TÜRK SORUNU…

Nusret Kebapçı

10-02-2026 09:33

Belki ilk bakışta, "Acaba yanlış mı yazıldı?" bu başlık "Yıllardır söylenegelen o malum 'Kürt Sorunu' olmayacak mıydı?" diyebilirsiniz. Ama hayır. Ne yanlışlıkla yazıldı ne de bu başlıkla farklı bir anlam ifade edilmekte. İsterseniz konuyu biraz farklı bir açıdan ele alalım ki mesele gerçek anlamda açıklığa kavuşabilsin.

Şöyle bir düşünün... Yıllardır hemen her ortamda bir "sorun" olduğu konusunda propaganda yapanlar; devletin en üst kademelerine gelebilmekte, mülk edinebilmekte hatta mecliste temsil edilebilmekte ve bu konularla ilgili olarak hiçbir engelle karşılaşmamaktadırlar. Öyle ki bakanlık, müsteşarlık, genel müdürlük hatta ordu komutanlığı gibi en kritik görevlere geldikleri halde bu göreve gelenlerle ilgili kimsenin dinsel veya etnik kimliğinin sorgulanmaması sanıyorum herkesin malumudur.

Çünkü 1923’te kurulan Cumhuriyetle biz bir ulus-devlet olduk. Ulus-devlette, alt kimliklerden bağımsız olarak belirlenen "ulusal kimlik" esas olmaktadır. Böyle olunca da ülkenin her ferdi, etnik kökeni dini kimliği ne olursa olsun, Cumhuriyetin eşit yurttaşıdır. Demek istediğim: Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin, ulus-devletin bir bileşeni olan Kürtlerle hiçbir sorunu yoktur. Yoktur ama birilerinin Türk ulus-devletiyle ve "Türk" ulusal kimliğiyle sorunu olduğu hiçbir kuşkuya yer bırakılmayacak kadar açıktır!

Şöyle bir düşünün: Sizce yıllar öncesinde ülkemiz açısından hedeflediğimiz; güçlü bir tarım ülkesi olmak yanında sanayide, ticarette, bankacılıkta, madencilikte dünyanın en ileri ülkeleri olmak gibi hedeflerimizin ortadan kaldırılıp; ülkede tarım, hayvancılık, sanayi ve madenciliğin hatta eskiden yapılan köprü ve otoyolların bile yabancı şirketlere haraç mezat teslim edilmesiyle; yıllardır yapılmaya çalışılan ve şimdi ancak "terörsüz Türkiye" ile bir fırsat yakaladıklarını düşündükleri anayasa değişikliği arasında bir ilişki var mı? Olmaz mı, alası var.

Çünkü emperyalizm sömürge durumuna getirdiği ülkenin tekrar birleşik bir ulus olup ekonomisini ayağa kaldırıp kendi pazarı üzerinde egemen olmasını istemez. Zaten olayları değerlendirirken ülkesinde çok kimlikliliği, çok dilliliği savunan siyasi anlayışın ekonomik olarak da ülkesini küresel sermayeye teslim etmek istediği artık görülmek zorundadır. Hatta bu konuda şöyle bir tespit yapsak sanıyorum yanlış olmaz; aslında bunu sadece ülkeyi yönetenler için değil her türden muhalefet için de söylemek mümkün: Ülkesinin ekonomisini yabancı sermayeye teslim etmeyi hedef koyup, devletin küçültülmesini isteyen her türden anlayış, siyasette de sözde demokrasi adına etnik ve dinsel kimlikciliği, yani çok dilli ve kültürlü bir yapıyı savunmak zorundadır. Bu iki kere iki dörttür.

İşte yıllardır Anayasa'nın ilk dört maddesiyle birlikte, 42. ve 66. maddeleri kaldırmak isteyenlerin tamamının ekonominin küresel sermayeye teslim edilmesini savunan neoliberal ekonomik sistemden yana olmaları tesadüf olmadığı gibi; aynı anlayışın Türk ulus-devletinin temel ilkelerini hedef alarak akıllarınca federatif sistemi dayatmış olmaları da asla rastlantıyla açıklanamaz.

Bu yüzden "Türk Devleti" kavramına karşı çıkıp "Türkiyeli" tabirini pazarlayanlar; aslında 100 yıl önce tarihin çöp sepetine attığımız Osmanlı tipi "millet sistemi" özlemini modern kelimelerle ambalajlamaktadırlar. Bugün “Anayasal Vatandaşlık” adı altında etnik ve dini kimliklere kapı aralamak da, birey temelli hakları sonlandırıp etnik temelli paralel yapılar oluşturmak anlamına gelmez mi? Buna bir de "ana dilde eğitim" ve "ana dilde kamu hizmeti" alınmasını da eklediğinizde sonuç ne olur bence düşünülmesi gerekiyor...

Bakın, bugün dünyanın gelişmiş ülkeleri dediğimiz ve üstünde pek çok etnik ve dinsel kimlikten insanların yaşadığı Almanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler tek resmi dil, yani tek ulus sistemini uygularken; "demokrasi havarisi" kesilen ABD'sinde bile 300'e yakın etnik kimlik olmasına rağmen, birliği sağlayan tek bir resmi dil (fiilen İngilizce) ve ortak bir ulusal kimlik vardır. Samuel Huntington gibi düşünürlerin "Eğer dil birliğimiz bozulursa biz kim olacağız?" diyerek uyardığı o parçalanma korkusu, bugün Türkiye üzerinde bir "hak" gibi pazarlanmaktadır. Keza devasa coğrafyalara sahip Rusya ve Çin gibi ülkeler bile yerel dillere kültürel alan açsalar da, devletin bekası ve siyasi birlik için merkezi dilden asla taviz vermemektedirler. Çünkü biliyorlar ki; okul öncesinden üniversiteye kadar farklı dillerin eğitim sistemine girmesi, buna ana dilde kamu hizmeti de eklendiğinde en fazla bir kuşak sonra insanların birbirleriyle ancak tercüman aracılığıyla iletişim kurabildiği bir duruma yol açacaktır. Bu da en basit tanımla dil birliği yok edilerek, ulusun parçalanması anlamına gelmektedir.

Doğrusunu isterseniz, dünyada iki temel devlet sistemi vardır ve her ikisinin de tanımı evrenseldir. Bunlardan birincisi; her türden etnik kimlikçiliğin bir potada eriyerek üst kimlikte birleştiği sarsılmaz bir ulus-devlet yapısı olan Ergime Potası (Melting Pot). İkincisi ise herkesin kendi kimliği ve diliyle var olduğu, emperyalizmin "parçala ve yönet" taktiğine en uygun zemin olan federe devlet; yani bir anlamda da emperyalizm tarafından dayatılan Osmanlı Millet Sistemi olan Mozaik Yapı’dır. Sizce bunlardan hangisi emperyalizm tarafından daha kolay yutulur? Değilse küresel sermayenin sözde demokrasi adına "çok kültürlülük" maskesiyle sunduğu yapının bir "parçalanma tuzağı" olduğunu anladığınızda, umarım hiçbir şey için geç kalınmaz.

09.02.2026

Nusret KEBAPÇI

DİĞER YAZILARI SAHİ NE OLDU BİZE… 01-01-1970 03:00 ANAYASAL MONARŞİ 01-01-1970 03:00 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE KAYYUMUN ARKA PLANI 01-01-1970 03:00 MUTLAK BUTLAN 01-01-1970 03:00 19 MAYIS: BİR ULUSUN BAĞIMSIZLIK YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 ÇAKAR LAMBA AYRICALIĞI VE NEOLİBERALİZM 01-01-1970 03:00 TALAN… 01-01-1970 03:00 Ulusal Egemenlikten Monarşiye… 01-01-1970 03:00 PEKİ, KİM SUÇLU? 01-01-1970 03:00 BU ÇOCUKLARA NE OLDU? 01-01-1970 03:00 Devlet Özelleştirilirse… 01-01-1970 03:00 Aslında Ne Oluyor? 01-01-1970 03:00 Devletin Milleti Olmazsa… 01-01-1970 03:00 İran, ABD’nin Vietnam’ıdır 01-01-1970 03:00 Laiklik Ve Ulus Olmak… 01-01-1970 03:00 Fatma Nur Öğretmen'i Kim Öldürdü? 01-01-1970 03:00 BUGÜN İRAN, YA YARIN? 01-01-1970 03:00 Raporun Şifreleri Ve Ulus-Devletin Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 ULUS OLMAK YA DA OSMANLICILIK… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETİN SAHİBİ YOK… 01-01-1970 03:00 Bayrak Sadece Direkten Mi İner? 01-01-1970 03:00 Karnedeki Atatürk… 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZMLE DOST OLMAK… 01-01-1970 03:00 Emperyalizmin Kanlı Döngüsü: Musaddık’ tan Maduro’ ya 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret: Bir Ulusun Ve Pazarın Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 Algıyla Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Terör, Af Ve Federasyon: Bop'un Son Perdesi Mi? 01-01-1970 03:00 1919'DAN ÖNCE… 01-01-1970 03:00 Neoliberalizmle Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Milliyetçi Misiniz, Muhafazakâr Mı? 01-01-1970 03:00 Türkiyelilik Tuzağı: Kimliğimize Yönelik Sessiz Savaş 01-01-1970 03:00 ATATÜRK’Ü ANLAMAK, BÜYÜK PLANI GÖRMEKTİR… 01-01-1970 03:00 Ulus Bilinci: Emperyalizme Karşı Direnişin Anahtarı 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetten 102 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 YÜZ YILLIK SENARYO 01-01-1970 03:00 VEKÂLET BİTER, AYRICALIK BİTMEZ: MİLLETVEKİLLİĞİ 01-01-1970 03:00 OLAYLARA ULUS BİLİNCİYLE BAKMAK 01-01-1970 03:00 MEŞRUİYET ARAYIŞI 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik Derken… 01-01-1970 03:00 BİR 12 EYLÜL HİKÂYESİ… 01-01-1970 03:00 CHP 01-01-1970 03:00 "ULUSAL EROZYON" 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR… 01-01-1970 03:00 ŞIŞTTT, HALA UYANMAYACAK MISINIZ? 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETE KİM DÜŞMAN OLUR? 01-01-1970 03:00 KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ… 01-01-1970 03:00 Neden Yanıyoruz? 01-01-1970 03:00 Milletin Adı Türkiye mi? 01-01-1970 03:00 BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR? 01-01-1970 03:00 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEMİŞKEN… 01-01-1970 03:00 Mutlak Butlan’ dan Anayasa Değişikliğine 01-01-1970 03:00 Pirincin İçindeki Beyaz Taş… 01-01-1970 03:00 SIRA KİMDE? 01-01-1970 03:00 YENİ ANAYASA, YENİ DEVLET... 01-01-1970 03:00 GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK 01-01-1970 03:00 Açılım ve Ulus Devletin Dönüşümü… 01-01-1970 03:00 19 Mayıs'tan 106 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİ VE BÖLGESEL GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 BİR DEVLET NEYİ KORUR? 01-01-1970 03:00 ULUSAL BAYRAMLAR BİR ULUSUN VAR OLUŞ HİKÂYESİDİR… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU? 01-01-1970 03:00 Çalıştaydan Yeni Anayasa Arayışlarına Kritik Bakış. 01-01-1970 03:00