Uzun zamandır bir roman denemesi üzerinde çalıştığım için sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya ara verdim. Ancak bazı sitemlere maruz kaldığım için en azından Terörsüz Türkiye Yasası hakkında anlatılan ve bilinenlerden farklı bir şeyler söylemem gerekiyor.
Şunu inanarak ve üzülerek söylüyorum ; mevcut Siyasi Partiler Kanunu , Seçim Kanunu ve Meclis İç Tüzüğü , üstüne Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş ile birlikte TBMM’de halk iradesinin tecelli ettiğinden söz edilemez. Meclis sadece liderlerin iradelerinin tecelli ettiği , bürokrasinin kararlarının noter gibi onaylandığı bir haldedir. Tezkere oylamasına hayır diyen TBMM’ye selam olsun.Bu nedenle hiç kimse Terörsüz Türkiye Yasası halk iradesinin ürünüdür demesin. Halk oyuna sunulsa Mecliste evet diyenlerin % 80’inin hayır oyu vereceğine adım gibi eminim. Bu ülkenin başına Fetö’yu bela edip ülkeye 15 Temmuz felaketini yaşatan , çözüm süreci , açılım süreci ; çadır mahkemeler , hendekleri yaşamamıza neden olan , beri ki belediye kadroları rüşvet , fuhuş , uyuşturucu batağına saplanmış , öteki bir dediği öbürünü tutmayan , kapı kapı , parti parti gezip dün kara dediğine bu gün ak diyen omurgasız siyasilere güven duymamakta kendimi sonuna kadar haklı buluyorum.
Neticede PKK silah bırakmasın diyen , silah bıraktılar diye karalar bağlayan kimse yok. Ne Apo , ne Karayılan ne de Bayık’ın örgütün tasfiyesine karar veremeyeceğini , bu konuda tek söz hakkının ABD’ye ait olduğunu hep söyledim. Netice de ABD belirli şartları yerine getirmemiz kaydıyla örgütün tasfiyesine karar verdi ve bizde o şartları yerine getiriyoruz. Bu yüzden Türk Milliyetçileri ve Vatanseverler olarak dikkatli olmak zorundayız.
Terörsüz Türkiye Çerçeve Kanunu metni büyük ölçüde Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporundaki önerileri kapsıyor. Ancak raporda yer aldığı halde bu Kanun metninde yer almayan çok şey var. Komisyon raporunda ; . “Özellikle mahkûmların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dâhil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri
kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir.” İfadeleriyle İmralı canisine umut hakkının önünü açıyordu.
“Bakın görün ; Kurucu Önder’e umut hakkı tanımadık , onun çıkmasına izin vermedik” sözlerine sakın kanmayın. Evet bu kanunda komisyon raporundan farklı olarak APO’ya umut hakkı tanınmasıyla ilgili bir düzenleme yok. Ancak böyle bir düzenleme zaten bu çerçeve yasada yapılamazdı.Umut Hakkı ile ilgili düzenleme ancak 5275 sayılı İnfaz Kanunun 107.nci maddesinde değişiklik yapılarak sağlanabilir.
Umut hakkı müebbet hapis cezasına mahkum olan bir hükümlünün cezasını iyi halli olarak geçirdiği takdirde belirli bir sürenin sonunda tahliye edilmesidir. Bizim ceza infaz mevzuatımızda bu süre ; müebbet hapis cezası alanların 24 yıl , ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında ise 30 yıldır. İdam cezası kaldırıldığında düzenlenen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında devletin güvenliğine , anayasal düzene ve milli savunmaya yönelik suçlarda ise hükümlüler ölünceye kadar cezaevinde tutuluyorlar. İşte ölünceye kadar cezaevinde kalması gereken bebek katili için istenen hak bu. Bu sadece Apo’ya özel bir düzenleme değil ; PKK’lılar , 15 Temmuz hainleri , El Kaide’ciler DEAŞ’çılar da bu haktan yararlanacaklar. Bebek katilinin 2029’da tahliyesinin önü açılacak. Süreç bunu kesin bir şekilde gösteriyor.
Terörsüz Türkiye Yasası bir çerçeve yasa olarak kanun tekniğine aykırı , hukukun temel kavramlarıyla çelişen , Anayasa’nın eşitlik ilkeleriyle bağdaşmayan düzenlemeler içeriyor.
Bu yasanın ön hazırlığını yapan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda; “Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.” denilmekteyse de ; PKK’lı teröristlere yönelik her türlü düzenleme , türü , sonucu ne olursa olsun toplumu bu yönden ciddi şekilde rahatsız edecek , özellikle tahliyelerin başlaması ile toplumsal huzursuzluk ve infial has safhaya ulaşacaktır.
Örgütün tasfiyesi , silah bırakması ile ne kastediliyor ; oldukça muallak , soyut. Anayasal olmayan bir kurula bir nevi yargı yetkisi devrediliyor. Başka isimlerle ortaya çıkacak örgüt türevleri ile ilgili tasarruf ne olacak belli değil. Kurula sınırsız , çerçevesi çizilmemiş bir yetki veriliyor. Örgüt kendini fesh edince yönetici kadro nasıl tasfiye edilecek bu da belirsiz.YPG-KCK ne olacak bu tasfiyenin kapsamında mi bilmiyoruz.
Bu kanunla PKK ve türevlerinin terör örgütü vasfı devam ediyor mu? Örgüt kendini tasfiye etse bile Diyarbakır’da Dağkapı veya İstanbul’da Taksim meydanında PKK bayrağı elinde “Biji Serok Apo” diye slogan atacak adamın eylemi suç olacak mı?
Örgüt üyesi teröristin Kanun’dan yararlanması için ; “ben hata ettim , devletime başkaldırdım , özür ve af diliyorum , pişmanım , artık ülkemin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden yanayım” demesi gibi bir şart yok. “Ben pişman değilim , Kürt halkının özgürlüğü için Faşizme karşı savaştım , üzgün de değilim ; hala Kürtçüyüm , hala TC’nin düşmanıyım” diyen adamın sadece yasadan yararlanmak istiyorum demesi yeterli.
Hadi adamları bıraktınız ; 5 yıl , 10 yıl infazı ertelediniz. Neden Denetimli serbestlik uygula mıyorsunuz? İmza atma , belirli programlara katılma zorunluluğu neden yok. Ortalığa salacağınız bu teröristlere çip mi takacaksınız , nasıl takip edeceksiniz?
Bu adam tahliye olduktan sonra 4.ncü yılda suç işlerse ne olacak? Tahliye olduğu tarihte kalan cezasının tamamını mı yatacak yoksa suç işlemeden geçirdiği 4 yıl cezasından düşecek mi belli değil..?
Kanunda olmasada suça bulaşmamış terör örgütü mensupları ifadesini kullanmak aptallıktır. Terör örgütüne üye olmak zaten tek başına bir suçtur.
Kasten öldürme suçları kapsam dışı bırakılmış , öldürmeye teşebbüs suçu ne olacak ; karakol baskınına gelip ateş eden terörist kimseyi vurmamışsa , şehir meydanında yüzlerce insanın ortasında bomba patlatıp şans eseri kimseyi öldüremeyen caninin cezasının infazını 10 yıl ertelemek hukuki , vicdani ve mantıklı mıdır?
5 ve 10 yıl süreyle infazı ertelenen terörist kanunun 5 ve 6.ncı maddeleri gereğince sadece terör suçu işlerse erteleme kararı kaldırılacak. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olmaksızın cinayet , yaralama , gasp , hırsızlık yapabilirsiniz terörist kardeşler. Yakalanırsanız sadece bu suçların cezasını çekecek ertelenen cezanızı çekmeyeceksiniz. Ohh ne kıyak ne kıyak. Cinayetten hükümlüyken koşullu salıverilen bir müvekkilimin eşine tokat attığı için infazının yakılıp 6 yıl daha cezaevine atıldığı aklıma geldi ; hani Anayasal eşitlik?
Örgüt yöneticileri de bu yasa kapsamına alınmış , insan öldürenler alınmamış. Örgüt yöneticisi TCK 220 gereğince örgüt üyelerinin işledikleri cinayetlerden direk sorumlu tutulup cezalandırılıyor. Nasıl olacak ? Tetik çekmemiş , kimseyi öldürmemiş ; ama Kandil’de ki , Gara’da ki fare deliğinde saldırı planı yapmış , saldırı emri vermiş yöneticiyi af mı ediyorsunuz ? Cevabı Kanunda yok.
Bunlar geçer gider de ; İmrali Canisini sokağa salma , federasyon , ana dilde eğitim , Anayasal vatandaşlık tanımı değiştirilerek Üniter yapı ve Ulus Devlet ilkelerinden taviz verilecek bir süreci bu millete yaşatmaya kimsenin gücü yetmez. Böyle biline