Ç.Ü. Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, iortas@cu.edu.tr
Orman yangınlarına karşı bütünlüklü önlemler alınması, top yükün sorumluluk almak tabii yetkili organlar önceki risk durumuna uygun hazırlık yapmalı. Yoksa her yıl aynı sorunlar yaşanır durur.
Son yıllarda, özellikle yaz aylarında Türkiye'nin Akdeniz ve Ege kıyılarında meydana gelen orman yangınları, geniş alanların yanmasına ve zaman zaman insan ölümlerine neden olmaktadır. Son yangınlarda bazı mahalleler yanmış, birçok insan evini kaybetmiştir. Ayrıca yangınlar, doğaya beklenenden çok daha büyük zararlar vermekte, atmosfere salınan sera gazları ve biyoçeşitliliğin yok olması insanın vicdanını derinden yaralamaktadır.
Yangınların oluşmasında, bölgenin coğrafi yapısı gereği yaz aylarında 40°C'nin üzerine çıkan aşırı sıcaklıkların etkili olduğu bilinmektedir. Ancak, resmi kayıtlarda da belirtildiği gibi, bir çok orman yangınının kundaklama sonucu çıktığı da bir gerçektir. Bölgenin turizm alanı olması, yazın tatilcilerin, piknikçilerin ve arsa rantı peşinde olan kişilerin varlığı, insan faktörünün bu olaylarda ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Basında sıkça yer bulan kundaklama olaylarının ardındaki başlıca sebep, yangın sonucu zarar gören alanların yeniden ağaçlandırılması değil; "nasıl olsa yandı" denilerek, bu alanların orman vasfından çıkarılıp konut alanı, turizm ve madencilik faaliyetleri gibi ormancılık dışı amaçlarla kullanıma açılmasıdır. Bu tür kundaklamalar, zaman zaman ülke sınırlarını aşarak mafyalaşmış şebekelerin bile ilgisini çekmektedir.
Bu bağlamda, TMMOB Yönetimi’nin ülke çapında yaşanan son orman yangınlarına ilişkin yaptığı basın açıklamasındaki "Orman yangınlarını önlemek için kamucu politikalara ihtiyacımız var" önerisi son derece önemlidir. Bütüncül bir yaklaşımla sebep-sonuç ilişkisini analiz ederek soruna kalıcı çözümler sunmuşlardır. TMMOB’nin önerilerine katılmakla birlikte, önlemler konusunda toplumun her kesiminin sorumluluk alması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Ülkemizde ve bölgemizde orman yangınları neredeyse bir yaz rutini haline gelmiş durumda. Ancak 20 yıl önce gördüğümüz eksiklikler, yetki sorunları ve organizasyonsuzluklar maalesef hala devam ediyor. OGM geçmişte ülkemizin en iyi orman mühendislerinin yetiştiği önemli bir kurumuydu. Antalya’da düzenlediğimiz bir toplantıda ziyaret ettiğimiz Antalya’daki yangın eğitim merkezi, gözetme kuleleri ve tesislerinde çok yetkin kişilerin anlatılarından çok etkilenmiştik. Şimdilerde o eğitim tesisleri ve alt yapılar ne durumda bilmiyorum. Ancak basına yansıyan bilgiler, orman alanların, madenciliğe açılması, özeleştirme ve yetkin olmayan kişiler ile iş tutulması yangınla mücadelede önleyici önlemler almayı sekteye uğrattığı vurgulanıyor.
Bu nedenle, sorunları çözmek ve analitik yöntemlerle yaklaşmak gerekiyor. Yangınların yaşandığı yaz dönemine uygun risk analizleri yapılarak, afet yönetmelikleri çerçevesinde gerekli altyapı, ekipman ve uzman personelin hazırlanması şarttır. Aksi takdirde, her yıl aynı yerde kendi etrafımızda dönüp dururuz. Bu şekilde devam edersek, büyük kayıplar vermeye devam ederiz. Hepimize lazım olan oksijenin korunması için, herkesin yangınlara karşı önlem alması ve sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Tabloda görüldüğü üzere yıllar içinde artan yangınlar ile insan aktivitesi arasında bir ilişki olmaktadır.
Orman Genel Müdürlüğü yangın verilerinden derlenen bilgiler üzerinden Orman yangınları, 1988-2023 yıllar itibarı ile artan oranda yangın sayıları artıyor ve bu arada geniş miktarda alanlar artıyor. Bu arada verilerden ortalama biyokütle analizi yapıldığında ciddi miktarda biokütle yanarak atmosfere sera gazı olarak yansımaktadır. Tabloda görüleceği gibi Türkiye'de orman yangınlarının yıllar içerisinde sayıca artması ile toprak canlıları ve diğer biyoçeşitlilik kaybolmaktadır. Özellikle 2021 yılında Akdeniz’den Egeye kadar yaşanan yangınlar hem yanan alan miktarı hem de biokütle miktarı açısından dikkat çekici niteliktedir. Ekolojik açıdan yer hiç girdi ile doldurulamayacak nitelikteki orman ekosisteminin bu genişlikte yangınla ortadan kalması tam bir afet ve doğal bütçe çöküşüdür. Bu bağlamda Anayasanın 169 ve 170’inci maddelerine uygun orman varlığının korunması görevi yerine getirilmeli ve bu alanlar amaç dışına çıkarılmadan yeniden ekolojik varlığına kavuşturulmalıdır. Öncelikle, yakılan orman arazilerinin konut alanı yapılması kesinlikle yasaklanmalıdır.
Orman alanlarının elden çıkarılması, vasfını kaybetmesi ve 2B türü düzenlemelerin yasa ile değiştirilemez olması sağlanmalıdır. Ormanlar, ekolojik dengeyi sağlayan ve iklim değişikliklerini azaltmada en önemli rolü oynayan unsurlardır. Ekosistemin biyolojik dengesinin korunması, toprak erozyonunun önlenmesi, yağışların tutulması ve çölleşmenin engellenmesi için orman varlıklarının korunması gerekmektedir. Toplumların bu konuda ilkokuldan itibaren eğitilerek bilinçlendirilmesi şarttır. Yangınları önleyecek önlemlerin alınmasında, kamu ve toplum birlikte hareket etmelidir. Kamunun, mevcut orman yasası ve birikimli bilgisi ile bütüncül bir orman koruma politikası geliştirmesi gerekmektedir. Bu konuda daha sistematik bir bilinç ve tutum sahibi olmalıyız.
Bu bağlamda, Türkiye, İspanya ve Yunanistan’da son günlerde yaşanan ve kentleri tehdit eden yangınlardan çıkan bir diğer ders, tek tek ülkelerin bu tür büyük sorunlar karşısında yetersiz kaldığıdır. Yunanistan'da başlayan yangınların Atina'nın tarihi yerlerine yaklaşmasıyla uluslararası yardım talep edildiğinde, Türkiye'nin de aynı anda acil uçak ve helikoptere ihtiyaç duyduğu görülmüştür. Türkiye'nin Yunanistan’a bir uçak ve helikopter göndermesi, iki ülkenin dayanışma içinde olması gerektiğini göstermiştir. Bu durum, aynı anda birçok yerde başlayan yangınların söndürülmesinde zorluk yaşandığını ve yetkililerin çoğu zaman çaresiz kaldığını ortaya koymaktadır.
Bu ve benzeri durumlarda, orman yangınlarına karşı bütüncül bir yaklaşımla ulusal ve uluslararası ölçekte plan ve programlar geliştirilmelidir. Ülkelerin toprak, bitki örtüsü, coğrafi yapısı ve su kaynakları doğru analiz edilerek ekolojik yapıya uygun önlemler alınmalıdır.
Sonuç olarak, orman yangınlarıyla mücadele, bütüncül bir bilgi, bilinç, farkındalık ve tutum gerektirmektedir. Sorunun, insanın bilerek veya bilmeyerek gerçekleştirdiği faaliyetlerden kaynaklandığı gerçeğiyle herkesin sorumlu davranması gerekmektedir. Orman Genel Müdürlüğü'nün bu konudaki görev alanı, tek başına sorunu çözmeye yetmemektedir. Başta yerel yönetimler olmak üzere, sivil toplum örgütleri, diğer kamu kurum ve kuruluşları, orman köylüleri ve gönüllülerin de bu sürece aktif bir şekilde katılması gerekmektedir. Tüm bu paydaşlar arasında koordinasyon sağlanmalı ve bütünleşik bir yaklaşımla hareket edilmelidir.
Bu bağlamda, Orman Genel Müdürlüğü’nün sorumluluk alanında olan ve insan kaynaklı yangınların önlenmesi konusunda sorunun çözümüne odaklı, liyakate dayalı bir yapılanma sağlanmalıdır. Ayrıca, yangın önleme ve söndürme konularında mevzuat yeniden gözden geçirilerek güncellenmeli, eksiklikler giderilmelidir. Gerekli denetim ve önlemler alınmalı, her yönüyle hazırlıklı olunmalıdır. Özellikle yangınların aktif olduğu yaz aylarında, piknik gibi etkinliklere kısıtlamalar getirilmesi faydalı olabilir.
Sonuç olarak, hepimizin oksijen kaynağı olan ormanlar için topyekûn bir mücadele gerekiyor. Başta ilgili ve yetkili birimlerin, yangınların önlenmesi konusunda çok önceden gerekli hazırlıkları yaparak donanımlı hale gelmesiyle, bu felaketlerin kontrol altına alınması mümkün olacaktır.
Orman Yangınlarına Karşı Bütüncül Önlemler: Sorumluluk ve Hazırlık Şart
-
Gündoğdu YILDIRIM
KÜÇÜK İNSANLAR
-
Nusret Kebapçı NATO KAFA…
-
Muazzez Toğrul
BABAM VE ALS FARKINDALIK GÜNÜ
-
Hüseyin TERZİ
BAŞARININ ÖDÜLÜ OLDUĞU GİBİ BAŞARISIZLIĞINDA BİR BEDELİ OLMALI!
-
İsmet KÖSOĞLU
TRT’DEN REZALET ve TOPRAK AĞASI KÜRT
-
Aydın MERTAYAK
Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz
-
Metin TOPÇU
42 YIL UNUTULMAYAN ARKADAŞLIK
-
Muhammet UZUN Adalet Mülkün Temelidir; Peki Temel Sağlam mı?
-
Bayram Arif TURAN
Sanayıcıler ,Ah Almayın ah mustahsılın Ahi tutacak.
-
Fatih Sultan KAR
ÇAY GELDİ RİZE ŞEN OLDU
-

Astrolog Michaela Astro'dan 23 Haziran Uyarısı: "Sözleriniz Kalp Kırabilir"
-

İYİ Parti Rize İl Başkanı Hacısüleymanoğlu'ndan Tandoğan Mitingine Davet
-

İki Dil, Tek Yürek: Hasan Peköz’den “Tez Gel” ile Yeni Bir Müzikal Yolculuk
-

Genel Sağlık-İş'ten Rize'de Sert Tepki: "Sağlık Emekçilerine Reva Görülen Adaletsizlik Kabul Edilemez"
-

Çaya Zam mı Geldi? Çaykur Tiryaki ve Rize Turist Fiyatları Neden Arttı?
-

Rizeli Milli Karateci Hüseyin Kabil Akdeniz Şampiyonu Oldu
-

İl Müdürü Öztürk: "Rize, Sporda Nüfusuna Göre Türkiye'nin En Başarılı İllerinden Biri"
-

Polis Memuru Sergen Berkay Yılmaz'ın Yeni Görev Yeri Trabzon Oldu
-

Eski Siyasetçi Zeki Mayı: "Gençliğin Siyaset ve Sivil Toplumdaki Etkisi Eskiye Göre Zayıfladı"
-

ÇAYKUR Genel Müdürü Alim: "Stevia Rize'de Yetişmiyor, Fabrikayı Çalıştırmak En Büyük Arzumuz"
-

Rizeli Milli Karateci Hüseyin Kabil Akdeniz Şampiyonu Oldu
-

Modern Anadolu Rock’ın Yeni Sesi Serkaner’ den Zamansız Bir Yolculuk: “Harabe” Yayında
-

DİLEK TAŞCI AYAĞINDA KUNDURA İLE GELDİ
-

Eski Muhtar Mehmet Bükey Son Yolculuğuna Uğurlandı
-

Çaykur Rizespor Sol Bek Transferinde Sona Yaklaştı! Hedef Zakaria Ariss













