Her iki yılda bir hükümet kanadıyla yetkili sendika arasında memurlara verilecek zammın belirlenmesi amacıyla tiyatro tadında toplu sözleşme görüşmeleri yapılıyor. Yıllardır hükümete yakın sendikalar görüşmeler başlarken memurun gazını almak için bol keseden talepler de bulunarak, ne hikmetse son anda aza kanaat eder hale geliyorlar. Lakin sonuç hiç değişmiyor… Milyonlarca memurun hakkı maalesef masa başında satılıyor. Bu olay sadece toplu sözleşme görüşmeleriyle de sınırlı kalmıyor.
Bankalarla yapılan promosyon antlaşmalarının perde arkasında öyle paralar pardon, öyle dolaplar dönüyor ki benim memur kardeşim üyesi olduğu sendika tarafından hakkının savunulduğuna inanıyor. Nasıl TUİK enflasyon rakamını doğru açıklamayarak milyonlarca insanın kul hakkına giriyorsa; sendikaların da temsil ettikleri üyelerinin bir takım çıkarlar uğruna hakları savunmamaları da kul hakkıdır.
Şimdi diyeceksiniz ki sen hangi sendikayı kastediyorsun? Ben sarısını da mavisini de bir siyasi partinin arka bahçesi olup, menfaat uğruna talimatla hareket eden bütün sendikaları kastediyorum. Üyesi olan bir memur soruşturma geçirirken, üyesinin hakkını savunmak yerine… Arka bahçeliğini yaptığı siyasi partiden aldığı talimat ile hareket eden tüm namussuzlara söylüyorum. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun çok güzel bir sözü vardır: “Bir saniyesine dahi hükmedemediğiniz bu dünya hayatında menfaatiniz için bu kadar fırıldak, olmayın.” Sevgili işçi ve memur kardeşlerim eskiden siyasiler köyleri ağalık sistemiyle idare ederlermiş. Bir sürü marabayla uğraşacaklarına kendilerine hizmet eden bir kişiyi ağa ederek, daha ekonomik bir şekilde kervanlarını sürdürürlermiş. Şimdilerde ise devir değişiyor. Artık insanların çoğu köylerde değil de şehirlerde yaşayıp çalışmaya başlamış… Eee bu kadar çalışanla nasıl uğraşacaklar? Ağalık sistemi de bitti. O zaman modern ağalık dediğimiz sendikacılık devri başlıyor, işte…
Öyle bir çark kurmuşlar ki… Sendikaya üye olan üye olmayandan daha fazla maaş alıyor. Bak hele sen… Aklıma rahmetli Kemal Sunal’ın ; “Ağam ben de Harranlıyım.” repliği geliyor. Kardeşim bu siyasi rant düzeni senin Harranlı olmanı istemiyor. Sendikalar, odalar… Ne olursan ol seni bir yere üye edip mutlaka yolacaklar. İyi diyon hoş diyon da… Çalışan bir birey hakkını savunmak için ne yapacak? Bilinçli olacak kardeşim bilinçli… Sen gidip te bir siyasi partinin arka bahçesi olan sendikaya üye oluyorsan, o zaman; beni masa başında sattılar demeye hakkın yok. Bir de menfaati için susan dilsiz şeytanlar var. Onu bunu bilmem ben kitabın ortasından yazıyom. Menfaat uğruna tiyatro çevirip hakkını savunmadığınız üyelerinizin kul hakkının hesabını günü geldiğinde Yaratana verirsiniz.
Efendim biz görüşmelerde bir sürü kazanım elde ettikte; eee lakin zam oranında anlaşamadığımız için görüşmeleri hakem heyetine taşımaya karar verdik. Merhum lider Necmettin Erbakan Hocamızın tabiriyle… “Hadi oradan… Hadi oradan. Çocuk mu kandırıyorsunuz?” Birde efendim bu millet bize ana avrat sövmesin diye… Eee neymiş efendim, o masadan da zam oranı belli olunca kalkmışlarmış. Ben ağzımı daha fazla bozmayayım, takdir okuyucunundur… Saygılarımla!