Emperyalizmin Kanlı Döngüsü: Musaddık’ tan Maduro’ ya

Nusret Kebapçı

06-01-2026 09:36

Bilindiği üzere 3 Ocak günü ABD, bir yandan Venezuela’yı bombalarken diğer yandan da Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini tam bir haydutlukla kaçırarak yargılanmak üzere ABD’ye getirdi. Tabii durum böyle olunca, ülkemizdeki ABD yanlıları da "fırsat bu fırsat" diyerek Maduro karşıtı kampanyalarına hemen başladılar. Maduro’nun ne diktatörlüğü kaldı ne de antidemokratikliği... Hatta içlerinde; ABD’nin hedef aldığı bu Latin Amerika ülkelerinin doğrudan ABD eyaletlerine katılması gerektiğini söyleyenler bile çıktı.

Tabii bunları dinlerken, bunların hayatlarında bir kez bile ABD emperyalizmine veya İsrail’e karşı çıkmadıklarını da unutmamak gerekiyor.

Neyse, biz buna takılmadan devam edelim. ABD Maduro’yu görünürdeki hangi gerekçeyle suçluyordu dersiniz? Bunu esas olarak üç nedene dayandırıyorlardı. Birincisi, Chavista yönetiminin terör örgütlerine yardımcı olduğu iddiası. Bir diğeri, ABD’ye uyuşturucu sokulduğu gerekçesiydi ki; zaten ABD donanması bir süredir Venezuela gemilerini bu bahaneyle hedef alıyordu. Son olarak da 2024 seçimlerinin usulsüz olduğu ve bu nedenle Maduro’nun meşru olmadığı iddiası…

Şimdi buradan devam edelim. ABD’nin Maduro ve eşini kaçırıp sözde yargılamak üzere ABD’ye getirmesi... Bir devlet başkanının savaşla yenilmeden bir operasyonla ele geçirilmesi olayı bazılarınıza bunun bir ilk olduğu gibi görünebilir ama öyle değil.

Yine 36 yıl önce, yani 1990 yılının 3 Ocak günü Panama Devlet Başkanı Noriega da bir ABD operasyonuyla ele geçirilip yargılanmak üzere ABD’ye götürülmüştü. Buna Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in Irak’ta ele geçirilip öldürülmesi de eklendiğinde, ne yazık ki bu konuda üçüncü örnek olmaktadır.

Şimdi bazıları Maduro’nun kaçırılmasının ardından emperyalizmin ağzıyla sözde demokrasi, özgürlük ve insan hakları mavalları okuyorlar ya; aslında bu durum ABD ve genel olarak emperyalizm açısından hiç de ilk değil. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde emperyalizm, "Ben o ülkenin kaynaklarına el koyacağım, sonuna kadar sömüreceğim, o ülkeyi bir daha toparlanamamak üzere atomlarına kadar ayıracağım" demez.

Ya ne der? Demokrasi, insan hakları ve özgürlük…

İsterseniz tarihi biraz geriye saralım ve ABD emperyalizminin yalanlarla hangi ülkelere müdahale ettiği konusunda biraz kafa yoralım, ne dersiniz? Yıl 1953... İran’da Musaddık iktidara geliyor. İlk olarak ne yaptı dersiniz? Evet, tahmin ettiğiniz gibi önce petrolü millileştirdi ve emperyalist petrol şirketlerini ülkeden kovdu. Ya sonra… Sonrasında komünizme yaklaştığı ve SSCB’nin kontrolüne girdiği gerekçesiyle ABD tarafından darbeyle devrildi ve petrol tekrar Batılı şirketlerin kontrolü altına girdi.

Ya Afganistan? Usame Bin Ladin’i aramak gerekçesiyle işgal edilmedi mi? Bulundu mu? Hayır. Ama İkiz Kulelere yapılan saldırının failini yakalamak gibi sözde haklı bir gerekçeyle dünya kamuoyunu arkasına alarak o ülke işgal edildi ve iliklerine kadar sömürüldü.

Sanki Irak’ta durum çok mu farklıydı? Aslında değildi. Saddam Hüseyin de benzer diğer ülkeler gibi iktidara geldiğinde Irak halkının hizmetine sunmak üzere petrolü millileştirmişti. Ama sonra hiçbir şekilde bulunamayan "kimyasal silah" hikâyesi uydurularak ortadan kaldırıldı ve bilindiği gibi bugün Irak paramparça…

Emin olun Libya ve Kaddafi konusu da diğerlerinden çok farklı değil. Kaddafi de iki önemli konuda çaba harcıyordu: Biri Afrika Birliği, diğeri ise doların etkisinden kurtularak dış ticareti altına dayalı bir para birimi üzerinden yapma planıydı. Sonuçta emperyalizmden bağımsız olmaya çalışmanın bedelini, ülkesinin paramparça edilmesi ve kendisinin öldürülmesiyle ödedi.

Yakın zamanda devrilen Suriye Devlet Başkanı Esad’a gelince; o da ABD emperyalizmine ve İsrail saldırganlığına karşı direnmenin bedelini, bugün ülkesinin paramparça edilmesi ve topraklarını terk etmek zorunda kalarak ödedi. Bugün o ülke üzerinde ABD ve İsrail söz sahibi.

Venezuela’ya gelince... Venezuela, dünyada en çok petrol bulunan ülke olmasının yanında, doğal gaz rezervi olarak da dünyada 6. durumdadır. Ayrıca altın başta olmak üzere, "nadir toprak elementleri" olarak bilinen kaynakların en zengin olduğu ülkelerden biridir. 2007 yılında Hugo Chavez, Orinoco ‘da faaliyette bulunan ABD ve Batılı petrol şirketlerine bir çağrıda bulunarak; şirketlerin çoğunluk hisselerinin, yani en az yüzde 60’ının devlet şirketi olan PDVSA’ya devredilmesi konusunda uyardı.

Buna göre bu şirketlerin önünde yalnızca iki seçenek bulunuyordu: Ya bu şartları kabul edeceklerdi ya da ülkeden çıkacaklardı. Yeni sözleşmeyi kabul etmeyen Exxon Mobil bunu hukuka aykırı olarak niteleyerek faaliyetlerini durdurdu. Sonrasında, 2010 yılından itibaren Venezuela çok ağır bir ambargoya maruz kaldı. Petrolü var, madenleri ve doğal gazı var ama satıp ülkesine gelir sağlayamıyor. Bu da ister istemez ülkedeki ekonomik durumu korkunç derecede kötüleştirdi; halkı yoksullaştırarak mevcut yönetime tepki göstermeye kadar vardırdı.

Petrolü, doğal gazı, madenleri var ama satamıyor. Ambargo, yoksulluk, iç karışıklık... Ve nihayet liderinin kaçırılması. Bu süreç bize gösteriyor ki: bugün Venezuela’nın başına gelen, yarın başka bir ülkenin; İran’ın ve Türkiye’nin başına pekâlâ gelebilir.

Çünkü bilinmeli ki emperyalizmin dizginlenmeyen iştahı, kaynaklarına sahip çıkan her ulusu hedef tahtasına koymaktadır. Hem zaten birileri tarafından sıklıkla ulus devletin istenmeyip Osmanlı millet sistemi denilen din esaslı çok parçalı bir yapı istenmesi de boşuna değil. Demek istediğim; buna karşı koymanın yolu emperyalizmle dost olarak, onunla iyi geçinerek her dediğini yapmak değil; laiklik temelinde ulusal birliği sağlayarak, her türden zor koşulda bile kendi sanayimize, tarımımıza, ekonomimize sahip çıkmaktan geçmektedir.

Ne demişti Kissinger:

“ABD’nin düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ama dostu olmak ölümcüldür.”

Çünkü emperyalizme elinizi verdiğinizde kolunuzu kurtaramazsınız.

05.01.2026

Nusret KEBAPÇI

 

DİĞER YAZILARI 19 MAYIS: BİR ULUSUN BAĞIMSIZLIK YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 ÇAKAR LAMBA AYRICALIĞI VE NEOLİBERALİZM 01-01-1970 03:00 TALAN… 01-01-1970 03:00 Ulusal Egemenlikten Monarşiye… 01-01-1970 03:00 PEKİ, KİM SUÇLU? 01-01-1970 03:00 BU ÇOCUKLARA NE OLDU? 01-01-1970 03:00 Devlet Özelleştirilirse… 01-01-1970 03:00 Aslında Ne Oluyor? 01-01-1970 03:00 Devletin Milleti Olmazsa… 01-01-1970 03:00 İran, ABD’nin Vietnam’ıdır 01-01-1970 03:00 Laiklik Ve Ulus Olmak… 01-01-1970 03:00 Fatma Nur Öğretmen'i Kim Öldürdü? 01-01-1970 03:00 BUGÜN İRAN, YA YARIN? 01-01-1970 03:00 Raporun Şifreleri Ve Ulus-Devletin Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 ULUS OLMAK YA DA OSMANLICILIK… 01-01-1970 03:00 TÜRK SORUNU… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETİN SAHİBİ YOK… 01-01-1970 03:00 Bayrak Sadece Direkten Mi İner? 01-01-1970 03:00 Karnedeki Atatürk… 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZMLE DOST OLMAK… 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret: Bir Ulusun Ve Pazarın Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 Algıyla Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Terör, Af Ve Federasyon: Bop'un Son Perdesi Mi? 01-01-1970 03:00 1919'DAN ÖNCE… 01-01-1970 03:00 Neoliberalizmle Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Milliyetçi Misiniz, Muhafazakâr Mı? 01-01-1970 03:00 Türkiyelilik Tuzağı: Kimliğimize Yönelik Sessiz Savaş 01-01-1970 03:00 ATATÜRK’Ü ANLAMAK, BÜYÜK PLANI GÖRMEKTİR… 01-01-1970 03:00 Ulus Bilinci: Emperyalizme Karşı Direnişin Anahtarı 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetten 102 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 YÜZ YILLIK SENARYO 01-01-1970 03:00 VEKÂLET BİTER, AYRICALIK BİTMEZ: MİLLETVEKİLLİĞİ 01-01-1970 03:00 OLAYLARA ULUS BİLİNCİYLE BAKMAK 01-01-1970 03:00 MEŞRUİYET ARAYIŞI 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik Derken… 01-01-1970 03:00 BİR 12 EYLÜL HİKÂYESİ… 01-01-1970 03:00 CHP 01-01-1970 03:00 "ULUSAL EROZYON" 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR… 01-01-1970 03:00 ŞIŞTTT, HALA UYANMAYACAK MISINIZ? 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETE KİM DÜŞMAN OLUR? 01-01-1970 03:00 KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ… 01-01-1970 03:00 Neden Yanıyoruz? 01-01-1970 03:00 Milletin Adı Türkiye mi? 01-01-1970 03:00 BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR? 01-01-1970 03:00 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEMİŞKEN… 01-01-1970 03:00 Mutlak Butlan’ dan Anayasa Değişikliğine 01-01-1970 03:00 Pirincin İçindeki Beyaz Taş… 01-01-1970 03:00 SIRA KİMDE? 01-01-1970 03:00 YENİ ANAYASA, YENİ DEVLET... 01-01-1970 03:00 GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK 01-01-1970 03:00 Açılım ve Ulus Devletin Dönüşümü… 01-01-1970 03:00 19 Mayıs'tan 106 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİ VE BÖLGESEL GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 BİR DEVLET NEYİ KORUR? 01-01-1970 03:00 ULUSAL BAYRAMLAR BİR ULUSUN VAR OLUŞ HİKÂYESİDİR… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU? 01-01-1970 03:00 Çalıştaydan Yeni Anayasa Arayışlarına Kritik Bakış. 01-01-1970 03:00