Yaylı, sağlık çalışanlarının farklı kalemlerde ve parçalı şekilde ücret almasını eleştirerek, temel taleplerinin tek kalemde ve emekliliğe yansıyacak bir ücret düzenlemesi olduğunu söyledi.
“Tek kalemde, yoksulluk sınırının üzerinde ücret istiyoruz”
Sağlık çalışanlarının ücret politikasında köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu belirten Yaylı, “Bizler 5 kalemde ücret almak istemiyoruz. Tek kalemde yoksulluk sınırının üzerinde ücretler almak istiyoruz. Bütün almış olduğumuz ücretlerin de emekli olduğumuz zaman maaşımıza, ücretlerimize yansımasını istiyoruz. Bu çok önemli bir konu” dedi.
Yaylı, çalışanların gelirlerinin emeklilik döneminde de karşılık bulması gerektiğini vurguladı.
“Vergi dilimi yüzde 15’te sabitlenmeli”
Sağlık çalışanlarının yıl içerisinde gelir vergisi nedeniyle yaşadığı kayıplara da dikkat çeken Yaylı, vergi dilimlerinin yüzde 15'te sabitlenmesi gerektiğini ifade etti.
Bu konuda sendika olarak toplu sözleşme masasında da gerekli talepleri ilettiklerini belirten Yaylı, sağlık çalışanlarının yıl içerisinde artan vergi yükü nedeniyle gelir kaybına uğramasının önüne geçilmesini istedi.
“İnsanlar yıllık izinlerini rahat kullanamıyor”
Yaylı’nın gündeme getirdiği bir diğer konu ise sağlık çalışanlarının yıllık izinlerinde yaşanan ücret kesintileri oldu.
Sağlık çalışanlarının bir yıl boyunca yoğun tempoda çalıştıktan sonra kullandıkları yıllık izinlerde maaşlarının düşmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Yaylı, “İnsanlar bir yıl çalışıyorlar. 10 gün, 15 gün yıllık izin alacaklar. Onda da rahat rahat yıllık izin alamıyorlar. Neden? Çünkü paraları kesiliyor. Bu acilen değiştirilmesi ve düzeltilmesi gereken bir konu” ifadelerini kullandı.
“İzole hastaya günlerce hizmet veren personel neden riskli sayılmıyor?”
Sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı risklerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yaylı, özellikle izole ve bulaşıcı hastalara hizmet veren personelin riskli gruplar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaylı, hastanelerde ve evde bakım birimlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının riskli hastalara doğrudan hizmet verdiğini belirterek, sistemdeki çelişkiye dikkat çekti.
“10 dakika önce servisten ya da evde bakımın baktığı hasta yoğun bakıma inince riskli hasta oluyor. O birimde riskli değerlendirilirken, 10 dakika önce ona günlerce bakan sağlık personeli arkadaşımız riskli olmuyor. Böyle bir çelişki olabilir mi?” diye konuştu.
Yaylı, hastanelerdeki bütün birimlerin risk durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gece çalışması ödemesi Danıştay’a taşındı
Gece çalışmasına ilişkin düzenlemeye de değinen Yaylı, 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında saat 20.00 ile 08.00 arasında yapılan çalışmalara ilişkin ek ödeme düzenlemesinin uygulamada farklılaştırıldığını savundu.
Sağlık Bakanlığı’nın düzenlemeyi fazla mesainin yüzde 10’u şeklinde uyguladığını belirten Yaylı, bunun sağlık çalışanları açısından mağduriyet oluşturduğunu söyledi.
Yaylı, “İyi bir sendika olduğumuz için bu konuyu hemen Danıştay’a taşıdık. Şu an davamız ve hukuki mücadelemiz devam ediyor” dedi.
“Aile yılı deniyor ama eşler birbirinden uzakta”
Yaylı, 3+1 istihdam modeli nedeniyle aile bütünlüğünün de zarar gördüğünü savundu.
Özellikle 3+1 kapsamında atanan sağlık çalışanlarının, bazı istisnai durumlar dışında eşlerinin yanına tayin olamadığını belirten Yaylı, “Biz şimdi aile yılı diyoruz. Eşler bir arada değil. 3+1 ile atanan eşlerin tayin hakları yok. Böyle bir mağduriyet olabilir mi? Aile yılı diyoruz, eşler birbirinden uzakta” ifadelerini kullandı.
Sendika olarak kamuda 3+1 ve benzeri uygulamaların sona erdirilmesini istediklerini belirten Yaylı, sağlık çalışanlarının kadrolu ve güvenceli şekilde istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
“Sağlık çalışanları hukuki güvence altına alınmalı”
Bünyamin Yaylı’nın açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de sağlık çalışanlarının malpraktis davaları karşısında yaşadığı endişeler oldu.
Sağlık çalışanlarının özellikle riskli ameliyat ve işlemler konusunda ciddi bir hukuki baskıyla karşı karşıya kaldığını savunan Yaylı, bu durumun sağlık hizmetlerinin niteliğini de olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
“Sağlık çalışanı arkadaşlarımız çok büyük, aşırı derecede yük getiren süreçlerle karşı karşıya kalıyor” diyen Yaylı, hekimlerin riskli ameliyatlardan kaçınmaya başladığını ileri sürdü.
Yaylı, sağlık sisteminde hekimlerin riskli vakaları üstlenmesini teşvik edecek güvence mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirterek, “Devlet bu arkadaşlarımıza, bu çalışan kardeşlerimize bu güvenceyi vermezse o zaman biz bu işi düzeltemeyiz. Çalışanlarımızın hepsinin bu konuda hızlı bir şekilde devlet tarafından koruma altına alınması gerekiyor” dedi.
Genel Sağlık-İş Rize İl Temsilcisi Bünyamin Yaylı, sağlık çalışanlarının ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan daha güçlü bir güvenceye kavuşturulmasının sağlık hizmetlerinin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.
İlyas GÜR
Editör

















