Bu gün Türk Ocağı Rize şubesinin çok önemli bir konuğu vardı. Üniversitemizin öğretim görevlisi Dr.Zübeyir Uzun bey bizlere Batum’u anlattı. O kadar önemli ve aydınlatıcı bir sohbet oldu ki zaman yetmedi maalesef.
Koca İmparatorluğu yıktılar bizi Anadolu’ya hapsettiler diyen Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı cahillerin ; Musul - Kerkük ve 12 Adalardan sonra ki ikinci argümanları Batum’dur. Batum’la ilgili tarihi gerçekler tabi ki böyle değil. Ancak bu güruhun okuma yazma alışkanlığı olmadığından kulaktan dolma saçmalıklara ayet gibi iman ediyorlar.
Tarihte bu gün ki Batum’dan bahsetmek olanaksız. Gönye ve Çürüksu ( Kobileti) yerleşimin olduğu önemli merkezlerken Batum 18.nci yüzyılın sonuna doğru ancak önem kazanıyor.
Hocamızın anlatımından anlıyoruz ki 500 yıllık Osmanlı hakimiyeti sadece kağıt üstündeydi. Osmanlı bölgenin idaresini tamamen bölgede ki Ayanlara bırakmıştı. Bu ayanlar ne vergi ne de asker veriyorlardı. Göstermelik bir mutasarrıf dışında tüm idare ; Hamşioğulları , Bicanoğulları , Abaşidzeler gibi ailelerin elindeydi. Tanzimat ve Islahat fermanlarının bile bölgede hükmü yoktu. Bu derebeyi aileler kendi aralarında bir paylaşım yapmışlar ; limanın gelirini , vergileri topluyor , ticari kervanları yağmalıyor , yasaklandığı halde köle ticareti yapıyorlardı. Aslan Abaşidze 2004’de devrilinceye kadar bu derebeyliğinin son örneğiydi.
Osmanlı Batum’u Kanuni Sultan Süleyman döneminde fethetti. Yaklaşık 500 yıl Türk hakimiyetinde kalan Batum’u 93 Harbinde kaybettik. Rus Ordusu 25 Ağustos 1878’de Batum’a girdi. Bolşevik Devrimi sonrası Ruslar çekilmiş , Osmanlı yıkılmış haldeyken Teşkilatı Mahsusa’nın bölgede ki kadroları Ocak 1919’da Kars’ta topladıkları kongreyle tıpkı Edirne’de ki gibi Kars , Artvin , Ardahan , Ahıska , Iğdır , Nahçıvan ve Batum’u içine alan ; Cenub’i Garbi Kafkas Hükümetini ilan ettiler. 12 kişilik bakanlar kurulu ve 120 üyeli parlamentosu olan bu devlet Batum’u ve Kars’ı işgal eden İngilizler tarafından yıkıldı. İngilizler Batum’u Gürcülere , Kars’ı Ermenilere teslim ettiler.
Ankara hükümetinin emriyle Kazım Karabekir’in komutasında ki 1200 kişilikTürk ordusu Tiflis’te Kızılordu’ya yenilen Gürcü hükümetinin de talebiyle Kars ve Ardahan’dan sonra Batum’a girdi. Bu sırada Moskova’da Yusuf Kemal bey (Tengrişek) ve Ali Fuat Paşa Ruslarla sulh görüşmelerine başlamışlardı. İstanbul , İzmir ve tüm batı , güney ve güneydoğu Anadolu Sevr gereğince işgal altındaydı. Kızılordu Batum üzerine yürümeye başladı ve Kutaisi’ye ve Poti’ye kadar gelip Moskova’dan talimat beklemeye başladı. Ruslar bu sırada Bolşevik Gürcüleri Türk Ordusuna saldırttılar. Çok şiddetli çatışmalar yaşandı , şehitler verildi , çok sayıda Bolşevik Gürcü öldürüldü.
Bu gelişmeler yaşandığı sırada Anadolu’nun yarısı işgal altındadır ve Ankara Hükümetini hiçbir devlet meşru kabul etmemektedir. Ülkenin yarısı işgal altındayken 1878’de kaybettiğimiz Batum için Ruslarla savaşı göze almamız olanaksızdı. Bolşeviklerin geri adım atmamaları nedeniyle imzalanan Moskova anlaşmasıyla Batum Sovyet Gürcistan’ına kalırken ; Doğu sınırımız güvence altına alınmış , doğuda ki tüm askeri gücümüz batıya sevk edilmiş , Serv anlaşması , tüm kapitülasyonlar , hukuki imtiyazlar , Ruslara azınlıklar üzerinde nüfuz sağlayan tüm imtiyazlar kaldırılmış , Rusya Ankara hükümetini tanımıştır. Bolşeviklerin Kurtuluş Savaşında önemli yardımları olmuş ancak en önemlisi Ankara ile Moskova’nın yakınlaşması İngiltere başta olmak üzere batılı ülkelerde çok büyük endişe yaratmış , Mustafa Kemal bu ilişkiyi çok zekice kullanmıştır.
Netice de 43 yıl evvel Osmanlının kaybettiği vatan toprağını yeniden Misaki Milli sınırlarına kazandırmak için milli mücadele kahramanları çok büyük çaba sarfettiler ama haklı olarak başaramadılar. Onlara vebal yükleyenlerin Batum’u parayla sattılar diye iftira atanların ne vicdanı ne de ahlakı vardır.






















