Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
16 HAZİRAN Salı 13:10

Devlet Özelleştirilirse…

Nusret Kebapçı
Nusret Kebapçı
Giriş Tarihi : 14-04-2026 07:54

Bundan bir süre önce, ülkeye NATO'nun çok uluslu ordusunun davet edilmesi ve ardından Türkiye'nin " çok uluslu şirketler için yönetim merkezi" olacağına dair yapılan açıklamalar, aslında gelinen noktanın açık bir itirafıdır. Diğer yandan ulus devletin tasfiye süreci ve ulusal kimlik yapısını çok parçalı hale getirme çabaları tam gaz sürerken, artık şu gerçeğin anlaşılması gerekiyor: Ülke, küresel şirketlerin rahatlıkla talan edebileceği açık bir pazar haline gelirken; güçlü bir ulusal ekonomi ve ulusal kimlik yapısının eskiden olduğu gibi yerinde durması mümkün değildir.

Çünkü emperyalizm, pazarını talan ettiği bir ülkede; o pazarı kendisinden geri alma potansiyeli taşıyan güçlü bir ulusal yapı istemez. Pazarın talan edilmesiyle çok kimliklilik sürecinin eş zamanlı başlaması da asla bir tesadüf değil, aksine birbirini tamamlayan bir projedir.

Bu projenin en klasik örneği Yugoslavya'da yaşandı. Şimdi aynı senaryo Türkiye'de oynanıyor.

1974 Yugoslavya'sından 2026 Türkiye'sine

Yugoslavya'nın parçalanmasına giden yol da mermilerle değil, maddelerle döşenmişti. 1974'te yapılan anayasa değişikliği ile de merkez zayıflatıldı; cumhuriyetlere "veto hakkı" benzeri yetkiler verildi. Bugün Türkiye'de "yeni anayasa" adı altında sunulan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi veya etnik kimliklerin anayasal tanınması talepleri, Yugoslavya'nın merkezi otoritesini felç eden sürece ne kadar da benziyor! Süreç hep aynı işliyor: Önce ekonomik kıskaçla halk mikro-milliyetçiliğe itiliyor, ardından "müttefik" sıfatıyla gelen yapılar millî orduyu etkisizleştirip bölgenin fiili hakimi oluyor. Eğer bugün kurulan Çok Uluslu Kolordu yapıları, TSK'nın hareket kabiliyetini kısıtlıyor ve karar mekanizmalarına yabancı subayları ortak ediyorsa; bu durum "yumuşak bir Yugoslavya senaryosu"nun askeri hazırlığıdır. Tek fark; Türkiye'nin köklü devlet geleneği nedeniyle bu sürecin "kurumsal dönüşüm ve egemenlik devri" yoluyla zamana yayılmasıdır.

"Ayaklar Altına Alınan" Sadece Etnik Kimlik Değildi

Aslında bu süreç, yıllar öncesinde söylenen "Biz her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alacağız" sözleriyle başladı denilse kesinlikle yanlış olmaz. Gerçi ülke pazarının yabancı sermayeye teslim edilmesinin ilk tohumları 12 Eylül ile birlikte atılmış, ardından Gümrük Birliği anlaşmasıyla gerekli düzenlemeler yapılmıştı. Ama yine de o meşhur açıklamalar gelince, sanıyorum çoğu kişi "her türlü milliyetçilik" derken sadece etnik bir meseleden bahsedildiğine dair bir yanılsamaya düşmüştü. Oysa öyle değildi. Bu açıklama, devletin bundan sonra izleyeceği politikalara dair bir itiraftı. Orada kastedilen ve ayaklar altına alınan; artık millî bir sanayi, enerji, haberleşme, tarım, hayvancılık, bankacılık, maden, ticaret, eğitim ve kültür politikamızın olmayacağıydı. Nitekim öyle de oldu. Bugün enerjiden haberleşmeye kadar her alanda pazarını küresel sermayeye sınırsızca açan, tamamen dışa bağımlı bir ülke haline getirildik.

Memur Devletten "Holding Devletine"

Bugün gelinen noktada bu durum sadece fabrikaların satılması değil; devletin bizzat egemenlik yetkilerinin küresel sermayeye "hizmet veren bir alt birime" dönüştürülmesidir. Eğer bir ordu artık milletini değil de küresel enerji yollarını ve şirket çıkarlarını korumaya kurgulanıyorsa, o ordu artık bir kamu kurumu değil, küresel bir güvenlik taşeronudur. "Devletin milleti olmaz" çıkışları da bu sürecin hukuki kılıfıdır. Ulus devlette hukuk milletin iradesine dayanırken; "özelleştirilmiş" devlette hukuk, küresel şirketlerin yatırım güvenliğini sağlayan bir "hizmet sözleşmesi" halini alır ve "vatandaş" kavramı yerini "müşteri “ye bırakır. Bu modelde siyasetçiler de milletin temsilcisi olmaktan ziyade, küresel sermayenin yerel operasyonlarını yöneten birer "ülke müdürü" (CEO) gibi hareket etmeye başlarlar.

Sonuç

Bugün Türkiye'deki ana akım milliyetçilik, ne yazık ki kendini sadece sembollere hapseden bir "slogan milliyetçiliği “ne dönüşmüştür. Oysa Atatürk'ün İzmir İktisat Kongresi'ndeki ruhundan uzaklaşan bir siyasetin, adı ne olursa olsun millî olması mümkün değildir. Yugoslavya örneğinde nasıl ki devlet "iflas ettirilerek" tasfiye edilmişse; Türkiye’de de  ismi ve şekli korunarak ama içindeki "Türk Milleti" ruhu boşaltılarak bir holdinge dönüştürülmek istenmektedir.

Demek istediğim;

Eskiden fabrikalarımızı özelleştiriyorlardı; şimdi ise anayasamızı ve ordumuzu küresel şirketlerin yönetim kuruluna devrederek bizzat devletin "hukuki ve fiili" varlığını özelleştiriyorlar.

Bilmem anlatabildim mi?

13.04.2026

 Nusret KEBAPÇI

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI SAHİ NE OLDU BİZE… ANAYASAL MONARŞİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE KAYYUMUN ARKA PLANI MUTLAK BUTLAN 19 MAYIS: BİR ULUSUN BAĞIMSIZLIK YOLCULUĞU ÇAKAR LAMBA AYRICALIĞI VE NEOLİBERALİZM TALAN… Ulusal Egemenlikten Monarşiye… PEKİ, KİM SUÇLU? BU ÇOCUKLARA NE OLDU? Aslında Ne Oluyor? Devletin Milleti Olmazsa… İran, ABD’nin Vietnam’ıdır Laiklik Ve Ulus Olmak… Fatma Nur Öğretmen'i Kim Öldürdü? BUGÜN İRAN, YA YARIN? Raporun Şifreleri Ve Ulus-Devletin Tasfiyesi ULUS OLMAK YA DA OSMANLICILIK… TÜRK SORUNU… ULUS DEVLETİN SAHİBİ YOK… Bayrak Sadece Direkten Mi İner? Karnedeki Atatürk… EMPERYALİZMLE DOST OLMAK… Emperyalizmin Kanlı Döngüsü: Musaddık’ tan Maduro’ ya Asgari Ücret: Bir Ulusun Ve Pazarın Tasfiyesi Algıyla Yönetilmek… Terör, Af Ve Federasyon: Bop'un Son Perdesi Mi? 1919'DAN ÖNCE… Neoliberalizmle Yönetilmek… Milliyetçi Misiniz, Muhafazakâr Mı? Türkiyelilik Tuzağı: Kimliğimize Yönelik Sessiz Savaş ATATÜRK’Ü ANLAMAK, BÜYÜK PLANI GÖRMEKTİR… Ulus Bilinci: Emperyalizme Karşı Direnişin Anahtarı Cumhuriyetten 102 Yıl Sonra… YÜZ YILLIK SENARYO VEKÂLET BİTER, AYRICALIK BİTMEZ: MİLLETVEKİLLİĞİ OLAYLARA ULUS BİLİNCİYLE BAKMAK MEŞRUİYET ARAYIŞI Milliyetçilik Derken… BİR 12 EYLÜL HİKÂYESİ… CHP "ULUSAL EROZYON" TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR… ŞIŞTTT, HALA UYANMAYACAK MISINIZ? ULUS DEVLETE KİM DÜŞMAN OLUR? KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ… Neden Yanıyoruz? Milletin Adı Türkiye mi? BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR? İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEMİŞKEN… Mutlak Butlan’ dan Anayasa Değişikliğine Pirincin İçindeki Beyaz Taş… SIRA KİMDE? YENİ ANAYASA, YENİ DEVLET... GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK Açılım ve Ulus Devletin Dönüşümü… 19 Mayıs'tan 106 Yıl Sonra… TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİ VE BÖLGESEL GERÇEKLER BİR DEVLET NEYİ KORUR? ULUSAL BAYRAMLAR BİR ULUSUN VAR OLUŞ HİKÂYESİDİR… ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU? Çalıştaydan Yeni Anayasa Arayışlarına Kritik Bakış.
Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar