Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
06 EYLÜL Pazar 13:30

Yeryüzü Kardeşlik Coğrafyası Türkiye Cumhuriyeti Cennet Vatan Anadolu

Mustafa KABA
Mustafa KABA
Giriş Tarihi : 06-09-2026 10:54

  Devletin bekası ve milletin bütünlüğü söz konusu olduğunda, en kritik eşiklerden biri de tehdidin kaynağını doğru teşhis etmek ve dili buna göre kurmaktır.

   Küresel güçlerin, dış düşmanların veya bölücü terör odaklarının hain emelleri ile bu ülkenin asli unsuru olan vatandaşları aynı kefeye koymamak hayati bir zorunluluktur.

  Kendi vatandaşlarımız arasında aşılmaz yapısal sorunlar varmış gibi bir kabul yanılgısına düşmek, tam da o şer odaklarının ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir.

  Terörün ve dış mihrakların amacı, toplumun içine nifak tohumları ekerek yapay fay hatları oluşturmaktır.

  Oysa Anadolu’nun her bir ferdi, bu hain planların bir öznesi veya parçası değil; tam aksine, bu planlara karşı devletinin yanında duran en bigane kale ve sarsılmaz iktisadi-toplumsal zırhtır.

  Bu topraklarda et tırnaktan öte, ruh ruha kenetlenmiştir.

  Çanakkale’de siperleri paylaşıp, düşmana karşı göğüs göğse çarpışırken yan yana şehadete yürüyen Edirneden Ardahana-Diyarbakırlı Amed ile Edirneli Mehmet’in, yedi bölge insanımızın kanı aynı toprağa karışmış,  AYYILDIZLI ALBAYRAĞI canıyla-kanıyla ebediyete dek göndere çekmiştir.

  Dumlupınar’da tek bir sancak altında atan o devasa yürek, bugün de sarsılmaz bir gerçeklik olarak tam karşımızda durmaktadır.

  Bizim birliğimiz sadece tarih sayfalarında değil, hayatın tam merkezinde ilmek ilmek dokunmuştur.

  Terörün en karanlık, en yoğun olduğu dönemlerde bile bu aziz millet doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle kız alıp kız vermiş, hısım olmuş, et tırnak olmaktan öteye geçip aynı kanı taşıyan tek bir aileye dönüşmüştür.

  Emperyalizmin milletimize yaşatmak istediği her zifiri karanlıklarda, hiçbir ayrım gözetmeksizin cepheye koşan,, namluların önüne gövdesini siper eden her bir kahraman bu mayanın ne kadar sağlam olduğunun  dost ve düşmana gösterdiği tarihin sayfalarında yer alan  kanıtıdır.

  Bizler acıyı da neşeyi de ortak yaşayan, birimizin hanesine ateş düştüğünde yetmiş yedi milletle birden kavrulan bir medeniyetin varisleriyiz.

  Terör ve bölücü mihraklar ile dış düşmanların emellerine alet olacak, vatandaşlar arasında yapısal sorunlar varmış gibi bir kabullenişe kesinlikle düşülmemelidir.

  Doğusundan batısına bu coğrafyanın her bir insanı, fitne odaklarının en tesirli panzehiridir.

  Bu şuur ve sarsılmaz birlik iradesi, her türlü kirli tezgahı boşa çıkararak devletin ve milletin en büyük stratejik gücü olarak tescillenecektir.

  Bin yıldır aynı gök kubbe altında çarpan kalbimiz, hainlerin kirli rüyalarını her daim kabusa çevirmeye muktedirdir.

       Kökü bir, dalı bir, ülküsü birdir,

       Bu aziz milletin sinesi birdir.

       Hangi fitne yıkar böyle bir kaleyi?

       Dünü bir, günü bir, yarını birdir!

Tarih şahittir ki, Malazgirt Ovası'nda Sultan Alparslan’ın ardında saf tutan, Kudüs kapılarında Selahaddin Eyyubi ile omuz omuza veren ve İstiklal Harbi'nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kararlılığıyla tek bir vücut olan bu millet; her türlü badireyi ortak bir kader bilinciyle aşmıştır.

   Kardeşliğimizi sınayanlar her defasında kaybetmiş ve bu kez daha büyük kayıplar vereceklerdir.

 Dün olduğu gibi bugün de yedi düvele karşı en büyük gücümüz, bu kadim topraklarda mayalanan sarsılmaz kardeşliğimizdir.

  Not:Tarihin altın sayfaları şahittir ki; her bir ferdin kalbi aynı ülküyle çarptığında, ortak sevinçler bir bayrama, ortak acılar ise kenetlenmeye dönüştüğünde bir milletin iradesini yıkacak hiçbir güç yoktur.          Geleceğin büyük ve müreffeh Türkiye’sini inşa etmek, bugün birbirimizin elini inançla tutmaktan ve bizi biz yapan mukaddes değerlerin etrafında dimdik durmaktan geçer.

Birlikte Ağlamak, Birlikte Doğmak: Yen İçinde Kalan Kollardan Cihan Beyliğine

Tarihin tozlu sayfalarını ne zaman çevirsek, sırtımızdaki en derin yaraların düşman kılıcından değil, yanımızdakinin siteminden kaldığını görürüz. Bizim topraklarımız, acıyı içine gömme sanatını en iyi bilen topraklardır. "Kol kırılır, yen içinde kalır" demişiz yüzyıllar boyu. Haklıyız da… Kolun kırığı bizimdir, acısı bizimdir. Fakat ne zaman ki o yenin altındaki sızıyı birbirimize sarılmak için değil de, birbirimizden gizlenmek için kullandıysak; işte o an pusuda bekleyen emperyalist gözler, o kırığı bir ayrılık kaldıracı haline getirmiştir.

İçimizdeki her çatışma, dışarıdaki düşmanın iştahını kabartan bir ziyafet sofrasına dönüştü tarih boyu. Biz içeride kırılan kollarımızın derdine düşmüşken, o gizli acılardan beslenen şer odakları, faturayı her seferinde bu asil millete kesti. Ne zaman birbirimize gözümüzü kapatsak, acı ve zarar kapımızı çaldı. Oysa bu toprakların insanı aynı delikten defalarca ısırılmayacak kadar feraset, aynı tuzağa tekrar düşmeyecek kadar derin bir hafıza sahibidir. Akıl bize haykırıyor: Geçmişin kırıklarını bir kenara bırakıp, bugünün ve yarının kollayan kolları olmak zorundayız.

Bu kenetlenmenin en büyük şahidi ve zaferi, hiç şüphesiz Kurtuluş Savaşı’dır. Yokluğun, yoksulluğun ve dört bir yandan kuşatılmışlığın ortasında, bu milleti ayağa kaldıran şey ne silah üstünlüğü ne de dış destekti. Bizi zafere taşıyan yegane güç; kökeni, fikri, acısı ne olursa olsun her bir ferdin aynı mukaddes gaye etrafında birleşmesiydi. Siperlerde yan yana yatanlar, cepheye mermi taşıyan analar, o güne kadar aralarındaki tüm kırgınlıkları o meşhur "yenin" içinde bırakıp tek bir yürek oldular. Kurtuluş Savaşı, Anadolu’nun paramparça edilmek istenen kollarının, birbirine sarıldığında nasıl çelikten bir kalkana dönüştüğünü tüm dünyaya ispat eden o muazzam birliktelik ruhunun abidesidir.

Çünkü biz, tersini yaptığımızda yeryüzünün kaderini nasıl değiştirdiğimizi de çok iyi biliyoruz. Ne zaman ki o yenden sarkan eller, birbirini suçlamak yerine, tıpkı Dumlupınar’da, Sakarya’da olduğu gibi sımsıkı kenetlendi; işte o zaman bu coğrafya yeryüzünün beylerbeyi oldu. Tarihe yön veren, adaletiyle dünyaya nizam getiren, üretimiyle, gücüyle en ileri giden o muazzam millet ruhu, ancak iç barışın koridorlarında inşa edilebildi. Birbirine bağlılığın gücü, tarihteki en yıkıcı silahlardan, en kurnaz diplomatik oyunlardan her zaman daha etkili oldu. Biz birlikte ağladığımızda dünyayı sarsan, birlikte güldüğümüzde çağ açıp çağ kapatan bir milletiz.

Bugün, o ezelden gelen şanlı kaderi ebedi kılmanın tam vaktidir. Eksiksiz bir inançla, amasız ve fakatsız bir iç barışı yeniden ihdas etmek, bu topraklara olan namus borcumuzdur. Dışarıdaki fırtınalara karşı durmanın tek yolu, içerideki evi sarsılmaz kılmaktır. Kollarımız yine kırılabilir, insanız; ama o kolları saracak olan da, iyileştirecek olan da yine biziz…

* Mustafa Kemal Atatürk (Meclis Açılış Konuşması):

"Gerek askeri savaşlarımızda gerekse milli egemenliğimizi kurma yolundaki adımlarımızda başarımızın sırrı, milletin tek bir yürek gibi birleşmesidir."

* Fevzi Çakmak:

"Bu vatanı kurtaran şey, orduların gücünden ziyade, Anadolu insanının gösterdiği sarsılmaz birlik ve beraberlik ruhudur."

YORUMLAR