Yolsuzluk bu günün sorunu değil tabii ki. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk döneminde de pek çok enteresan olay var.Mustafa Kemal Atatürk’ün bu olaylara karşı tavırlarını , yaptıklarını bu günlerle karşılaştırınca insan kahroluyor , büyük öndere hayranlığı katlanıyor.Lütfen sabırla okuyun ;
Yüce Divan’ın Cumhuriyet döneminde verdiği ilk mahkumiyet kararı Mustafa Kemal Atatürk dönemindedir. Yavuz zırhlısının onarım işinin verildiği Fransız şirketine hükümetin bilgisi olmaksızın ayrıcalıklar tanınması nedeniyle Denizcilik bakanı olan Kurtuluş Savaşı komutanlarından ve 1.nci İstiklal Mahkemesi eski başkanı İhsan Eryavuz Paşa dokunulmazlığı kaldırılarak Divan’ı Ali’ye sevkedilmiş , görevi kötüye kullanmaktan ve rüşvet alma girişiminden 2 yıl ağır hapis cezası almıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın arkadaşı olan Ticaret Bakanı Ali Cenani bey ; 500 bin liralık zahire yolsuzluğu nedeniyle 14 Nisan 1928’de dokunulmazlığı kaldırılarak Yüce Divan’a sevk edilmiş ve hapis cezası almıştır.
Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu’nun Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa ile nüfuzunu kullanarak menfaat ilişkisi kurduğunu öğrenerek görevden almıştır.
Gazi ; kendisine altın kaplı ve pırlantalarla süslü çok pahalı bir tabak hediye eden sanayici Şakir Zümre’nin bu hediyesinden şüphelenmiş ve Milli Savunma Bakanlığından çok büyük ihaleler aldığını öğrenmiştir. Soluğu Savunma Bakanı Recep Peker’in evinde alan Atatürk Recep Peker’e “dün Şakir Zümre’den rüşvet aldım” demiştir. Recep Peker “olur mu Paşan kaç senelik arkadaşınız size armağan vermiştir.” dediğinde Atatürk’ün cevabı çok sert olur ; “Şakir senin bakanlığa öte beri satıyormuş , kim bilir arkadaşın sana ne armağanlar getirmiştir.” Bu söz üzerine Recep Peker istifa etme kararı almış ancak Başbakan İsmet İnönü Recep Peker’in tek başına istifasının dedikodulara neden olacağını düşünerek hükümetin istifasını vermiş , daha sonra Recep Peker olmaksızın yeniden hükümet kurmuştur.
Yine bir gün Milli Savunma Bakanlığının açtığı silah alım ihalesinde bir milletvekilinin ihale takipçiliği yaptığı Atatürk’ün kulağına gelmiştir. Bu milletvekili meşhur Kılıç Ali’nin ablasının kocası Maraş milletvekili Mithat Alan’dır. Atatürk yanında Kılıç Ali olduğu halde Mithat Alan’ın evine baskın yapar. Sohbet sırasında Mithat beye işler nasıl diye sorar. Mithat Alan “milletvekili olunca ticaret işlerini dağıttım” der.Paşa ; “demek yanlış biliyormuşum senin için bazı temsilcilikler yapıyor demişlerdi.” der. Mithat Alan bunun üzerine “Paşam Çekoslavakya ve Fransa’da ki iki şirketin burda ki işlerini gözetirim , karşılığında yüzde bir komisyon alırım” der. Mustafa Kemal Mithat Alan’a şöyle seslenir ; “Bir milletvekili demek, o ülkenin en yetişkin insanı demektir. Millet için yararlı olabilmesi buna bağlıdır. Onun için dokunulmazlığı vardır. Milletvekili beyaz eldivenli adam demektir. Ben arkadaşlar arasında eldivenini lekeleyen birilerinin olacağına inanmak istemiyorum. Milletvekili milletin vekilidir, milletin derdiyle uğraşacak.” der ve veda etmeden kalkıp evden çıkar. Mithat Alan ertesi gün milletvekilliğinden istifa eder.
Atatürk döneminin ders niteliğinde ki bir diğer olayı ise Bomonti Bira Fabrikası olayıdır. Atatürk ; Ankara’da Orman Çiftliğinde kurduğu bira fabrikasının sabote edilmesinden ve İsmet İnönü’nün fabrikayı eleştirmesinden rahatsız olarak gizli bir tahkikat yaptırdığında işin arkasında Bomonti Bira Fabrikasının ortağı olan İsmet İnönü’nün kardeşi Hasan Rıza Temelli’nin olduğunu öğrenir. Hatta Kambur Rıza lakaplı Hasan Rıza’nın İstanbul’da validen defterdara bütün idarecileri canlarından bezdirdiğini , Denizcilik İşletmelerine fahiş fiyatla kömür sattığını , nüfuzunu kullanarak komisyonculuk yaptığını öğrenir. Atatürk bunun üzerine İstanbul’da bira şişeleme fabrikası kurulması emrini verir. Bunu içerleyen İsmet İnönü Çankaya’da sofrada yüksek sesle Atatürk’e çıkışır ; “Ne oldu paşam size, Eskiden böyle değildiniz. Artık emirlerinizi hep sofradan mı alacağız?” Atatürk’ün İsmet Paşa’ya cevabı kısa ve nettir ; “"Görev arkadaşlığımız bitmiştir. Ama dostluğumuz devam edecek." İsmet İnönü buna rağmen günlerce istifa etmemekte direnerek Meclisin açılacağı Ekim ayına kadar görevde kalmak için izin istemişse de Atatürk ; “hayır öyle yapmayacağız , sen yarın istifa edeceksin , ben de Celal Bayar’ı tayin edeceğim” der. Ve paşa 25 Ekim 1937’de istifa eder.
Aziz ruhun şad olsun büyük önder…