Bu hafta sizlere vaktin birinde yaşamış olan bir ülkenin nasıl adım adım yok olduğunu anlatacağım.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Angara diye bir ülke varmış. Bu ülkede yöneticiler lüks içinde
yaşarken halka ödeyemeyecekleri çok ağır vergiler koyarak saraylarında günlerini gün ediyorlarmış.
İtibardan ödün verilemez diyerek vatandaş kırk kanaat geçinirken saraylarına yeni saraylar
ekliyorlarmış. Millete gelince olmayan para har vurup harman savruluyormuş. Zenginlerden vergi
alınmazken ülkenin lüks giderlerini karşılamak amacıyla fakir halka yeni vergiler eklenerek adeta
vatandaşın beli bükülür hale gelmiş. Ne hikmetse bu şatafatlı hayattan nemalanan din adamları da
siyasetçilerin işbirlikçisi olarak halka; aza kanaat etmelerini tavsiye ediyorlarmış. Eee siyasetçilerde
işlerini biliyorlarmış. Din adamlarına yüksek maaşlar vererek dini istedikleri gibi kullanır hale
gelmişler.
Gariban vatandaşın sırtına yüklenen her vergiden sonra halk; “ANGARA DOYMUYOR” diyormuş.
Ülkede haksızlık almış başını gitmiş. Parası olana adalet varken, parası olmayan adaleti mumla arar
olmuş. Siyasetçiler ülkeyi yiye yiye bitirememişler. Halktan birisi; “Hırsız var…” dese, şikâyet eden
halk tutuklanıyormuş. Liyakat yerle bir edilirken, nice okumuş insanlar işsiz gezerken; siyasetçilerin
yandaşları işe alınıyormuş. İşe alınan bu liyakatsiz yandaşlar ülkenin kurumlarını yönetemedikleri için
ülkenin durumu gün geçtikçe daha da vahim bir hale geliyormuş. Bilim ve eğitim ihmal edilmiş. Adam
kayırma işi öyle bir hale gelmiş ki vasıfsız insanlar sırf kendilerindendir diye öğretmen yapılmış.
Eğitimden anlamayan yandaş yöneticiler nedeniyle ülkede kaliteli eğitim verilemediği için her geçen
gün ülke adım adım yok oluyormuş.
İşin garip tarafı ise yöneticilerle siyasetçilerin bu yok oluşu gizleyerek halka biraz daha sabredin
yakında dünyanın en büyük ülkesi biz olacağı yalanlarıyla avutmalarıymış. Baskıyla susturulan halk her
geçen gün daha da ezilir hale gelmiş. Yöneticiler ve siyasetçiler aleyhine konuşan herkes sindirilerek
susturuluyormuş. Ülkede dürüstlük hak getirirken sahtekârlar değer görüyormuş. Yolsuzluklar almış
başını gitmiş. Muhalif görülen kişiler ya tutuklanarak zindanlara atılıyor ya da sokak ortasında
ensesinden vurulup infaz ediliyormuş. İnfazlar ocaklara ateş düşürüyormuş. Siyasetçiler suçlularla iş
tutup vatandaşı soyuyormuş. Ülkeden umudunu kesen vatandaş yaşadığı her olumsuzluktan sonra
“ADALET” diye haykırarak; “ANGARA DOYMUYOR” diyormuş. Bir ülkenin yok olması için illaki savaşa
gerek yoktur. Liyakatsiz yöneticiler, dürüst olmayan siyasetçiler, önem verilmeyen eğitim ile bilimden
uzaklaşan yeni nesillerle savaşa gerek olmaksızın bir ülkeyi yok edebilirsiniz