Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
21 EKİM Çarşamba 13:32

KUTUPLAR BENZEŞİNCE

Mustafa KABA
Mustafa KABA
Giriş Tarihi : 21-10-2026 12:05


  Halk dilinde "Al Birini Vur Ötekine!"
    Siyasetin ve toplumsal hayatın en eski kurallaşmış hali yine mi tekerrürde!..
   Hırçın bir kavganın tarafları, zaman geçtikçe birbirine benzemeye başlar.              Türkiye’de siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları (STK) arasındaki çizgi giderek silinirken, toplumsal kutuplaşmanın getirdiği acı bir gerçeği yaşıyoruz. 
  Karşı tarafa duyulan öfke, o öfkeyi duyanları da nefret ettikleri şeye dönüştürüyor. 
Sonuç mu? Tam olarak başlıkta halk dilinde söylenildiği gibi 
"Al birini, vur ötekine!" tekerrürü mü yine.
   Bugün sivil toplum dediğimiz alan, siyasetin arka bahçesi haline gelmiş durumda diye düşünen geniş bir kitle var.
   Normal şartlarda STK’ların görevi bağımsız olmak, toplumsal sorunlara tarafsız çözümler üretmek ve iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin siyasi otoriteyi denetlemektir. 
   Ancak kökleşmiş kutuplarımız öyle bir noktaya geldi ki, artık derneklerin, sendikaların ya da vakıfların adını duyduğumuzda hangi partinin sloganını atacaklarını herkes artık ezbere biliyor.
   Siyasi partilerdeki o hep şikayetçi olunan "Baskın Lider kültürü, "benden olmayan haindir" diyebilen ve Birbirlerini suçlayıcı anlayış ve liyakatsizlik, virüs gibi sivil topluma da bulaştı.
   Kendini "ilerici" veya "demokrat" olarak tanımlayan bir STK’nın kendi içindeki anti
demokratik uygulamaları, eleştirdiği diğer bir partinin yönetim şeklinden farksız. 
  Diğer yanda, "hak ve adalet" iddiasıyla yola çıkan muhafazakar oluşumlar, gücü eline geçirdiği an eleştirdikleri eski vesayet odaklarının kibrine bürünebiliyorlar.
  Yöntemler aynı, diller aynı, tepkiler aynı,  kullanılan renkler ve logolar farklı.
   Bir taraf kendi mahallesinin hatasını görmezden gelip halının altına süpürürken, diğer taraf da aynısını kendi kitlesi için yapıyor. 
   Siyasi partiler koltuk kavgalarıyla sivil toplumu araçsallaştırıyor; sivil toplum liderleri ise toplumsal faydayı bırakıp bir sonraki seçimde partilerden milletvekili adaylığı kapabilmek için amigoluk yapıyor.
   Kutuplar benzeştiğinde, toplum nefes alacak alan bulamaz oluyor.
    Siyasetin kirliliğinden kaçıp sığınacağımız, tarafsızlığına ve vicdanına güveneceğimiz sivil yapılar bile bu ayniliğin esiri olmuşsa, ortada ne gerçek bir demokrasi kalır ne de toplumsal ilerleme.
    Bugün geldiğimiz noktada, siyah ile beyazın savaşı yok; birbirine bağırırken aynı aynaya bakan iki gri siluet var ve bu aynılıktan sıkılanlar, sahnedeki bu kayıkçı kavgasını izlerken derin bir iç çekip derinden fısıldıyor ve diyor ki; Kutuplar Benzeşince, Al Birini Vur Ötekine!
   Siyasetin ve toplumsal hayatın maalesef! değişmeyen eski kuralıdır; " hırçın bir kavganın tarafları, zaman geçtikçe birbirine benzemeye başlar".
   Türkiye’de siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları (STK) arasındaki çizgi giderek silinirken, toplumsal kutuplaşmanın getirdiği acı bir gerçek yaşanıyor.
  Karşı tarafa duyulan öfke, o öfkeyi duyanları da nefret ettikleri şeye dönüştürüyor. 
   Sonuç mu? Tam olarak başlıkta söylediğimiz gibi; halk dilinde;
Kutuplar Benzeşince; Al birini vur ötekine!    
    Özellikle Genç kuşaklar başta olmak üzere toplumun geniş bir kesimi, mevcut kurumsal yapıların (ne partilerin ne de onların güdümündeki STK’ların) kendi gerçekliğini temsil etmediğini düşünmektedir. 
   Sahnedeki kavga, toplumun gözünde inandırıcılığını yitirmiş bir "tiyatro" halini almıştır adeta.
   Geçmişten günümüze Aynı kısırdöngü, aynı sonuç.
    Türkiye’de siyaset ve sivil toplum, birbirini besleyen ve aynı zamanda tüketen iki monolitik kutba sıkışmıştır.
  Kutuplar birbirine benzedikçe, sistemdeki meşruiyet ve alternatif üretme kapasitesi kaybolmaktadır. 
  Toplumun yaşadığı bıkkınlık, geçici bir apati (ilgisizlik) değil; toplum örgütlerindeki kurumsal ikiyüzlülüğe ve statükonun aynılığına karşı halk kitlelerinde buna orantılı olarak rasyonel bir "sessiz kalma" savunma mekanizmasıdır.
   Sivil toplumun, siyasal alanın tahakkümünden kurtulup kendi özgün özerkliğini ve demokratik işleyişini yeniden inşa edebilmesi, halk kitlelerinin bu yorgunluğu aşması  HALKIN GÜVEN DUYGUSU  hızla aşağıya doğru  ivmelenirken,  sisteme yeniden güven duygusu kazanabilmesi bu şekliyle pek de mümkün gözükmüyor. 
  Siyasetin ve toplumsal hayatın en eski kurallaşmış hali yine mi tekerrürde! 
 İçten içe halk dilinde fısıldamalar der ki;
Kutuplar Benzeşince; Al birini vur ötekine! 

Sevgi, Muhabbet ve Saygı ile hoşça kalın...

YORUMLAR