Asgari Ücret: Bir Ulusun Ve Pazarın Tasfiyesi

Nusret Kebapçı

30-12-2025 09:12

Toplum olarak okumayı ve araştırmayı pek sevmediğimizden midir nedir, tarafı olduğumuz siyasi partilerin ekonomik programları hakkında bile en küçük bir bilgimiz yok. Bu nedenle de siyasi tercihlerimiz; araştırarak ve sorgulayarak yapılan bilinçli bir seçimden ziyade, parti liderlerinin hitabetine ve karizmasına dayalı bir "taraftarlık" ilişkisi üzerinden tanımlanabilmektedir.

Haliyle, böyle olunca da elde edilen asgari ücret sonucuna şaşırmamak gerekiyor. Programında devleti küçültmeyi, kamu harcamalarını kısmayı ve ekonomiyi tamamen küresel piyasaların insafına bırakmayı vadeden bir siyasi iradeden; emeği önceleyen ve halkın refahını piyasanın üstünde tutan bir asgari ücret beklemek, eşyanın tabiatına aykırıydı.

Nitekim "dağ fare doğurdu" ve beklenen asgari ücret açıklandı: 28.075 TL.

Bu rakamı bir de Türk-İş’in 2025 yılı verileriyle yan yana koyalım ki manzara biraz daha netleşsin. Dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenmesi için gereken açlık sınırı 29.828 TL, insanca yaşayabileceği yoksulluk sınırı ise 97.159 TL. Yani açıklanan rakam, bir işçinin ailesinin karnını doyurmasına bile yetmiyor.

Peki, bu adaletsizliği kim onaylıyor? 15 kişilik Asgari Ücret Tespit Komisyonu... Yapı zaten baştan belli: 5 Hükümet, 5 İşveren ve sadece 5 İşçi temsilcisi. Kararın salt çoğunlukla alındığı bir sistemde; neoliberal politikaların uygulayıcısı iktidar ve bu ortamdan beslenen işverenlerin, daha oylama yapılmadan sonucu 10’a 5 sermaye lehine bağladığı ortada değil mi?

Ancak asıl görmemiz gereken, "haşlanmış kurbağa" misali adım adım sürüklendiğimiz noktadır. Yıllardır vurguladığım bir gerçek var: Ulusal pazar giderse, ulus da gider. Bir ülkede ulusal pazar parçalanarak küresel sermayeye teslim edilmişse, o pazara dayalı birleşik bir ulus örgütlenmesinin var olma şansı yoktur.

1980’lerden itibaren ülkemizi küresel pazar yapmak adına uygulanan neoliberal politikalar, meyvelerini bugün vermektedir. Eskiden eksik ya da yanlış da olsa milletin ihtiyacı ve kalkınması ön planda tutulurken; bugün devlet, küresel sermayenin talimatları doğrultusunda ekonomik olarak adeta yok olma seviyesine getirilmiştir.

Bu durum tesadüf değildir. Ekonomiyi küresel sermayeye teslim eden anlayış, aynı zamanda ulus kimliğinin de karşısında durmaktadır. Halkı ortak ekonomik taleplerde birleşemeyecek şekilde etnik ve dini kompartımanlara bölmek; meydanı sanayileşme derdi olmayan tarikatlara, cemaatlere ve mikro-kimliklere bırakmak bu sistemin "esbab-ı mucibesi"dir. Zaten üst kimlik olarak siyasal İslam’ı benimseyen bir anlayışın, ulusu ve onun ortak adını kabul etmesi doğasına aykırıdır.

Anlaşılması gereken şudur: Aslında biz ne bir savaş yaşıyoruz ne de bitmek bilmeyen, çaresiz bir kriz. Üstelik yoksul bir ülke de değiliz. Eğer öyle olsaydı; "Yap-İşlet-Devret" modeliyle maliyetleri normalin 10 katına ulaşan dolara endeksli geçiş garantili yollara, köprülere ve hasta garantili şehir hastanelerine kaynak ayrılamayacağı gibi ülkenin kaymağını yiyen dev şirketlerin vergileri de bir kalemde silinemezdi.

Gerçek olan şudur: Biz, sosyal devletin ve kamu çıkarının rafa kaldırıldığı bir sistemin içindeyiz. Bu sistemde başarı; ucuz iş gücüyle maliyeti düşürüp dünya pazarıyla rekabet etmeye ve ücretleri insan hayatını tehdit edecek kadar düşük tutmaya endekslidir. Haliyle bunun olabilmesi için de sendikaların zayıflatılması, giderek etkisiz hale getirilmesi gerekmektedir. Bunun için de işler parçalanarak taşeronlaştırılmakta; dolayısıyla işçinin direnci de bu parçalanma nedeniyle kırılmaktadır.

Sonuçta iş dönüp dolaşıp ulusal ekonomiye gelmektedir. Eğer ulusal bir tarım, hayvancılık, sanayi ve maliye politikanız varsa; devlet ekonomide yeniden etkin bir güç haline gelirse halk refah ve gelir seviyesi yüksek, mutlu ve sağlıklı olur. Ama siz ekonomiyi tamamen küresel sermayeye teslim etmişseniz;

Yoksul ve çaresiz...

Başka yolu yok.

29.12.2025

Nusret KEBAPÇI

 

DİĞER YAZILARI SAHİ NE OLDU BİZE… 01-01-1970 03:00 ANAYASAL MONARŞİ 01-01-1970 03:00 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE KAYYUMUN ARKA PLANI 01-01-1970 03:00 MUTLAK BUTLAN 01-01-1970 03:00 19 MAYIS: BİR ULUSUN BAĞIMSIZLIK YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 ÇAKAR LAMBA AYRICALIĞI VE NEOLİBERALİZM 01-01-1970 03:00 TALAN… 01-01-1970 03:00 Ulusal Egemenlikten Monarşiye… 01-01-1970 03:00 PEKİ, KİM SUÇLU? 01-01-1970 03:00 BU ÇOCUKLARA NE OLDU? 01-01-1970 03:00 Devlet Özelleştirilirse… 01-01-1970 03:00 Aslında Ne Oluyor? 01-01-1970 03:00 Devletin Milleti Olmazsa… 01-01-1970 03:00 İran, ABD’nin Vietnam’ıdır 01-01-1970 03:00 Laiklik Ve Ulus Olmak… 01-01-1970 03:00 Fatma Nur Öğretmen'i Kim Öldürdü? 01-01-1970 03:00 BUGÜN İRAN, YA YARIN? 01-01-1970 03:00 Raporun Şifreleri Ve Ulus-Devletin Tasfiyesi 01-01-1970 03:00 ULUS OLMAK YA DA OSMANLICILIK… 01-01-1970 03:00 TÜRK SORUNU… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETİN SAHİBİ YOK… 01-01-1970 03:00 Bayrak Sadece Direkten Mi İner? 01-01-1970 03:00 Karnedeki Atatürk… 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZMLE DOST OLMAK… 01-01-1970 03:00 Emperyalizmin Kanlı Döngüsü: Musaddık’ tan Maduro’ ya 01-01-1970 03:00 Algıyla Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Terör, Af Ve Federasyon: Bop'un Son Perdesi Mi? 01-01-1970 03:00 1919'DAN ÖNCE… 01-01-1970 03:00 Neoliberalizmle Yönetilmek… 01-01-1970 03:00 Milliyetçi Misiniz, Muhafazakâr Mı? 01-01-1970 03:00 Türkiyelilik Tuzağı: Kimliğimize Yönelik Sessiz Savaş 01-01-1970 03:00 ATATÜRK’Ü ANLAMAK, BÜYÜK PLANI GÖRMEKTİR… 01-01-1970 03:00 Ulus Bilinci: Emperyalizme Karşı Direnişin Anahtarı 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetten 102 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 YÜZ YILLIK SENARYO 01-01-1970 03:00 VEKÂLET BİTER, AYRICALIK BİTMEZ: MİLLETVEKİLLİĞİ 01-01-1970 03:00 OLAYLARA ULUS BİLİNCİYLE BAKMAK 01-01-1970 03:00 MEŞRUİYET ARAYIŞI 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik Derken… 01-01-1970 03:00 BİR 12 EYLÜL HİKÂYESİ… 01-01-1970 03:00 CHP 01-01-1970 03:00 "ULUSAL EROZYON" 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR… 01-01-1970 03:00 ŞIŞTTT, HALA UYANMAYACAK MISINIZ? 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLETE KİM DÜŞMAN OLUR? 01-01-1970 03:00 KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ… 01-01-1970 03:00 Neden Yanıyoruz? 01-01-1970 03:00 Milletin Adı Türkiye mi? 01-01-1970 03:00 BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR? 01-01-1970 03:00 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEMİŞKEN… 01-01-1970 03:00 Mutlak Butlan’ dan Anayasa Değişikliğine 01-01-1970 03:00 Pirincin İçindeki Beyaz Taş… 01-01-1970 03:00 SIRA KİMDE? 01-01-1970 03:00 YENİ ANAYASA, YENİ DEVLET... 01-01-1970 03:00 GERÇEK MİLLİYETÇİLİK: TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK 01-01-1970 03:00 Açılım ve Ulus Devletin Dönüşümü… 01-01-1970 03:00 19 Mayıs'tan 106 Yıl Sonra… 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİ VE BÖLGESEL GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 BİR DEVLET NEYİ KORUR? 01-01-1970 03:00 ULUSAL BAYRAMLAR BİR ULUSUN VAR OLUŞ HİKÂYESİDİR… 01-01-1970 03:00 ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU? 01-01-1970 03:00 Çalıştaydan Yeni Anayasa Arayışlarına Kritik Bakış. 01-01-1970 03:00