Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
17 MART Salı 18:46

Açılım ve Ulus Devletin Dönüşümü…

Nusret Kebapçı
Nusret Kebapçı
Giriş Tarihi : 26-05-2025 17:30

Biliyorum, ülkemizin gündemi çok yoğun. Hatta neredeyse hiçbir ülkede olmadığı kadar da hızla değişiyor. İşte bu hızlı gündem ve yoğun tartışmalar arasında sakin kalıp, ülkede asıl yapılmak istenen değişimin amacını fark etmek ve dikkatleri ona yöneltmek büyük bir çaba gerektiriyor.
Aslında gündeme ve gündemle ilgili tartışmalara bakıldığında, birkaç küçük parti dışında iktidar ve bazı büyük partilerin "açılıma" destek verdiği, ancak ulus devlete, Cumhuriyete ve üniter yapıya sahip çıkmadıkları üzücü bir gerçek. Bugün ülkece içinde bulunduğumuz tartışmalı gündeme bakıldığında, pek çok siyasinin bu yapılanları okuyamadığı, ne yapılmak istendiğini anlayamadığı ve bu nedenle de çekimser kaldığı ne yazık ki ülkemizin bir gerçeği.
Şimdi burada biraz durup nefes alalım.
 Bu tür uzun süren bir savaş veya çatışma sonucunda barış talebi hangi taraftan gelir?
 Koşulları kim koyar?
Elbette bu savaş ya da çatışmadan galip çıkan taraf, değil mi?
Ama bizde tam tersi bir durum yaratılıp, sanki terör örgütü Türkiye'yi yenmiş gibi bir algı oluşturulup, 1924 Anayasası ve ülkemizin dünya devletleri arasında tanınmasını sağlayan Lozan Barış Antlaşması’nın açıkça hedef alınması, Sevr Antlaşması’yla tanımlanan Kürdistan’ın üstü kapalı olarak istenmesi, ülkeyi yönetenlerce sessizlikle geçiştirilebiliyor.
Belki bu söz üzerine "istenmedi, duymadık" gibi sözler söyleyebilirsiniz ama şöyle bir düşünün: Lozan Barış Antlaşması’yla Türkiye’nin ekonomik ve siyasi varlığı tanınmamış olsaydı, her ne kadar savaşı kazanmış olursanız olun, Türkiye’nin konumu bugün bizim dışımızda hiçbir ülkenin tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ne kadar farklı olabilirdi? 
Elbette olamazdı.
Aslında değişmez kuraldır: Merkezi bir ulus devlet yapısıyla merkezi bir ulusal ekonomi nasıl birbirini tamamlarsa; ekonominin ulusal olmaktan çıkarılarak ülkenin emperyalizme sınırsız açılmasıyla ademi merkeziyetçilik, yerinden yönetim ve dahası federasyon da birbirini tamamlar.
Böyle olunca da bugün siyasi olarak Lozan’a, 1924 Anayasası’na ve Atatürk’e sahip çıkanların Türk ulus devletinden ve üniter yapıdan yana olmalarıyla; 1924 Anayasası’na karşı çıkıp, Lozan’a buldukları her fırsatta saldıranların ulus devlet, üniter yapı ve Atatürk karşıtlığı…
Ya da ülkesinde emperyalizmin dayattığı neoliberal ekonomiyi uygulayıp…
Ülkesinin sanayisini, tarımını, hatta taşını toprağını yabancı sermayeye talan ettirenlerin siyasette ademi merkeziyetçiliği, yerinden yönetimi, daha açığı federasyonu istemeleri asla tesadüf değildir.
Çünkü emperyalizm için bir ülke ne kadar güçlü, merkezi bir birlikteliğe sahip olursa o kadar zor yönetilirken, ne kadar fazla etnik ve dinsel küçük parçalara ayrılabilirse de o kadar kolay yönetilebilmektedir.

YORUMLAR
Serap AKSU 9 ay önce
Bu yazıda anlatılanlar, gündemdeki hızlı değişimlerin aslında neye hizmet ettiğini anlamamız açısından çok önemli. Evet, ülkemizde gündem neredeyse her gün değişiyor, ama bu karmaşanın ardında Türkiye’nin temel yapı taşlarına yönelik tehlikeli bir planın adım adım ilerlediği görülüyor. 1924 Anayasası ve Lozan Barış Antlaşması’nın hedef alınması, bunların yerine ademi merkeziyetçi, yerinden yönetim ya da federasyon gibi yapılar önerilmesi kesinlikle tesadüf değil.

Bu metinde işaret edilen şu gerçek beni çok etkiledi: Neoliberal ekonomi politikalarıyla ülkenin ekonomisi yerli olmaktan çıkıyor, üretimden kopartılıyor. Bu durum, sadece ekonominin değil, siyasetin de merkezden uzaklaştırılması ve daha küçük, zayıf birimlere ayrılmasıyla tamamlanıyor. Ekonomi ve siyaset birbirine bağlı bir sistem, biri çökerse diğeri de etkileniyor. Bu yüzden, bugün sözde “açılım” ve “demokrasi” gibi kavramlar üzerinden oluşturulmaya çalışılan algının arkasında aslında ulus devleti zayıflatma ve ülkeyi emperyalizmin güdümüne sokma hedefi olduğunu görmek zorundayız.

Bu yazıyı okurken şunu anladım: Türkiye’nin geleceği, bugünkü karmaşada gözden kaçırılabilecek kadar önemli bir kırılma noktasında. Bizler halk olarak bu oyunlara gelmemeli, hem ekonomik hem siyasi anlamda güçlü ve bağımsız bir Türkiye için ulus devletimize sahip çıkmalıyız. Bu yazı, farkındalığı artırmak ve bu konulara dikkat çekmek açısından çok değerliydi.
DİĞER YAZILARI Fatma Nur Öğretmen'i Kim Öldürdü? BUGÜN İRAN, YA YARIN? Raporun Şifreleri Ve Ulus-Devletin Tasfiyesi ULUS OLMAK YA DA OSMANLICILIK… TÜRK SORUNU… ULUS DEVLETİN SAHİBİ YOK… Bayrak Sadece Direkten Mi İner? Karnedeki Atatürk… EMPERYALİZMLE DOST OLMAK… Emperyalizmin Kanlı Döngüsü: Musaddık’ tan Maduro’ ya Asgari Ücret: Bir Ulusun Ve Pazarın Tasfiyesi Algıyla Yönetilmek… Terör, Af Ve Federasyon: Bop'un Son Perdesi Mi? 1919'DAN ÖNCE… Neoliberalizmle Yönetilmek… Milliyetçi Misiniz, Muhafazakâr Mı? Türkiyelilik Tuzağı: Kimliğimize Yönelik Sessiz Savaş ATATÜRK’Ü ANLAMAK, BÜYÜK PLANI GÖRMEKTİR… Ulus Bilinci: Emperyalizme Karşı Direnişin Anahtarı Cumhuriyetten 102 Yıl Sonra… YÜZ YILLIK SENARYO VEKÂLET BİTER, AYRICALIK BİTMEZ: MİLLETVEKİLLİĞİ OLAYLARA ULUS BİLİNCİYLE BAKMAK MEŞRUİYET ARAYIŞI Milliyetçilik Derken… BİR 12 EYLÜL HİKÂYESİ… CHP "ULUSAL EROZYON" TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR… ŞIŞTTT, HALA UYANMAYACAK MISINIZ? ULUS DEVLETE KİM DÜŞMAN OLUR? KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ… Neden Yanıyoruz? Milletin Adı Türkiye mi? BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR? İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEMİŞKEN… Mutlak Butlan’ dan Anayasa Değişikliğine Pirincin İçindeki Beyaz Taş… SIRA KİMDE? YENİ ANAYASA, YENİ DEVLET... GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK 19 Mayıs'tan 106 Yıl Sonra… TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİ VE BÖLGESEL GERÇEKLER BİR DEVLET NEYİ KORUR? ULUSAL BAYRAMLAR BİR ULUSUN VAR OLUŞ HİKÂYESİDİR… ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU? Çalıştaydan Yeni Anayasa Arayışlarına Kritik Bakış.
Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar