Yörenin daha fazla betonlaşmasına yani kaçak yahut yasal yapıların çoğalmasına neden olacak her türlü proje , doğaya ve kültüre gelecekte onarılması imkamsız hasarlar vereceğini düşünüyorum. Ayder Yaylası , turizm için feda edilmesi düşünülen doğa harikası bir kurban gibi adeta.
Habere göre , geçtiğimiz yıl hizmete giren ve 72 bin metrekare alana inşa edilen 6 blok halinde 11 katlı toplam bin 780 araçlık kapalı otoparktan Ayder Yaylası'nın merkezine planlanan teleferik sayesinde vatandaşlar, otoparktan etkinlik alanlarına ve burada bulunan işletmelere hızlıca ulaşabilecek.
Projenin bir diğer ayağı ise Huser Yaylası olarak planlanıyor. Ayder Yaylası'ndan başlayarak Huser Yaylası'nda son bulacak teleferikle vatandaşlar eşsiz gün batımı manzarasına hızlıca ulaşabilecek. Projenin tamamlanması ile ulaşım kolaylaşırken, yerli ve yabancı turistler bu eşsiz doğayı havadan da izleyebilme fırsatı yakalayacakları belirtildi.
Hem doğa tahrip olacak , hemde yöresel kültür de yok olmaya yüz tutacağından endişe etmekteyim. Eskiden beri süre gelen üretim metotları da yerini daha kolay para kazanma odaklı olmuş durumda.
Halbuki bölgemize ait çay ürününe sahip çıkarak hatta ürünçeşitliliğini de artırarak iş sahaları açmak gerekirdi. Enerjimizi bu konularda yani yeni iş sahaları açmak konusunda sarf etmek yerine yöremizi turizme odaklı bir yer haline getirmeye çalışmak akıl almaz bir tutumdur. Üstelik bu durumu müjdeli bir haber olarak paylaşmak ise gerçekten izahı mümkün olmayan bir durumdur.
Turizm için de çabalamalıyız. Ancak , bunu doğanın dokusuna uygun bir şekilde yaparak başarabiliriz.72 bin m2 alana inşa edilen bir otopark yapıp birde huser yaylasına , teleferik yapmak Ayder yaylasına faydadan çok zarar getirecektir.
Yapılan oteller , kafeler , işyerleri vs tamamıyle kolay para kazanmak için doğaya karşı bir savaşın delilleridir adeta. Aynı durum Trabzon Uzungölde geçmişte yaşanmıştı halbuki. Doğal yapısını kaybetmiş, kolay para kazanmak için feda edilmiş , içler acısı bir hale bürünmüştü.
Para için herşey feda edilmemeli. Yörenin kültürüne ,doğal güzelliklerine yatırım adı altında betonu ve şehir konforunu dayatmamalıyız.






















