Zaman zaman dostlarım, arkadaşlarım “yarım asra doğru yol alan medya serüvenin var, yaşadıklarını, hatıralarını neden yazmıyorsun” diye takılıp dururlar.
Çok farklı şeylerle karşı karşıya kaldığım, unutamadığım nice anlar oldu. İki radyosu, bir bölgesel/uydu televizyonu olan bir kuruluşun sahiplerinden biri olmakla çok şeyle karşı karşıya kalmanın ötesinde, sık sık siyasi programlara çıkan, yüzlerce kişiyle program yapan biri de olmam nedeniyle siyasilerle, bürokratlarla, RTÜK’le ve dönemin iktidarlarıyla ilgili acı, tatlı anılarım var.
Ülkemiz siyaseti geçmişte çok çalkantılı dönemlerden geçti. Bir bakıyorsunuz dün bir siyasi partide gördüğünüz bir Bakan veya Milletvekili dün eleştirdiği bir başka partiye geçmiş. Geçmişte konuk ettiğinizde programda söyledikleri hala hafızanızda ve bu kez onu dün suçladığı Siyasi Partinin Milletvekili olarak ağırlıyor, ona sorular yöneltiyorsunuz. Bu tip ikiyüzlü siyasilerle yaptığım programlar canımı en çok sıkan programlardan biri olurdu.
Zaman ilerleyip, bugünlere gelince aslında siyasetin bir yönüyle çok çirkin olduğunu daha iyi anlıyorum..
Madem “yaşadıklarını anlat” diyorlar. Bazılarını anlatmaya başlayayım bari..!
O ŞİMDİ AKPARTİ MECLİS ÜYESİ!
ANASOL-M iktidarıydı. Merhum A.Mesut Yılmaz ve Ahmet Kabil ANAP’tan, Mehmet Bekaroğlu’da Fazilet Partisinden Milletvekiliydi. Rize Belediyesi de ANAP elindeydi.
FETÖ TV ANAP’ın borazanıydı. Biz ise KAÇKAR TV olarak bütün renklere kapılarını açmış bir televizyonduk. O nedenle çeşitli baskılarla karşı karşıya kalıyor, bu baskılara boyun eğmiyorduk.
AK PARTİ henüz yeni kurulmuş ve Genel Başkan R.Tayyip Erdoğan AK PARTİ kurulur, kurulmaz Ana, Baba Ocağı Rize’ye gelmiş, ben de kendisini programıma canlı yayına almıştım.
Bilenler bilirler, genelde programlarda kravatlı olmanın ötesinde, eğer karşımdaki kişi ceketini düğmeli tutuyorsa, ben de ceketimi kapalı tutmaya özen gösterirdim. Erdoğan tıpkı merhum Erbakan gibi izleyici karşısına ceket düğmelerini kapatarak çıkardı. Elbet, bu durumda nezaketen ceketimi düğmelemem en doğrusuydu. Üstelik önü açık koltuklarda ceket düğmesini kapatmak açık tutmaktan daha uygundu.
Neyse, bu program güzel, çok izlenen bir program oldu. AK PARTİ Genel Başkanı Erdoğan’a halkın beklediği tüm soruları sordum. Sorduğum sorulardan Erdoğan karşıtlarından da destek gördüm. Ancak, programımda eleştirecek bir şey bulamayacak bir kurumun Başkan Yardımcılarından biri beni programımdan bir gün sonra aradı ve sitem etmeye kalktı..
Meğer, programda ceketimin düğmeli olmasına takmış. Dediği aynen şöyleydi; “Ne o Adnan Bey, karşında Cumhurbaşkanı mı vardı, ne olduğunu bildiğimiz bir Partiden kopmuş ,yeni bir Parti kurmuş, özelliği nedir ki ceketini de önünde kapatıyorsun?” ve benzer tuhaf sözler..!
Tabi o kişinin bu tür sözlerine elbet gerekli cevabı verdim. Ancak, bugün onun Erdoğan’ın Partisinde olduğunu görünce, insanın nereden, nereye gelebileceğini, siyasetin kimlere muhtaç kaldığını görüp şaşkınlık yaşıyorum..!
O nedenle siyaset yapan gençler bunları bilmeli. Siyasette hayal kırıklığı bitmez..!