Ulusal Egemenlikten Monarşiye…

Nusret Kebapçı

28-04-2026 08:09

Bilindiği gibi ulusal bayramlar bir ulusun varoluş hikâyesidir. Bu varoluş mücadelesindeki tüm aşamalar, bizde olduğu gibi tüm dünyada görkemli etkinliklerle kutlanır. Ama biz çok uzun zamandır, daha önce de olduğu gibi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı sadece okullarda ve devlet erkânınca yapılan resmî törenlerle kutladık

 Bayram günü etrafınıza, mahallenize gezdiğiniz yerlere, evlerin pencerelerine dikkatli baktınız mı? Eğer baktıysanız, toplumda bu ulusal bayramlarda bayrak asmanın ne kadar azaldığını sanıyorum fark etmişsinizdir.

Peki, neden yıllardır ulusal bayramlar toplumda ulusal bilinç ve coşku yaratılacak şekilde kutlanmıyor? Bunun, neredeyse 20 yılı aşkın zamandır Türkiye'ye ABD emperyalizminin biçtiği rolle ilgisi var mı?

Olmaması düşünülebilir mi?

ABD, uzun süredir kuvvetler ayrılığının tam olarak uygulandığı Türk ulus devletinden rahatsızdı. 1 Mart Tezkeresi döneminde de bu memnuniyetsizlikleri tavan yaptı.

Ne demişlerdi o günlerde, hatırladınız mı?

"Türkiye ile baş etmek çok zor. İktidarı ikna ediyoruz, karşımıza muhalefet çıkıyor. Muhalefeti ikna ediyoruz, sivil toplum örgütleri ve sendikalar ayağa kalkıyor. Onları da aşsak, bu sefer yargı engeline takılıyoruz. Herkesi ikna etseniz bile, karşınıza hiç hesapta olmayan bir 'ulusal direnç' odağı çıkıveriyor."

İşte bunun için ta o zamandan tüm yetkilerin tek kişide olmasının kendileri için çok önemli olduğu pek çok kez de ifade edilmişti.

Sonuçta bugün adına "Türk tipi başkanlık sistemi" denilen ama hiçbir kontrol mekanizması olmayan bir sistemle yönetiliyoruz desek kesinlikle yanlış olmaz.

Sonra?

Evet, sonrasında yine benzer şekilde “İsrail bölgede ulus devlet istemiyor.” bile denilmedi mi? Bu amaçla bölgedeki Irak, Suriye, Lübnan hedef tahtasına alınıp parçalanmadı mı? İran bu nedenle saldırıya uğramıyor mu?

Bize sürekli olarak din esaslı, ulus kimliğinin olmadığı, dinsel kimlikçilikle ayrışmış, birbiriyle çatışan çok kimlikli bir sistem "Osmanlı Millet Sistemi" adı altında dayatılmıyor mu?

Sırf bunu gerçekleştirebilmek için anayasa değişikliği amacıyla Meclis'te komisyon bile kurulup çalışılmıyor mu?

Yine son olarak ABD temsilcisi geçtiğimiz hafta sonu Antalya'da düzenlenen bir etkinlikte, Ortadoğu'da ulus devletlerin değil, monarşilerin çözüm olduğunu söyleyip diğer Ortadoğu ülkeleriyle birlikte bize ancak monarşiyi uygun gördüklerini üstelik devleti yönetenlerin gözleri önünde, üstelik yüzlerine karşı söylemedi mi?

Sizce bunun karşısında "Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir, başka bir ülkeden talimat almayız, herkes kendi işine baksın" gibisinden herhangi bir cevap verildi mi? Ne gezer.

Çünkü bugün ülkemizi yönetenler kendi geleceklerini ABD ile birleştirmiş olup, adı her ne kadar "Türk tipi başkanlık sistemi" olarak söylense de, neredeyse mutlak monarşi yetkilerine sahip bir iktidar tarafından yönetilmekteyiz.

Ama öncesinde bu kavramı az da olsa biraz açıklayalım ki aklınızda farklı bir soru falan kalmasın.

Doğrusunu isterseniz: Monarşi: Devlet yönetiminin tek bir kişinin (hükümdar) elinde bulunduğu ve bu yetkinin genellikle soya dayalı (saltanat) yollarla aktarıldığı bir yönetim biçimidir. Kelime kökeni olarak Yunanca "monos" (tek) ve "arkhein" (yönetmek) sözcüklerinden türemiştir.

Monarşiler, hükümdarın yetkilerinin sınırlarına göre temel olarak ikiye ayrılsa da bugün ülkemizdeki yetkilere bakılarak değerlendirildiğinde yasama, yargı ve yürütmenin tek kişide toplandığı görülmektedir.

Ayrıca her ne kadar görünürde parlamento olsa da, Kanun Hükmünde Kararnamelerle meclis tamamen devre dışı bırakılarak gelecekte ülkemizi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakabilecek kararlar bile tek imza ile yürürlüğe girebilmektedir. Bu kararlar parlamento sisteminde olduğu gibi kamuoyunda tartışılmamakta; ancak yayınlandıktan sonra toplumun, hatta muhalefetin haberi olabilmektedir…

Bugün, tek imzayla Meclis'in neredeyse ruhu bile duymadan zeytinlikler…

Pek çok ilin neredeyse %50'sine yakın toprakları maden sahası ilan edilebiliyorsa…

"rezerv alan" tasarısı adı altında tek imzayla halkın toprağına el konulabiliyorsa…

Köprüler, yollar, havalimanları, limanlar satılabiliyorsa…

Hastaneler satılıp askeri hastaneler bile özelleştirilebiliyorsa…

Bazı şirketlerin vergileri onlarca defa tek imzayla silinebiliyorsa…

Ülkemizin boğazlarına Montrö’ye aykırı olarak ve çok stratejik önemdeki Güneydoğu’ya NATO çok uluslu askeri davet edilebiliyorsa…

Hemen her türden yolsuzlukla ilgili araştırma önergeleri de hiçbir sorgulamaya tabi tutulmadan doğrudan reddediliyorsa…

                      Nasıl bir sistem içinde olduğumuz üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gerekmez mi?

                     Bilinmelidir ki ülkemizin kurtuluşunun tek yolu; yetkili ve sorumsuz cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçilmesi, bakanların yetkili ve sorumlu olduğu, güvenoyu ile göreve gelip güvensizlikle görevden gidebildiği, hesap verilebilirliğin bulunduğu eski parlamenter sisteme geri dönülmesidir.

                     Gerisi hikâyedir.

27 Nisan 2026

 

DİĞER YAZILARI ÇAKAR LAMBA AYRICALIĞI VE NEOLİBERALİZM 01-01-1970 03:00 TALAN… 01-01-1970 03:00 PEKİ, KİM SUÇLU? 01-01-1970 03:00 BU ÇOCUKLARA NE OLDU? 01-01-1970 03:00 Devlet Özelleştirilirse… 01-01-1970 03:00 Aslında Ne Oluyor? 01-01-1970 03:00 Devletin Milleti Olmazsa… 01-01-1970 03:00 İran, ABD’nin Vietnam’ıdır 01-01-1970 03:00 Laiklik Ve Ulus Olmak… 01-01-1970 03:00 Fatma Nur Öğretmen'i Kim Öldürdü? 01-01-1970 03:00 BUGÜN İRAN, YA YARIN? 01-01-1970 03:00 Raporun Şifreleri Ve Ulus-Devletin Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 ULUS OLMAK YA DA OSMANLICILIK… 01-01-1970 03:00 TÜRK SORUNU… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETİN SAHİBİ YOK… 01-01-1970 03:00 Bayrak Sadece Direkten Mi İner? 01-01-1970 03:00 Karnedeki Atatürk… 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZMLE DOST OLMAK… 01-01-1970 03:00 Emperyalizmin Kanlı Döngüsü: Musaddık’ tan Maduro’ ya 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret: Bir Ulusun Ve Pazarın Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 Algıyla Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Terör, Af Ve Federasyon: Bop'un Son Perdesi Mi? 01-01-1970 03:00 1919'DAN ÖNCE… 01-01-1970 03:00 Neoliberalizmle Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Milliyetçi Misiniz, Muhafazakâr Mı? 01-01-1970 03:00 Türkiyelilik Tuzağı: Kimliğimize Yönelik Sessiz Savaş 01-01-1970 03:00 ATATÜRK’Ü ANLAMAK, BÜYÜK PLANI GÖRMEKTİR… 01-01-1970 03:00 Ulus Bilinci: Emperyalizme Karşı Direnişin Anahtarı 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetten 102 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 YÜZ YILLIK SENARYO 01-01-1970 03:00 VEKÂLET BİTER, AYRICALIK BİTMEZ: MİLLETVEKİLLİĞİ 01-01-1970 03:00 OLAYLARA ULUS BİLİNCİYLE BAKMAK 01-01-1970 03:00 MEŞRUİYET ARAYIŞI 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik Derken… 01-01-1970 03:00 BİR 12 EYLÜL HİKÂYESİ… 01-01-1970 03:00 CHP 01-01-1970 03:00 "ULUSAL EROZYON" 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR… 01-01-1970 03:00 ŞIŞTTT, HALA UYANMAYACAK MISINIZ? 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETE KİM DÜŞMAN OLUR? 01-01-1970 03:00 KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ… 01-01-1970 03:00 Neden Yanıyoruz? 01-01-1970 03:00 Milletin Adı Türkiye mi? 01-01-1970 03:00 BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR? 01-01-1970 03:00 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEMİŞKEN… 01-01-1970 03:00 Mutlak Butlan’ dan Anayasa Değişikliğine 01-01-1970 03:00 Pirincin İçindeki Beyaz Taş… 01-01-1970 03:00 SIRA KİMDE? 01-01-1970 03:00 YENİ ANAYASA, YENİ DEVLET... 01-01-1970 03:00 GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK 01-01-1970 03:00 Açılım ve Ulus Devletin Dönüşümü… 01-01-1970 03:00 19 Mayıs'tan 106 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİ VE BÖLGESEL GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 BİR DEVLET NEYİ KORUR? 01-01-1970 03:00 ULUSAL BAYRAMLAR BİR ULUSUN VAR OLUŞ HİKÂYESİDİR… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU? 01-01-1970 03:00 Çalıştaydan Yeni Anayasa Arayışlarına Kritik Bakış. 01-01-1970 03:00