 8-Değirmen 01-01-1970 03:00 7- Unutmabeni Çiçeği 01-01-1970 03:00 6- Yürek Yangını 01-01-1970 03:00 5-Ekmeğin Tadı 01-01-1970 03:00 4-Etekteki Cevizler 01-01-1970 03:00 3- Kardan Adam 01-01-1970 03:00 1-Kar Sıcaktı... 01-01-1970 03:00