Mübarek, müstesna, bölgeye has, Yüce Yaratanın çekilen çilelere, yokluğa umutsuzluğa bir nimet olarak bahşettiği çay!
Tarihçesine, gelişimine, önemine atfen yazmaya başlarsak ciltler dolusu kitaplar yazmak gerekir.
Son zamanlarda avamın dilene dolanan bir istek var. Fabrika yapmak.
Birileri bu manada verilen sözleri hatırlattı ya!
O nedenle her iki tarafa da cevap niteliğinde bazı gerçekleri kısaca yazayım.
Günümüzde çayı işleme almada, üretimde kapasite sorunu yoktur. Kapasite fazlalığı vardır. ÇAY-KUR 9 bin tonun üzerinde, özel sektör ise bir o kadar yaş çay işleme kapasitesine sahiptir.
“Fabrika neden yapmıyorsunuz” diyen sıradan insanlara değil, kendini çok bilmiş olarak pazarlayanlara bir hatırlatma olarak şu gerçeği söylemek zorundayım. Çay üreticisi isterse bir günde 50 bin ton çay toplayabilir. Hangi kapasite ile bu selin önüne baraj olacaksınız, karşılayacak ve işleyeceksiniz!
Çok büyük, anormal bir mevsim rast gelmediği müddetçe kontrollü alımla ve kontenjanla her dönemi rahatlıkla karşılayabilir bir kapasite vardır bu sanayide.
O nedenle “kapasiteden dem vurmak” gaflettir, bilgisizliktir, cehalettir, acemiliktir.
Çay sanayimizin motor gücü ÇAY-KUR’dur. Kamu kuruluşu niteliğini özelleştirme furyasına rağmen sürdürmüş, uzun yıllar büyük bir özgüvenle vatandasın ürününe değerini veren bir kuruluştur. Özelleşmeyen ender kuruluşların en başında ÇAY-KUR vardır. Sebebi Rizelilerin siyasetteki yine uzun yıllara dayanan sahip olduğu güçtür. Rahmetli Mesut Yılmaz’la 1987 den 2002’ye kadar, 24 yıldır Türkiye’de tek başına iktidar olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la varlığını korumuş, bugünlere kazasız belasız gelmiştir!
Bu iki siyasetçinin, özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın gayretleri, ilgisi, bölge insanın çektiklerini çok iyi bilmesi ve bir ödül olarak ÇAY-KUR’u yaşatması takdire şayandır.
Özelleşmiş bir çay sanayisi Rize’yi, bu yeşil altın diyarını çok kısa bir zamanda balta girmemiş ormana çevirir.
Burada yaşayan insanların tümünün göçüp gitmesi 5 sene sürmez!
Dünyada çay tüketiminde birinci sıralarda olan ülkemiz 300 bin ton kuru çay ithal etmek zorunda kalır.
Kapasiteyi tam kullanmanın bir yolu da Özel sektörün bir şekilde sübvanse edilmesidir. Devletimizin yapacağı tek şey ÇAY-KUR’u sermaye artırımı ile ayakta tutarken özel sektöre de bazı imkânlar sunmasıdır.
Kaliteli hammadde en önemli sorunumuzdur. Bu da onlarca kitap yazılacak bir konudur.
Bir yalanla yazımı sonlandırayım. Fakat kimse alınmasın lütfen.
Eğer gerçek manada yaş çay hammaddesi toplamak istersek kuru çay üretimi en az 150 bin tonlara düşer ve yukarıda bahsettim, Türkiye çay ithal etmek zorunda kalır. Bu paradoks ve diğer konuları gelecek yazılarımda işleyeceğim.
Baki selam ve dua ile…