Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
24 HAZİRAN Çarşamba 06:07

Umudun İzinde: Sinem ve Esma’nın Hikâyesi

Aylin Karadeniz
Aylin Karadeniz
Giriş Tarihi : 09-09-2025 18:08

Trabzon dönüşü Sinem’in içine kapanışı herkesi endişelendirmişti. Babasının mezarını ziyaret ettiği o gün, İzmir’de babasıyla yaptığı o son görüşme zihninde tekrar tekrar canlandı. Mezarlıkta gözyaşlarını tutmaya çalışsa da, kalbinin en derin yerinde kopan fırtınalar gözlerinden taşmak için adeta yarışıyordu. Anılarıyla yüzleşmek Sinem için her zaman zordu; yine de anne ve babasının yeri hayatında başkaydı.

Mezarlıktan dönerken Mustafa Kemal’in annesi Nilgün Hanım onun yüzüne baktı, gözlerindeki o sönmüş ışığı gördü.

“Keşke kızım Trabzon’a gitmeseydin,” dedi iç çekerek.

Sinem başını eğdi, cevap veremedi. İçinde kabaran duygular kelimelere sığmazdı.

Aradan yıllar geçti. Hayat, bazen yaraları unutturmasa da yeni sorumluluklarla insanı ayakta tutuyordu. Sinem’in küçük kardeşi Esma, bugün hayatının en büyük sınavına giriyordu. Üniversite sınavı sabahı, Sinem’in heyecanı Esma’dan fazlaydı. Evde sabaha kadar bildiği bütün duaları okumuş, kardeşini gözleriyle süslediği umutlarla uğurlamıştı.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi yerleşkesine gittiklerinde Esma oldukça sakindi. Sinem ise kapının dışında, her dakika dua ederek, gözünü sınav salonunun kapısından ayırmadan bekledi. Dört saat sonunda Esma koşarak yanına geldi:

“Abla, müjdemi isterim! Bütün soruları çözdüm!”

Sinem’in kalbi hızla çarpmaya başladı.

“Emin misin kardeşim, cevap anahtarında kaydırma yapmadın değil mi?”

“Hayır,” dedi Esma kendinden emin bir gülümsemeyle.

Sonraki gün açıklanan sonuçlar, aileye unutulmaz bir sevinç yaşattı. Esma matematikte Türkiye birincisi, eşit ağırlıkta ise Türkiye üçüncüsü olmuştu. O an abla-kardeş sevinçten birbirlerine sarılıp ağladılar. Hayatın bütün zorluklarını göğüsleyen Sinem, ilk defa bu kadar büyük bir gurur hissetti.

Esma’nın ilk tercihi Hacettepe Tıp Fakültesi’ydi. Sonuçlar açıklandığında onu kazandığını gördüklerinde, evin içinde bir bayram havası esti. Ama yeni bir hayat başlamıştı. Okul kayıtları, yurt masrafları ve şehir dışındaki yaşam Sinem’in omuzlarına ağır bir yük bindirdi. Maaşının yarısı bile Esma’nın ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyordu. Ama Sinem pes etmedi. Çeşitli kurumlarla, vakıflarla görüştü. İstanbul’daki bir hemşeri vakfından burs çıktı, ardından hiç beklemediği bir iş insanı da destek sağladı. Böylece Esma’nın yolu açılmış oldu.

Kayıt günü geldiğinde Sinem kardeşini karşısına aldı. Onun gözlerinde hem gurur hem de annelik şefkati vardı.

“Bak kardeşim,” dedi titreyen sesiyle. “Gençsin, önünde yeni bir hayat var. Tabi ki erkek arkadaşın olacak ama fazla güvenme. Bir erkeğin verdiği içeceği içme, onunla tek başına bir yere gitme. Benim hayatıma yalnızca Mustafa Kemal girdi, onu da kaybettim. Senin hayatına giren erkek, tek bir erkek olmalı. O da evleneceğin kişi olmalı. Sakın kalbini ucuz şeylere harcama.”

Esma, ablasının nasihatini büyük bir dikkatle dinledi. Onun gözlerinde yılların acısını, mücadeleyle kazanılmış bir olgunluğu gördü. Sarıldı ablasına:

“Merak etme abla, seni mahcup etmeyeceğim. Hem senin hem annemin hayallerini yaşayacağım.”

O günden sonra iki kardeş, birbirlerine daha da kenetlendiler. Sinem için Esma’nın başarısı, kendi yaşamının da anlamı haline gelmişti. Esma ise ablasının omuzlarında yükselirken, bir gün kendi ayakları üzerinde dimdik durup Sinem’in yükünü hafifleteceğine dair söz verdi.

Yıllar geçti, Esma Hacettepe’de derslerinde parladı. Profesörler onun azmine hayran kaldı. Arkadaşları, çalışkanlığına ve alçakgönüllülüğüne saygı duydu. Ama her adımında Sinem’in nasihatlerini hatırladı.

Sinem ise, geçmişin gölgesinde yaşamayı bırakıp kardeşinin ışığında yeniden umut etmeyi öğrendi. Çünkü o artık sadece kayıplarıyla değil, Esma’nın başarılarıyla da anılıyordu.

Ve hayat, her şeye rağmen devam ediyordu.

YORUMLAR
Haber En Son Olay Haber