1-Kar Sıcaktı...

03-01-2025 21:32

06.45’te yetiştiğim okul servisi il merkezine doğru devam edecekti ve beni de köyün yol ayrımında aceleyle indirmişti.

Servis şoförü: “Bu havada köye giden araç olmaz öğretmen hanım. Ancak öğleden sonra yollar açılır.” diyerek hızla yoluna devam etti. Biraz şaşkın ve heyecanlı ne yapacağımı düşünürken ben de dizlerime kadar olan uzun çizmelerimle yola koyulmuştum bile..

Karlar çizmelerimi gizliyor, akşamdan sabaha yağan yoğun karın üzerinde zorlukla yürümeye çalışıyorum. Ayak izlerimi bırakıyordum karla örtülü yola. İçimde mesleğe adım atmanın heyecanı, kafamda binlerce soruyla beraber yürüyordum. O kadar çok şeyi bir anda düşünüyordum ki ne kadar yol gittiğimin farkında olmadan yaklaşık bir kilometrelik yol yürümüştüm. Dönüp geldiğim yola baktım. Açtığım izler kapanmaya başlamıştı, lapa lapa yağan kar göz kamaştırıcı, büyülü bir atmosfer yaratmıştı. Üşümüyorum dedim kendime. Kar sıcaktı..

Evet kar yağışı ortama ısı verir ve hava yumuşar. Bu bilgiyi ilk duyduğumda garipsemiştim. Şimdi garip gelmiyordu kulağıma, ayaklarıma hatta ellerime. Bir anda kendimi sırtüstü karların üzerine bıraktım. Pamuk bir yatak gibiydi. Kollarımı iki yana açarken kısık gözlerle güneşle selamlaştık. “Kalk! dedi bana, öğrencilerin seni bekliyor.”

Hemen toparlandım. Elimi alnıma götürerek daha ne kadar yolum kaldığını anlamaya çalışıyordum. Derken köyün camisinin minaresi gözüktü. Büyük ihtimalle de okul hemen yanında olmalıydı. Yine de yürüdüğüm kadar bir yolum vardı okula varmam için. Ama bu defa içimdeki heyecana ne kadar yolum kaldığını bilmenin kararlılığı eşlik ediyordu.

Mesleğe adım attığım ilk gün heyecanıyla henüz yürünmemiş karla kaplı bir yolu adımlıyordum.

Hayatıma bembeyaz bir sayfa açmak gibiydi. Ahşap evlerin sacları, her dem yeşil kalan çamların yaprakları her yer bembeyazdı.

Gürdere, Rize ilinin İkizdere ilçesine bağlı bir köydür. Eski adı Ethone olup Rize’ye 55 kilometre İkizdere ilçesine 3 km uzaklıktadır. Rahmetli babaanneme “Ethoneli” derlerdi. Hemen herkes onu bu şekilde çağırırdı. Babaannem evlendikten sonra köyüyle irtibatı kopmuş bir daha doğup büyüdüğü, anılarını anlatırken gözlerinin istemsizce  dolduğu köyüne bir daha hiç gitmemişti. Gidememişti. Şimdi ise yıllar sonra ben adımlıyorum, babaannemin çocukluğunun geçtiği, gelin olduktan sonra bir daha hiç yürüyemediği bu yokuşları. Zira 13 yaşında evlendirilmiş ve daha çocuk denilen bir yaşta ayrılmıştı baba ocağından telli duvaklı. Yokluk zamanlarıydı derdi babaannem, çok yokluk varmış! Buğday ekmeği bile bulamazdık derdi, mısır ekmeği yaparlarmış o zamanlar. Onu da kendi ektikleri mısırları değirmenlerde öğüterek elde ederlermiş.

Tüm bunları düşünürken okula varmıştım. Okulun hemen bitişiğinde lojman vardı. Orada kalacaktım yollar kapalı olduğunda. Yürüdüğüm yolu ve hava şartlarını da düşününce tüm kış orada kalmaya hazırlamıştım kendimi.

- Hoş geldin, Öğretmen kızım, günaydın! Ben köy muhtarı Mustafa Bayrak. Köyümüze hoş gelmişsiniz. Evim hemen okulun aşağısında diyerek eliyle bacası tüten, tek katlı ahşap evi gösterdi. Buyrun dedi ısrarla,  hanım çayı hazırlamıştır.

 Yöreden biri olarak bu sıcak karşılamayı memnuniyetle karşılasam da okulu açmak istediğimi ve çocuklar gelmeden önce sobayı yakmak istediğimi söyledim. Muhtar soğuktan kızaran parmaklarıma bakıp “Öğretmen kızım ben yakarım sobayı, çalı çırpı her şey var. Kömürümüz de var çok şükür.” diyerek ısrar  edince daha fazla itiraz etmek istemedim. Muhtar önde ben arkada çatısı top top karla kaplı eve doğru yöneldik. Bir kartpostalın içinde yürüyor gibiydik. Yıllar sonra bile hatırlayacağım bir hikayenin giriş bölümünde geziniyordum..

Okulun koridorundan içeri girdim. Tuhaf bir mutluluk hissediyordum. Koridorlar aynı, sıra düzeni aynı, tebeşir kokusu aynıydı. Okul yaşantımı düşündüm, kendimi o sıralarda hayal ettim fakat şimdi öğretmendim. İki ortak sınıfı vardı okulun. 1.2. ve 3. Sınıf öğrencileri için bir sınıf; 4 ve 5. Sınıflar için ayrı bir sınıf vardı. Dahası bu iki ayrı sınıf için  bir tek  öğretmen görevlendirilmiş olmasıydı! Köy okullarının kapanacağı gündemdeydi o zamanlar. Nitekim bir yıl sonra da tüm köy okulları kapanmıştı.

“ Ah, kızım ah! Eski zamanda kız çocuklarını okutmazlardı. Ben okuma yazma öğrenemedim. Cahil kaldık.”

Rahmetli babaannemin sağlığında gözleri yaşlı, biraz da mahcup söylediği o sözler şimdi okulun koridorlarında yankılanıyordu. Buruk bir mutluluk hissettim. Sanki yanımdaydı ve beni seyrediyordu. (Devami Haftaya…)

DİĞER YAZILARI 34-Bir Umut 01-01-1970 03:00 33- Savaş ve Sanat 01-01-1970 03:00 32- İki Lafın Belini Kırmak 01-01-1970 03:00 31-KULE 01-01-1970 03:00 30- Vefâ Yahut Kâğıt Kesiği 01-01-1970 03:00 29-Vicdan Yoklaması 01-01-1970 03:00 28/ Sarı Gelin 01-01-1970 03:00 27/ Veda Gülleri 01-01-1970 03:00 26- Toprağın Tadı 01-01-1970 03:00 25- Kar Sıcaktı 01-01-1970 03:00 24- Kainatın Süsü 01-01-1970 03:00 23- Profesör 01-01-1970 03:00 22- Yaz Bitti 01-01-1970 03:00 21-OTUZ KUŞ 01-01-1970 03:00 20- SİMURG 01-01-1970 03:00 19- HÜMÂ KUŞU 01-01-1970 03:00 18- Unutmak Nimettir 01-01-1970 03:00 17- Kardelenler Açınca 01-01-1970 03:00 16- Sevgi Dili 01-01-1970 03:00 15- Eve Giden Yol 01-01-1970 03:00 14-Kurt Masalı 01-01-1970 03:00 13-Çoban Sofrası 01-01-1970 03:00 12- GÖKÇE’N 01-01-1970 03:00 11-Emeğin Lezzeti 01-01-1970 03:00 10-Karne Heyecanı 01-01-1970 03:00 HANELER 01-01-1970 03:00 9- Mavi Patikler 01-01-1970 03:00 8-Değirmen 01-01-1970 03:00 7- Unutmabeni Çiçeği 01-01-1970 03:00 6- Yürek Yangını 01-01-1970 03:00 5-Ekmeğin Tadı 01-01-1970 03:00 4-Etekteki Cevizler 01-01-1970 03:00 3- Kardan Adam 01-01-1970 03:00 2- Hayati 01-01-1970 03:00